Yalçınkaya: “Makedonya, Tarihi ve Eserleri Konusunda Çok Şanslı Bir Ülke”

13 Eylül 2016

Makedonya’da hayatımın en huzurlu zamanlarını geçirdim ve böyle bir yapıya hizmet edebildiğim için ayrıca mutluyum. Şimdiden de işle ilgili övgüleri almak gurur verici

16’ncı yüzyılda Manastır’da inşa edilen Haydar Kadı Camii, Makedonya’nın önemli tarihi eserlerinden biri. Günümüzde büyük bir restorasyondan geçen cami, yeni ve ihtişamlı bir görünümüne kavuşması için gün sayıyor. Caminin restorasyonu için büyük çaba sarf eden mimarlar ise, tarihi eserin yeniden gün yüzüne çıkarılması için çalışmalarını sürdürüyor.

Yaklaşık iki yıldır caminin restorasyon çalışmalarıyla ilgilenen restoratör mimar Seda Yalçınkaya ile bir konuşma gerçekleştirdik. Kendisi bu yoğun programında bizlere zaman ayırıp sorduğumuz soruları büyük bir memnuniyetle yanıtladı.

Restoratör mimar Seda Yalçınkaya kimdir?

1981 yılında İstanbul Silivri’de doğdu. Üniversiteye kadar da Silivri’de büyüdü. Aslen de kökenleri baba tarafından Selanik, anne tarafından ise Kosova Prizren’e dayanıyor. Tam bir göçmen kızı. Ailesi esnaf hatta dedelerinin pastaneleri vardı. Kız çocuğu olmasına rağmen daha o zamandan çalışmayı, üretmeyi severdi. Akrabalarının Rumlardan kalma evine gitmek için can atardı ve çatı aralarında çokça dolaşırdı. Küçüklükten gelen bu ilgiyle de üniversite tercihlerini yaparken ideali olan mimarlık ve restorasyonu yazdı.

1999 yılında önlisans Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Restorasyon bölümünü kazandı ve 2 yıl sonrasında mezun oldu. Ardından da İstanbul’a döndü ve gelir gelmez yalı restorasyonu yapan bir firmaya işe başladı ve böylelikle ideali olan ve çok istediği meslek serüvenine adım attı, arkası da böylelikle devam etti. Aynı zamanda esas ideali olan bölüme Beykent Üniversitesi Mimarlık bölümüne geçiş yaptı ve işle birlikte devam ederek mimarlık bölümünden mezun oldu. Arkasından da çok özel işlerde ki, özellikle çok önemli olan Mimar Sinan’ın eseri olan Süleymaniye Camii gibi birçok eski eserin restorasyonunda çalışma fırsatı oldu.  Hayallerinin peşinden giderek istediği, sevdiği işi yapma fırsatını yakaladı.

Makedonya, Türkiye’nin on yıl önceki hallerini yaşayan bir ülke

Seda Yalçınkaya, Manastır’a geliş ve Haydar Kadı Camii’ndeki çalışma başlama serüvenini bizlere şöyle anlattı: “Eski çalıştığım firma Manastır’da iş yapıyordu. İş için gelmemi istiyorlardı, ama benim için kötü bir dönemdi ve gelmeyi o dönem göze alamadım. Ancak ailemle birlikte kısa bir tatil planlayıp Makedonya’yı gezme fırsatım oldu. O zaman çok beğendim. Buralar, hala doğası bozulmamış (ki hep dua ediyorum, böyle kalır) sakin, insanları güler yüzlü ve bazen Türkiye’de gibi hissedebileceğiniz şekilde benzer kültüre sahip (ki ben bu kültürü çok iyi tanıyorum) çok da Türkçe konuşana rastlayabileceğiniz bir yer. Bana çok sıcak geldi. Gelenek göreneklerle de Türkiye’nin 10 yıl önceki hallerini yaşayan bir ülke. Bu gezi arkasından yaklaşık 1 yıl sonrası Manastır’da bulunan Haydar Kadı Camii ile ilgili teklif aldım ve firmayla da frekanslarımız tuttuğu için hiç düşünmeden evet dedim ve yaklaşık 2,5 yıldır da buradayım.”

Manastır Haydar Kadı Camii, mimari özellikleri açısından bir Mimar Sinan eseri olduğu öngörülmektedir.

Oldukça önemli bir iş için Makedonya’ya gelen Seda Hanım, üzerinde çalıştığı cami hakkında da birkaç bilgi verdi: “Manastır Haydar Kadı Camii 1561-62 yıllarında zamanın kadısı olan Haydar Kadı tarafından yaptırılmış. Kesin kayıtlar olmasa da dönem ve mimari özellikler açısından bir Mimar Sinan eseri olduğu öngörülmekte. Yapı uzun yıllar boyu kapalı kalmış, zaman içinde şarap deposu olarak kullanıldığı dönemler bile olmuş. Bizim geldiğimiz dönemde ise pencereleri örtecek kadar çöpler altında kalmış ve tinercilerin mekanı haline gelmişti. Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyon için projeleri hazırlanıp ihaleye 2014 yılında çıkmış ve şu an çalıştığım firma ihalesini alarak restorasyon çalışmalarına başlanıldı. İslam Birliğiyle de bir protokol yapılmış ve onların da desteğiyle çalışmalar devam ediyor.

Yapı, bahçede yaptığımız, özellikle burada benim çok önemsediğim etraftan toplanılan Osmanlı mezar taşlarının sergileneceği bir açık müzemiz olacak. Niçin bu kadar önemli bu mezar taşları ki bu konuda uzman olan Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul Karakuş hocamızın da dediği gibi bunlar bizim tapularımız, geçmişimizin belgeleri, bu sebeple de sergilememiz önemli. Ayrıca bir şeye daha değinmek istiyorum; bahçe duvarımızı yaparken cami önünde bulunan, onların küçük maket kiliselerine dokunmadık, bu konu eleştiri alsa da bence İslam dininin hoşgörüsünü gösteren bir durum ve bu konuda onlar da destekler ve camiinin ayağa kalmasından mutlular. Hoşgörü her zaman hoşgörüyü getirir. İyi şeyler yapmak bizlerin elinde” diye konuştu.

Makedonya hakkında görüşlerini ifade eden Yalçınkaya, “Makedonya, tarihi ve eserleri konusunda çok şanslı ve güzel bir ülke, ancak bir o kadar da eserler yok olmaya yüz tutmuş durumda. Türkiye’den gerek Vakıflar Genel Müdürlüğü gerekse TİKA’nın yapmış olduğu çalışmalar umut verici” sözlerini dile getirdi.

Makedonya’da hayatımın en huzurlu zamanlarını geçirdim

Kadın sayfamızda yer verdiğimiz Seda Hanım’a, Makedonyalı kadınlara da herhangi bir mesajının olup olmadığını sorduk. Yalçınkaya: “Buradaki Türk hanımlarına söylemek istediğim; Çok başarılı olacak kişiler var ve ideallerinin peşinden koşsunlar. Biraz feministçe olacak ama benim gördüğüm,  burada biraz bayanlar geri planda kalıyor ve iş ortamında fazla ön planda olmaları istenmiyor. Umarım bu değişir. Mesela ben burada bayan mimar olarak söz sahibi olmama rağmen yadırgandım, bayandan direktif almak çok sevilmeyen durum. İşim ve sektör olarak erkeklerin çok olduğu bir alandayım, zorlukları çok çok fazla bayana göre ama biz bayanlar istediğimizde her şeyin üstesinden başarıyla gelebiliyoruz. Yeter ki doğru olalım ve çalışalım.

Son olarak söylemek istediğim ise; Makedonya’da hayatımın en huzurlu zamanlarını geçirdim ve böyle bir yapıya hizmet edebildiğim için ayrıca mutluyum. Şimdiden de işle ilgili övgüleri almak gurur verici. Bizim işimizin ayrıca bir maneviyatı var, ben burada bunu iki kat hissettim. Burada çalışmalara daha çok hız vermek gerekiyor ki benim hissettiğim buradaki halkımız da burada yalnız olmadıklarını hissediyor, bu da ayrı güzel bir yan. Her şey daha güzel olur inşallah” diyerek sözlerini noktaladı.

http://www.yenibalkan.com

İlginizi Çekebilir

Osmanlı döneminde denize girmek resmen yasaktı

Alıntı: Ihsan Hanson   Osmanlı döneminde denize girmek resmen yasaktı. 1800’lü yıllarda ortaya çıkan deniz hamamları bu yasağa karşı atılan ilk adımlardır. Deniz içinde
Devamını Oku...

Yabancılara "Türkçe" Tepkisi

Vagon-Lits Binası Taşlanıyor 22 Şubat 1933'te Fransız Vagon-Lits (Yataklı Vagonlar) Şirketi'nin Beyoğlu'nda ki acentasında çalışan Naci Bey'in telefonda Türkçe konuştuğunu duyan
Devamını Oku...

Dünya kültür tarihinde yağmacı

Dünya kültür tarihine yağmacı olarak geçmiş bir başka baba-oğul herhalde yoktur. Bunlardan ilki, 1799-1803 arasında İngiltere'nin İstanbul elçisi 7. Elgin Kontu Thomas Bruce'dur. Adı,
Devamını Oku...

Diller ve Ağızlar

Dünyada bugün konuşulan 6.500 dil var. Bu dillerin yarısı yerel ağızlardır ve onları konuşan çok az sayıda insan vardır. 6.500 dilden yaklaşık 2.000 tanesini konuşan 1.000 kişiden az
Devamını Oku...

Batı Trakyalı öğrencilere Trakya Üniversitesi’nin tanıtımı yapılacak

08-03-2017 Ozan Ahmetoğlu Batı Trakya’da, Türkiye’deki Edirne Trakya Üniversitesi’nin tanıtımı yapılacak. Tanıtım, Trakya Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Hilmi İbar
Devamını Oku...

Kosova’da Atatürk Anma Haftası 8 Kasım’da Başlıyor

07 Kasım 2016 “Filizler” Atatürkçü Türk Kültür Sanat Derneği-ATKSD, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü geleneksel anma törenleriyle yirminci kez anacak. Atatürk Anma Haftası 8
Devamını Oku...

Friedrich Nietszche'nin kullandığı daktilo... Diğer ismi yazma topu...

Bakalım bu topa neden ihtiyaç duymuş ünlü filozof… Hikâyesi neymiş; Yaşamının son on yıllık döneminde Friedrich Nietzsche‘nin giderek kötüleşen sağlık durumu, filozofu
Devamını Oku...

Tanrı devlet güneşini Türk burçları

Tanrı devlet güneşini Türk
Devamını Oku...

Piriştine Yunus Emre’de Ud ve Bağlama Kursları Tamamlandı

Priştine Yunus Emre Türk Kültür Merkezinde bugün ikinci dönem Ud ve Bağlama kurslarının kapanış program düzenlendi. Programda, bağlama 10 ud kursuna da katılan 8 genç bu
Devamını Oku...

Efes’in Aşk adamı

"General Lysimachos" İskender'in generallerinden Efes'i kuran kişi - Lysimachos ( MÖ 323-281) Küçük Menderes ( Kaystros ), dağlardan, vadilerden sürükleyerek getirdiklerini Antik Efes
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3400582

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı