Yenisey Yazıtlarında Geçen Türk Boyları Üzerine Notlar

Doç. Dr. Erhan Aydın

Bugün sayısı 200’e yaklaşan ancak tam olarak kaç tane olduğu konusunda çelişkili bilgiler bulunan Yenisey yazıtları, Moğolistan yazıtları kadar şanslı değillerdir. Kimi yazıtların nerede oldukları konusunun karışıklığı, bir bölümünün dikildiği yerde bulunması veya koruma altına alınanların da durumlarının çok iyi olmaması ve en önemlisi en azından ülkemizde yapılan yayınların yok denecek kadar az olması düşünüldüğünde neden Yenisey yazıtlarının Moğolistan yazıtlarına göre daha şanssız oldukları sorusunun yanıtı kendiliğinden verilmiş olur.

18. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren keşfedilen Yenisey yazıtları satır sayılarının azlığı ve düzensiz yazılmış olmaları, özellikle Türk dili alanı dışında çalışan bilginlerin ilgisini çekmemiştir. Elbette bunun en önemli nedenlerinden birisi bu yazıtların tamamının tarihsiz oluşu ve günümüz mezar taşlarındaki veciz ifadelere benzeyen kimi kalıplaşmış ibare ve cümleler içermesidir.

Ancak yine de Elegest I (E 10), Begre (E 11), Açura (E 26), Altın-Köl I (E 28), Altın-Köl II (E 29), Hemçik-Çırgakı (E 41), Köjeelig-Hovu (E 45), Abakan (E 48) gibi çok satırlı yazıtlardan çeşitli bilgiler elde etmek mümkündür.

Bu bildiride elimizde metni bulunan 160 civarındaki yazıttan Türk boylarıyla ilgili bilgiler derlenmiş ve bu boylarla ilgili bilinenlere yeni bilgiler eklenmeye çalışılmıştır.

Aşağıda Yenisey yazıtlarında geçen boy adları alfabetik sıra ile verilmiştir. E kısaltması yazıtın uluslararası kimliğini göstermede kullanılan bir işaret olup bu işaretin hemen ardındaki rakam, yazıtın numarasını göstermektedir. Metnin ardından günümüz Türkçesine çeviri, olabildiğince sözcük sözcük verilmeye çalışılmış, olay örgüsünü kaçırmamak için serbest çeviriden uzak durulmuştur

1. Yenisey Yazıtlarındaki Türk Boy Adları Veya Boy Birlikleri:

1. 1. Akbay:

* Hemçik-Çırgakı (E 41), 10:zzl 2urugın akbay? urugın artımga altım’

‘? boyunu, Akbay? boyunu arkama aldım’.

Çok satırlı yazıtlardan biri olan Hemçik-Çırgakı yazıtının 10. satırının ilk sözcüğü de bir boy adı olmasına rağmen okunamamaktadır. Boy adı olduğunu düşündüğümüz bu ilk sözcüğün ardında Kabay veya akbay şeklinde okunabilecek bir boy adı daha bulunmaktadır.

Yazıtı yayımlayanlardan Orkun, kabay (1940: 80) okumuş ve Abdülkadir İnan’ın kendisine verdiği, Kazak-Kırgızlar arasında Omsk’tan 50 km. güneyde Argınlardan Atabay kabilesinin Kabay adında bir boyu olduğu, bilgisini aktarmıştır (1940: 84).

Malov da kabay olarak okumuştur (1952: 75). Tekin ise Kabay okuyup ‘Kabay boyu’ anlamını vermiştir (1999: 6-7).

Kormuşin de kabay okumuştur (2008: 56). Başka yazıtlarda geçmediği için boyun Akbay mı-Kabay mı okunması gerektiği net değildir. Ancak boy adlarının başında çok kere renk bildiren bir sıfatın bulunması, bu boy adının akbay okunması için kanıt sayılabilir. Ayrıca krş. (Hamilton 1997: 208, not 47).

1. 2. Az:

* El-Bajı (E 68), 13: az totog ançıŋ danga? k1<...> ‘Az(ların) valisi <...>’.Yalnızca 1 kez geçen Az adı hakkında Yenisey yazıtlarının dışındaki diğer yazıt larda daha fazla bilgi bulunmaktadır.

Moğolistan yazıtlarında daha çok Kırgızlarla ilgili bölümlerde adları anılan Azların, Kırgızların güney bölümlerinde oturdukları düşünülmektedir.

Burada ilginç olan Yenisey yazıtlarında Azların adının yalnızca bir kere geçmesidir. Bu durum Kırgız adı için de geçerlidir. Tonyukuk’un verdiği bilgiye göre Azlar Anı ırmağı civarında oturmaktadır: Tonyukuk 24. satır: Ė şi<d>tim Az yr y[olı] Anı b[irle <...> er]miş ‘Az (halkının) yerinin Anı (ırmağı)’da olduğunu işittim’.

Ger çi bu cümledeki boşluklar naşirlerce çeşitli şekillerde doldurulmuş olsa da gerçekten de Tonyukuk’un anlattığı bu kuzey seferinde, Kırgızlara gitmek için asıl yolun herhangi bir nedenden dolayı kapalı olması nedeniyle, Kök Türk birlikleri güney-batı yönüne dönmüş ve Anı ırmağı boyunca ilerlemişlerdir (Aydın 2007b: 42-43). Az boyu ile ilgili ayrıntı için bk. (Gömeç 1994) ve (Taşağıl 2004: 50-51).

1. 3. Altı Bag Bodun:

Altı Bag Bodun sözcük öbeği aşağıdaki yazıtlarda geçmiştir:* Uyuk-Tarlak (E 1), 2: atım el tugan totok ben teŋri ėlimke ėlçisi ertim altı bag bodunta beg ertim ‘Adım El Tugan Totok(’tur). Ben kutlu yurdumun elçisi idim. Altı birleşik boyun (halkın) beyi idim’.* Barık I (E 5), 2: öz yigen alp turan altı uguş bodunda üç(?) yė girmi altı ilim kanım a ardıldım.

‘(Adım) Öz Yigen Alp Turan’dır. Altı boylu halktan, onüç yurdumdan (?), hanımdan ayrıldım’.

Malov’da bag olarak okunmuş sözcüğün bulunduğu Barık I (E 5) yazıtının 2. Satırında bag sözcüğü yazıtın sonraki naşirlerinden Vasilyev tarafından :

altı ug<...>bodunda (1983: 17), Kormuşin tarafından ise altı oguş bodunda şeklinde okunmuştur (2008: 96).

Gerçekten de fazladan bir ş1 harfi bag okumayı engellemektedir. Ancak bag yerine uguş okunsa da aynı boy birliğinden söz edilmiş olmalıdır.

* Haya-Baji (E 24), 5: ınançu külüg çigşi beg er erdemim üçün kara senird 1 <e> ülken 1 i altı bag keşdimde ben yeg erdöküm ol erinç kara senirig y 2 ırildim udur(?) çigşi sekiz kı[rk yaş]da ‘(Ben) Inançu Külüg Çigşi Bey(’im).

Erkeklik kahramanlığım için Kara Sengir’deki yurdunu (?), altı birleşik (halktan idim). İyi kişi olduğum için elbette, Kara Sengir’den ayrıldım. Udur Çigşi otuzsekiz yaşında (idi)’. Hayâ-Baji (E 24) yazıtının 5. satırında geçen altı bag sözcük öbeği ile de Altı Bag Bodun ’un kastedildiği anlaşılmaktadır.

Haya-Baji (E 24) yazıtının metni hem Vasilyev hem de Kormuşin’de bulunmamaktadır. İ. L. Kızlasov’da ise 7. satır olarak verilmiştir (1994: 194).* Oya, 7 (E 27): bagım bodunumka adrılt[ım] ‘Birleşik boylarımdan, halkımdan ayrıldım (öldüm)’.

Elbette söz konusu yazıtın 7. satırında okunamayan herhangi bir harf olmadığı, başka bir deyişle satır, bag ile başladığı için ancak unutulmuş sözcükten söz etmek mümkün olabilir. Yani yazıtı taşa işleyen kişinin altı sözcüğünü yazmayı unutmuş ol ması veya buradaki bag sözcüğünün altı bag ’dan başka bir oluşumu ya da konfederasyonu anlatıyor olması da mümkündür. Ancak büyük bir olasılıkla aynı boy konfederasyonundan bahsediliyor olmalıdır.

* Ak-Yüs I (E 38), 5: bagım kelip esen inip a lanıp ‘birleşik (boyum) gelip esen inip ?’.Ak-Yüs I (E 38) yazıtının 5. satırındaki durum da Oya (E 27) yazıtının 7. Satırından farklı değildir.

* Bay-Bulun II (E 49), 1:esizim e yüz kadaşım a altı <bag> bodunum a esizim e adrıltım

‘Ne yazık! Yüz akrabamdan ve altı (birleşik) boyumdan, ne yazık! Ayrıldım!’.

Bu yazıtta altı bodunum şeklinde yazılmış bir sözcük öbeği vardır ki burada da yazıcının bag sözcüğünü yazmayı unuttuğu söylenebilir.

* Bay-Bulun II (E 49), 4: altı bag bodunum küçlügin <ü>çün arkkış eldem taşın bunta tikti

‘Altı birleşik boyum güçlü olduğu için övgü ve erdem taşını buraya dikti(ler)’.

Bag sözcüğü ba- ‘bağlamak’ fiilinden yapılmış bir ad olup anlamı ‘birleşik; konfederasyon’ şeklinde verilebilir.

Clauson yukarıda verilen örneklerin tamamını altı bag olarak görmüş ve ‘the six confederation’ olarak anlamlandırmıştır (EDPT 310b).

Altı Bag Bodun ile ilgili olmak üzere, batıda On Ok’ların başında bulunan Tardu’nun 603 yılında ölümünden sonra yerine geçen Ch’u-lo Kağan batıdaki birçok kabileyi kendine bağlamış ancak kendine yapılabilecek bir isyan korkusuyla bazı kabile beylerini öldürtmüştü. Bunun üzerine Tölis boylarının ayaklanması sonucunda isyan eden altı Tölis boyunun bir araya gelerek Altı Bag Bodun ’u oluşturdukları ve bu altı Tölis boyunun Uygur, Bayırku, Ediz, Tongra, Bugu ve Apa-İsi oldukları söylenmektedir (Gömeç 1997a: 32 not 116). Ayrıca bk. (Taşağıl 2004: 45, 46).

Doğu Kök Türklerinin zayıflamaya başladığı 625’ten sonra bu boyların bir araya gelerek Çin’e bağlılık bildirdiklerini biliyoruz (Taşağıl 2004: 51). Ancak Altı Bag Bodun’un Moğolistan yazıtlarında geçmemesi ilginçtir. Bu durumda sözü edilen Tölis boylarının Yenisey havzasında da yaşadıkları veya yazıt sahibinin kendi tasarrufu olduğu şeklinde bir sonuç çıkarmak mümkündür.

Özellikle Uyuk-Tarlak (E 1) yazıtındaki “altı bag bodunta beg ertim” şeklindeki bir ifade üzerinde durulması gerekmektedir. Yenisey bölgesindeki boylardan olan Kırgızların bünyesinde çok çeşitli boyların olduğu düşünülebilir.

Örneğin Köl Tigin’in cenaze törenine gelen elçinin adı Tarduş İnançu Çor (KT K 13) olduğuna göre, ad ve unvan grubunun başında bulunan ad ile Tarduş boyundan başka ne ifade edilmiş olabilir ki? Tarduşların 682’den sonraki dönemde batıda oldukları ve İrtiş ırmağı civarında yaşadıkları düşünüldüğünde Kırgızların gönderdiği elçinin Tarduşlardan olması, hâkim boy Kırgızlar içerisinde başka Türk boylarının da yaşadığı sonucunun çıkarılmasına imkân vermektedir.

1. 4. Kırkız:

* Hayâ-Baji (E 24), 7: [kır]kız kanı bitimişin ‘(Yazıt) Kırgız kağanının yazdırdığı(dır)’.Batmanov ve diğerleri, yazıtın S. V. Kiselëv tarafından incelendiğini ve bu satırda Kırgız sözcüğünün geçmediğini belirtmiş ve Kiselëv’in Drevnyaya istoriya Yujnoy Sibiri adlı eserine göndermede bulunmuş, ilerleyen bölümlerde ise kuşkulu da olsa Kırgız sözcüğünün geçmiş olabileceğini vurgulamışlardır (2006: 105).

Satırın anlamı dikkate alındığında burada yazıtı yazdıran hanın Kırgız hanı olduğu açıktır. Ancak Kırgız adının Yenisey yazıtlarında bir kez geçmesi ilginçtir.

1. 5. KümüL:

* Kızıl-Çıraa II (E 44), 4: kadaşım <a> kinim e yıta adrıltım esizim e yüz kümül bodunum yıta adrıltım ‘Akraba(lar)ım, yakınlar(lar)ımdan, eyvah! Ayrıldım. Ne yazık! Yüz Kümül halkım eyvah! (Onlardan) ayrıldım’.* Köjeelig-Hovu (E 45), 1: oglan atım çubuç ınal [ ėr]te atım kümül öge ‘Çocukluk adım Çubuç Inal, erkeklik adım Kümül Öge (’dir)’.* Köjeelig-Hovu (E 45), 9 ėlim esiz erinç yüz kümül bodunum esiz er<...>nç l 1 nç? kümülüg er üküş boltı ‘Yurdum, yazık! Elbette. Yüz Kümül halkım yazık! <...> (az) Kümül askeri çoğaldı’.

* Köjeelig-Hovu (E 45), 10: “yavızıg kümülümin bedük kıltım esizim bökm[edim]” ‘Sefil ve perişan Kümül halkımı büyüttüm. Yazık ki (onlara) doymadım’.Malov, Köjeelig-Hovu (E 45) yazıtının 9. satırındaki sözcüğ kümüş olarak bırakmış ancak 10. satırdaki sözcüğü kümüş okumuş, (Kümül ?) şeklinde not düşmüştür (1952: 82). Ayrıca krş. (EDPT 723b-724a). Vasilyev (1983: 31) ve Kormuşin (2008: 136) Köjeelig-Hovu (E 45) yazıtının hem 9. hem de 10. satırında bulunan sözcüklerin ikisini de kümül okumuştur.

Kümüllerin, Kızıl-Çıra II (E 44) ve Köjeelig-Hovu (E 45) yazıtlarının dikildiği Yenisey havzasında en azından 7. yüzyıl öncesinde yaşamış olabilecekleri ve 7. asrın başlarında ise daha batıya gittikleri söylenmektedir (Gömeç 1993: 51). Gömeç’e göre Kümül adı Çin yıllıklarında Sha-t’o’ların kabilelerinden biri olarak geçen Çümül/Çumul (Tch’ou-mi) adından gelmektedir (1993: 50).Sha-t’o’ların kabilelerinden biri olarak verilen Çümül/Çumul adı Kumul adını çağrıştırmaktadır. Sha-t’o’ların Barköl’ün doğusunda bulunan geniş kumluk sahada oturmalarından dolayı, onlara ‘kum yığını’ anlamına gelen Sha-t’o adı verildiği bilinmektedir (Taşağıl 2004: 99). Sha-t’o’nun ‘Kum yığını’ anlamında olması ilginç bir veridir.

‘Kum yığını’ anlamındaki sözcük ile Kumul (Hami) kentinin adı arasında bir ilişki var mıdır? Kumul (Hami) adının, kentin etrafındaki kumların çokluğundan hareketle verilmiş olabileceği, kentin adı için önerilen etimoloji denemelerinden yalnızca biridir (Emet 1997: 163).

Barköl’ün güney bölümlerine düşen Kumul’un eski Türk yazıtlarında bir kez geçtiği bilinmektedir.

Öngi (Ongin) yazıtının 9. Satırında Kam[ıl]olarak geçen bu kent adının yazımında yalnızca Kam şeklinde okunabilecek harfler seçilebilmektedir. Bu nedenle bazı araştırmacıları kamuk veya Komul şeklinde okuduğu görülmektedir:

Öngi 9. satır: kam[ıl] balık[k]a tegdim konuldum altım süsi kelti karasın yıgdım begi kaçdı ‘Kamıl (Hami) kentine ulaştım (ve) yerleştim, (kenti) aldım, askerleri geldi, avam halkını (bir araya) topladım, beyi (ise) kaçtı’ (Aydın 2008: 26).

Kumul adı ile Kümül adı arasında ilişki var gibi görünse de VIII. veya IX. yüzyıllarda kentin adı Kamıl veya Komul (Dobrovits 2001: 148) ise o zaman Kümül adı ile birleştirmek zor olacaktır.

1. 6. Okuz:

* Uybat IV (E 33), 2:ok 2 uz alpın Oğuz? kahramanıyla’.?Yenisey yazıtlarında, gerek oguz gerekse tokuz oguz şeklinde, Oğuzların adına rastlanmamıştır.

Uybat IV (E 33) yazıtının 2. satırında ön ünlülük ile yazılmış olmasına rağmen oguz adına benzer bir yazım bulunmaktadır. Krş. Tokuz At Bodun.

1. 7. Tokuz At Bodun:

* Barık I (E 5), 1: er erdemi tokuz at bodun2 erdemig unç? Okum

‘Erkeklik kahramanlığı, dokuz adlı halk (Dokuz Oğuz?) kahramanlığını, mümkün? Boyum?’

Barık I (E 5) yazıtının 1. satırında geçen ve tokuz at bodun olarak okumak istedi-

ğimiz sözcük öbeğinin Dokuz Oğuzları anlatıyor olması mümkündür.

Bu satır, yazıtın naşirlerince şu şekilde okunmuştur:

Radloff: är ärdämi atım tabdım ärdämi(m) üçün (1895: 308),

Orkun: er erdemi atım tabdım erdemi...(üçün?) (1940: 61),

Malov: är ärdämi atım tabdım ärdämi(m) (üçün) (1952: 21),

Vasilyev: r 2r 2d 2m:t 1m:uzt1<...>zr 2d2migunç/j(?)a (1983: 17).

Kormuşin: är ärdämi tokuz tabduz ärdämig känç koñım( 2008: 96).

Görüldüğü gibi Radloff, Orkun ve Malov tarafından aynı şekilde okunan sözcük bir tek Kormuşin tarafından farklı şekilde okunmuştur. Ancak bu okuyuşlardan uygun bir anlam çıkarmak zordur. Biz satırın sorunlu bölümünü tokuz at bodun olarak okuyup ‘dokuz adlı boy: Dokuz Oğuzlar’ şeklinde anlamlandırmaya çalıştık.

Eğer bizim bu okuyuş ve anlamlandırmamız doğru ise Oğuzların veya Dokuz Oğuzların adları Yenisey yazıtlarında geçmiş olacaktır.

1. 8. Tokuz Tatar:

* Herbis-Baarı (E 59), 4: yėti otuz yaşımda ėlim üçün tokuz tat[ar] 5:ėl eri? üçün üç asıg a tıdıg?<...>

‘Yirmiyedi yaşımda yurdum için Dokuz Tatar(lar ile mücadele ettim?) 5. Yurdumun askeri için üç yararlı (şey)? engel <...>.

1960 yılında S. İ. Vaynşteyn tarafından Herbis-Baarı bölgesindeki bir kurganda bulunan ve 1961 yılında Tuva Müzesine taşınan Herbis-Baarı yazıtı toplam 9 satırlık runik metin içermektedir. Metnin 4. satırının son sözcüğü tat şeklinde başlamaktadır. Sözcüğün önündek tokuz sayısı, ardındaki sözcüğün Tatar olması gerektiği konusunda ipucu vermektedir. Yazıt üzerinde çalışanlarca da aynı şekilde okunmuştur. Tatar adı ve boyu belki de hem Türk hem de İç Asya tarihinin ve dil araştırmalarının en önemli sorunu olarak durmaktadır. Uzun zaman Asya’nın bütün bozkır halklarını ifade eden, bir ara Moğollar için bile kullanılan Tatarların Yenisey yazıtlarında yalnızca Herbis-Baarı (E 59) yazıtının 4. satırında, ancak özellikle Moğolistan yazıtlarında birkaç kez geçmiş olduğunu söylemek gerekir. KT G 1 (buradaTatar sözcüğü değil otuz sözcüğü bulunmakta,

Tatar sözcüğü ise tamamlanmak suretiyle elde edilmektedir), KT D 4 ve BK D 5’te İstemi Kağan’ın (?) cenaze törenine gelen kavim ve boylar arasında Otuz Tatarlar da anılmaktadır.

Ayrıca KT D 14 ve BK D 34’te de geçmiştir.

Ötüken Uygur Kağanlığının en önemli yazıtı Şine Usu’da da Tatar adını görmekteyiz. ŞU D 1, 3, 6, 8 ve ŞU B 8’de Sekiz Oğuz, Dokuz Tatarlarla mücadele sırasında adı geçen Tatarların buradaki adlarının Otuz Tatar değil Tokuz Tatar olduğu görülmektedir.

Türk boylarının adlarındaki bu sayıların şifrelerini çözebilmenin tek yolu Türk dili ile yazılmış belgelerin sayısının artmasıdır. Çin kaynakları bu konu ile ilgili çok önemli bilgiler vermektedir ama ne yazık ki tartışmaların sona ermesine yetmemektedir.

1. 9. Tölis:

* Abakan (E 48), 7: tölis bilge atam ben altı y1ė girmi yaşım a almış kunçuyumuz bökmedi begiçim ‘(Ben) Tölis Bilge Atam(’ım). Onaltı yaşımda aldığımız eşimiz doymadı beyciğim’

* Tuva G (E 55), 3: konçgar (koç,ar?) tölis tirig

‘(Ben) Konçgar (Koçngar) Tölis Tirig(’im)’.* Eerbek I (E 147), 3:oglan atım yėrlig çor te,ri ėlimde tegzinmişim tölis alp t 2arkan atamka bökmedim ‘Çocukluk adım Yerlig Çor(’dur). Kutsal yurdumda dolaşıp durmuşum. Tölis Alp Tarkan Atam’a doymadım’.

Töles, Tölis, Töliş, Tölös gibi değişik şekillerde okunan bu boy birliğinin adı eski Türk yazıtlarının birçoğunda geçmektedir. Yenisey yazıtlarında ise üç yerde geçen ve üçünde de kişi adı olarak görülen Tölis Sözcüğünün t ẅls şeklinde yazıldığı anlaşılmaktadır. Abakan (E 48) yazıtının 7. satırı ile Eerbek I (E 147) yazıtının 3. satırında geçen kişi adlarının aynı kişiyi gösterdiğini, hatta Eerbek I (E 147) yazıtındaki cümleden anlaşıldığına göre, önemli bir bey olduğunu söylemek gerekir. Sonuçta bu iki kişi adının Tölis boy birliğiyle ilgili olduğu düşünülebilir. Ancak Tölislerle ilgili gerek Çin kaynaklarındaki bilgilere gerekse diğer yazıtlardaki kullanıma yeni bir şey eklemeyeceği açıktır.

Burada önemli olan Çin kaynaklarının çok fazla bilgi vermediği ve büyük ölçüde eski Türk yazıtlarından edinilen bilgiler ışığında açıklanabilen Yenisey havzası Türk boylarının yalnızca Az, Çik ve Kırgızlardan oluşmadığına örnek verilebilmiş olmasıdır.

1. 10. Türgiş:

* Tuba III (E 37), 3: ben öltüm türgiş ben çaŋ(çe,?) beg ben biçig 1 ‘Ben öldüm. (Ben) Türgiş’im. (Ben) Çang Bey’im. (Bu) yazıt(ım)’.1721 ve 1722 yıllarında D. G. Messerschmidt ve P. J. Von Strahlenberg tarafından Erba ve Tes ırmakları arasında bulunan ve 1896 yılında Adrianov tarafından Minusinsk Müzesine taşınan Tuba III (E 37) yazıtının 3. satırında geçen

Türgiş (~Türgeş) adı İ. L. Kızlasov tarafından kararsız bir şekildetirg(i~e)s (?türg(i~e)ş?) şeklinde okun muştur (1994: 196). Adın, eski Türk yazıtlarının ilk yayımcılarından bu yana Türgiş, Türgeş veya Türgis şeklinde okunduğu bilinmektedir. Boy adının okunmasında birlik sağlanamamasının temel nedeni Kök Türk harflerinin ünlü sisteminin birkaç ünlüyü okutacak kadar esnek olmasıdır.

Eski Türk yazıtlarında daha çok Batı Kök Türkleri ile ilişkiler veya Batı seferleri esnasında anılan Türgişlerin adının yalnızca Tuba III (E 37) yazıtının 3. satırda geçtiği görülmektedir. Adına dikilen Çang Beg, kendisinin Türgiş olduğunu bildirmektedir. Yazıt sahibinin hangi boydan olduğunu bildirmesi ayrıca üzerinde durmaya değer bir konudur.

1. 11. Türk:

* Uybat III (E 32), 10: erdemin üçün türk kan balbalı ėl ara tokuz erig oduş? er oglın ögürüp? ödür? Altı erdem begime ‘Kahraman olduğun için Türk kağanının balbalını yurdun her tarafında, dokuz askeri? Erkek çocuklarıyla sevinip <...> (Ey) altı kahraman beylerim!’.

* Podkuninskaya (E 71), 2: <...> türki edgü begim e‘<...> Türki(?) iyi beyime’.Podkuninskaya (E 71) yazıtının 2. satırında geçen Türki sözcüğü ile ne anlatılmak istendiği açık olmamakla birlikte Yenisey yazıtlarında geçen ikinci Türk adı olmaktadır. Uybat III (E 32) yazıtının 10. satırında geçen Türk adı ile II. Kök Türk Kağanlığından bahsediliyor olmalıdır.

Çünkü Yenisey yazıtlarında Uygurlar için Uygur adı kullanılmıştır. Krş. İyme I (E 73), 7. satır. Uygur Kağanlığının yazıtlarında da Kök Türk Kağanlığı için Türk sözcüğü kullanılmaktadır. Krş. ŞU K 4: tür[ük kagan] çak elig yıl olurmış türük ėli,e altı otuz yaşıma <...> ‘Kök Türk kağanının (yönetimi) zamanında elli yıl hüküm sürmüş. Türk ülkesinde yirmi altı yaşımda <...>’ (Aydın 2007a: 34 ve 57) ve ŞU K 10: tutdum katunın anta altım türük bodun anta ıngaru yok boltı ‘(Ozmış Kağan’ı) tuttum. Hatununu o anda aldım. Türk halkı ondan sonra (bunun üzerine) yok oldu.’ (Aydın 2007a: 36 ve 58).Uybat III (E 32) yazıtında kullanılan Türk sözcüğünün Uygur yazıtlarında da benzer şekilde kullanımı Yenisey yazıtlarının en azından bazılarının II. Kök Türk Kağanlığından kalan yazıtlarla aynı yıllarda dikildiğini kanıtlamaktadır.

1. 12. Uygur:

* İyme I (E 73), 7: te,r<i> ėlimke er erdemim üçün uygur kanda berü kel[tim] ‘Kutsal yurduma, erkeklik kahramanlığım için Uygur kağanından geri geldim’.

Uygur adı Yenisey yazıtlarında tespit edilebildiği kadarıyla yalnızca İyme I (E 73) yazıtının 7. satırında geçmiştir. Uygur adından dolayı kimi bilginlerce yazıt Uygur Kağanlığının yazıtlarından sayılmıştır.

Örneğin (Gömeç 1997b: 11). Yazıt, büyük bir olasılıkla Uygur Kağanlığı döneminde Uygurlara gönderilen bir elçiye aittir. Uygur Kağanlığının 745-840 yılları arasında bugünkü Moğolistan coğrafyasına egemen olduğu düşünüldüğünde bu yazıtın 840’tan önce dikilmiş olabileceği öne sürülebilir.

Genel Değerlendirme Ve Sonuç:

Yenisey yazıtları, Moğolistan coğrafyasında bulunan ve birçoğu II. Kök Türk Kağanlığından kalan yazıtlardan çok daha önce bulundukları hâlde hep onların gölgesinde kalmıştır. Özellikle ülkemizde Yenisey yazıtlarının metinleri ile ilgili çok az çalışma bulunması yazıtların değerlendirilmesinde olumsuz etkilere neden olmuştur. Sovyetler Birliği ve sonrasında Rusya’da özellikle Yenisey havzasında yapılan kazı çalışmaları sonucunda bulunan yeni yazıtların ülkemizdeki bilimsel çalışmalara yansımadığı da görülmektedir. Bu bildiride Yenisey yazıtlarında hangi boy veya boy birliklerinin geçtiği tespit edilmiş ve antropoloji, etnoloji ve özellikle tarih bilimi uzmanlarının dikkatlerine sunulmaya çalışılmıştır. Yenisey yazıtlarındaki çok küçük bilgilerin değerlendirildiği bu çalışmanın, eski Türk sosyal hayatının çok daha net anlaşılmasına katkı sağlaması umulmaktadır. İç Asya’nın kötü iklim şartları nedeniyle aşınmış, tahrip olmuş bu paha biçilmez değere sahip yazıtlardaki en küçük bilginin bile komşu ülke kaynaklarının verdiği ayrıntılı bilgiler kadar değerli olduğu düşünülmektedir.

Yenisey yazıtları için gözden uzak tutulmaması gereken şeyler vardır. Örneğin onlarda, Moğolistan yazıtlarında olduğu gibi kahramanlık ifade eden cümleler azdır. Yenisey yazıtlarında daha çok ayrılığın verdiği üzüntü anlatılmıştır. Bazen bu üzüntü, bir beyin veya kağanın ölümü dolayısıyla taşa aktarıldığında, devleti veya boyu yönetenler hakkında bilgi edinmemize imkân vermektedir. Bazı yazıtların Yenisey havzasındaki kağanlar veya devletin ileri gelenleri tarafından yazdırılmış olması mümkündür. Çünkü bu tip yazıtlarda ayrılığın verdiği üzüntüden çok beyin veya kağanın kahramanlıkları, bazen kendi ağzından bazen de üçüncü kişinin ağzından anlatılmıştır.

Bu yazıtların büyük bir bölümünün halk tarafından mezar yazıtı şeklinde yazıldığı düşünüldüğünde bölgedeki boylar veya devlet(ler) hakkında neden az bilgi olduğu sorusunun yanıtı kendiliğinden verilmiş olur.

·       Kaynak Doç. Dr. Erhan Aydın Erciyes Üniversitesi / Kayseri / Türkiye XVI. Türk Tarih Kongresi Ankara 20-24 Eylül 2010 Kongre Bildirileri 2015 2.cilt 47-58

·       Facebook Alıntısı Selim Sarısoy

·       Yayın Tarihi 23 Nisan 2019

İlginizi Çekebilir

Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları

Cumhuriyet döneminin ilk banknotları harf devriminin henüz gerçekleşmediği 1927 yılında basıldı. İlk banknotlarda yazılar Osmanlıcaydı. Bununla birlikte banknotların üzerinde
Devamını Oku...

Rauf Bey'in bu görüş ayrılığını kendisi ile İsmet Paşa arasında başlı başına bir sorun sayması doğru değildir

Atatürk diyor ki: ''Saygıdeğer baylar, görülüyor ki, İsmet Paşa ile olan yazışmalarımda onu incitebilecek sözler de vardır. Sonuna değin de, buna benzer ciddi bildirimlerim olmuştur.
Devamını Oku...

Arapların Türk Düşmanlığının Özeti

Türklere yapılan Talkan ve Curcan Katliamı! Tarih-i Taberi / Cilt
Devamını Oku...

Dünyayı Aydınlatan Türk Bilim Adamları

***Orta Asya-Türkistan (M.S.900-1100)*** Orta Asya, bir zamanlar ‘binlerce kentin bulunduğu topraklardı’ ve dünyanın en tanınmış bilim insanlarının, şairlerinin ve
Devamını Oku...

Büyükçekmece

Büyükçekmece’nin, Helenler’in MÖ VII. yüzyılda “Delta” kıyısı üzerinde kurduğu önemli kolonilerinden biri olan “Athyra” olduğu sanılıyor. Helenler’in ardından Büyük
Devamını Oku...

Loket Kalesi - Çek Cumhuriyeti

Karlovy Vary'ın merkezine 13 km. uzaklıkta 12. yüzyılda yapılmış, Gotik mimariye sahip bir kaledir. Uzun yıllar hapishane olarak kullanılan kale, taş duvarlarının zor aşılması ile
Devamını Oku...

Dede Korkut Destanları

Haşim Özel 182 an end to the short life of Oghuzs. In this paper we present information about Oghuzs' struggles with enemy tribes and these struggles find place in Dede Korkut's
Devamını Oku...

18 Mart 1922 Ankara'da Yeni Hayat Gazetesi yayın hayatına başladı

Halk iştirakçileri yani Türk Bolşevikleri mücadeleden hiç vazgeçmedi. Zira sosyalizm kulaklara güzel şeyler üflüyordu. Hiç bir zaman mutlak eşitliğin olmadığı milletlerde işler
Devamını Oku...

15 Şubat 1915

15 Şubat 1915. Osmanlı hükümeti varlıklı gayri müslim tebayı askerlikten muaf tutan genelgeyi imzaladı. Uygulama hayata geçirildi. İngiliz harp konseyine bir rapor geldi; Eğer
Devamını Oku...

“Rus Yahudileri Saçmalığı”

Kimi tarih kitaplarında ve kimi tv de veya görsel yayın organlarında anlatılan en büyük saçmalık ve hatta aptallık “Rus Yahudisi”sözcüğüdür ! Rusların başta Kırım, Ukrayna ve
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3723582

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı