Yenigün / Nevroz

Bugün yazın (baharın) ilk günüdür. Türk dilinde mevsim adları yaz (ilkbahar), yay (yaz), güz (sonbahar), kış biçimindedir. 21 Mart'ta gece ile gündüz birbirine eşitlenir ve günler uzamaya başlar. Bu açıdan 21 Mart, Türk kültüründe yeniden diriliş bayramı olarak kutlanır.

Bu bayramın tarihi Sümerlere dek uzanır. Sümer mitolojisindeki aşk, bereket, savaş ve bilgelik iyesi İnanna ile çobanlar iyesi Dumuzi'nin ülkeye bereket sağlayan evlenmeleri bugündür. Bu bayram -İran ile birlikte- tüm Türk dünyasında coşkuyla kutlanır. Türkiye'de ise, her nedense bu gelenek pek önemsenmez.

Nevruz, Farsça bir sözdür ve tüm Türk dünyasında bu adla anılır. Yenigün demektir. Peki, Türkler neden Yenigün değil de nevruz derler? Bunun nedeni gayet basittir. Türkler, erken Türkçe ile Türkçe üzerine kurulu bir dil olan Farsçayı korumak ve -özellikle İran ve Osmanlı Türkiye'sinde- elit tabaka tarafından konuşmaktan çekinmemişlerdir. Çünkü bu dil, Türk saraylarında yaratılmıştır.

Bugün çok sayıda Türk dili olduğu gibi, tarihte de çok sayıda erken Türk dili vardı. Bilinen ve yazıya geçirilmiş en eski Türk dillerinden biri Sümercedir. Bugün Sümerce söz dağarından en az beş bin tane sözün anlamı biliniyor.

Bir de İran'da yaşamış olan Elamlılar var. Ancak hakkında pek fazla bilgi yok ve 170 kadar sözün anlamı biliniyor. Bu sözler Sümerce ile anlam ve fonetik açıdan eşleşiyor. Elamca ile Sümerce arasındaki ayrım, günümüzde Türkçe ile herhangi bir Türk dili arasındaki ayrım kadar.

Bu açıdan, Farsça sözlerin kökeni incelenirken Sümerce bilgileri oldukça önemlidir. Çünkü Farsçadaki en "koyu Farsça" sözler bile Elamcadan kalmadır. Ancak Elamcanın evrimi çok yerel kalmış ve İran coğrafyasının sınırlarını pek aşamamıştır. Kadim bir Türk yurdu olan İran coğrafyasındaki Türk halkları ve bu coğrafya kökenli olan Osmanlılar, Farsçayı korumuşlardır.

Gelelim nevruz sözünün kökenine. Bu söz, 'yeni' anlamına gelen nev ve 'Gün' anlamına gelen Ruz sözlerinden oluşur. Sümerce nua, Etrüskçe nu sözleri 'yeni' anlamına gelir. Bu söz Farsça’ya nev (yeni) olarak evrilirken, erken Türkçe 'yeniden' demek olan denu sözü ise günümüz Türk diline yeni olarak evirmiştir.

Sümerce 'parlak/berrak/temiz /arı' anlamına gelen ra sözü de Farsça’ya, eski Türkçe’deki z çoğul ekiyle Ruz (gün) olarak evrilirken, günümüz Türk diline arı olarak evrilmiştir.

Erken Türk dillerinde sıfat tamlamaları Arapça, Farsça ve Latincedeki gibi ters olur. Örneğin 'yeni gün' yerine 'gün yeni' biçiminde. Sümerce, Elamca ve Etrüskçe de de böyledir (ancak Etrüskçe de ve onun ardılı olan Latince de bunun tersi, günümüz Türk dillerindeki gibi olanları da vardır). Bu nedenle Nevroz Farsça da 'Ruzi Nev' biçimindedir.

·     Alıntı Arif Cengiz Erman

İlginizi Çekebilir

Türkler'de Töre

En yalın tanımıyla töre; yazıya geçmemiş toplum kuralıdır. Sözcük ilk olarak Orhun Yazıtları'nda ''törü'' biçiminde geçer ve ''sözlü yasa'' anlamına gelir. Tüm içeriğiyle
Devamını Oku...

Hafız Şiraz

Hafız Şiraz’daki; her seher bir gül açan ve her gece bir bülbül öten, serin selvilerin altındaki kabrinde huzurla
Devamını Oku...

Uygarlık

Sözcük anlamıyla uygarlık (medeniyet), “bir ulusun, bir toplumun düşün ve sanat yaşamıyla eriştiği düzey, maddi ve manevi varlıkların tümü.” olarak ifade edilmektedir. Günlük
Devamını Oku...

İmam Ali'nin Şahadet Günü

Ey insanlar! Kur'ân bu gece indi, İsa Peygamber bu gece göğe çıkarıldı. Yuşa b. Nun bu gece
Devamını Oku...

Bayram Manileri

Manilerin çok özel bir karakteri de halkın eksiklerini eleştirmektir. Bu, haksızlıkları kaba şekilde açıklamak, onları ima yoluyla az çok tenkit etmektir. İşte, budur halk
Devamını Oku...

İstanbul'un her köşesinde bir yatır bulunurdu

Vaktiyle İstanbul'un her köşesinde bir yatır bulunurdu. Bunlara mumlar dikilir, bezler bağlanır, adaklar adanırdı. Bunlardan biri Unkapanı'nda türbesi bulunan Nalıncı Memi Dede
Devamını Oku...

Trallesli (Aydın) Hekim Aleksander

Doktor hastaya kuşatılmış bir şehir gibi bakmalı ve onu tüm imkânlarıyla kurtarmaya çalışmalıdır. Sanat ve bilim onun emrindedir. Trallesli (Aydın) Hekim Aleksander ( MS
Devamını Oku...

St. George Kilisesi / Diyarbakır

Yapılış tarihi tam olarak bilinmemekle beraber; kullanılan malzemeden ve inşa tarzından MS. 2. yüzyılda yapıldığı düşünülen kilise, İçkale’nin kuzeydoğu köşesinde yer
Devamını Oku...

Şafak Tanrıçası EOS ve Afrodit'in İntikamı...

Güneş tanrısı Helios'la, ay tanrıçası Selana'nın kardeşi olan şafak tanrıçası Eos; sırtında şafak rengi kızılkanatları, başında tacı, çiğdem sarısı renginde göz alıcı
Devamını Oku...

Pençe Nişanı

Ayasofya’nın güneydoğu tarafındaki kubbelerden birinin desteğinde, yerden tam 6 metre yükseklikte bir iz bulunuyor. Pençeye ya da büyük bir ele benzetilen iz hakkında çeşitli
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3509488

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı