Türk Tarihi Doğru Yazılmalıdır

Arif Cengiz Erman

“Tarih hayal mahsulü olamaz. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hâl alır.”

Mustafa Kemal Atatürk

Altta paylaştığım “Göktürk Üçlemesi” adlı filmi yapacak olan arkadaşların, Atatürk'ün bu sözlerini dikkate almaları gerekiyor. Eğer film, bugünkü “bilinen tarih” sınırları içinde yapılacaksa, bu filmin Türk tarihine hiç bir hizmeti olmayacaktır. Çünkü bu tarih, yalan tarihtir.

Öncelikle tarihte Göktürk ya da Köktürk adlı bir halk ve kağanlık hiç bir zaman var olmadı. Halkın da kağanlığın adı da Türktür. Tarihteki Türkler, aynı dili konuşan ve aynı kültürü paylaşan boylardan yalnızca biridir. Diğerleri de Avarlar, Tabgaçlar, Uygurlar, Kırgızlar, Tatarlar, Karluklar, Oğuzlar gibi adlarla bildiğimiz boylardır.

Bunun nedeni, o dönemde aynı dilleri konuşan bu boyların, kendilerini ve dillerini değişik adlarla adlandırmalarından kaynaklanır. Çünkü Karahanlı Devleti'ne dek bu boyların ortak bir etnik adı olmamıştır. Bu boylar kenderini Türk olarak adlandırmamış, her boy kendi boy adını taşımıştır.

Aynı dili konuşan bu boylardan biri de, Türk Kağanlığ'ını kurmuş olan Türklerdir. Bugün bu kağanlık yanlış olarak “Gök Türk Kağanlığı” adıyla anılıyor. MÖ 8. yüzyılda Saklara (İskitlere) yenildikten sonra onlara katılmış olan Kimmerlerin (Trakların) bir bölümü (eski yönetici boyu), Sarmatların yönetimi almalarından sonra Saklarla birlikte Orta Asya'ya göçmüştür. Türkler, Orta Asya'ya göçen bu Kimmer/Trak kolunun ardıllarıdır.

Yalnızca Batı Türklerinin kendilerini adlandırmış oldukları bir söz olan Türük adı ilk kez Traklarda tam bir söyleniş olarak görülmektedir. Türük büyük, ulu, güçlü, iyi ve üstün anlamlarına gelen Erken Türkçe (Sümerce) diri ya da dirig biçimlerinde söylenen sözden evrilmiştir. Günümüzdeki diri, dirik, dirlik, Türk (Türük), türümek (ya da türemek) sözleri de Sümerce diri/dirig sözlerinden kalmadır (dirig=>tirik=>türük).

Traklarla aynı halk olan Kimmerler, kendilerini Kangar olarak adlandırmanın yanında Türük olarak da adlandırmışlardır. Trak, Türük sözünün Thraci biçimindeki Latince ve Thrakh ya da Thrake biçimlerindeki Eski Yunancadaki söylenişlerinden gelmektedir.

Orta Asya'ya göçmüş olan bu Kimmer/Trak kolu, Çin kaynaklarının aktardığına göre Çin'in kuzey batısında (Batı Gansu bölgesinde), Sakların (İskitlerin) ardılları olan Yüeçilere (Toharlara) yakın bir bölgede yaşamış, Yüeçiler tarafından yenilgiye uğratılınca MÖ 176 yıllarında 'Hiung-nuların' (Hunların) egemenliğine girmiş, daha sonra İli Irmağı ve Issık Göl bölgesine yerleşmiş ve en azından beş yüzyıl boyunca bölgedeki gücünü korumuştur.

Asya Hun İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra Hunların batı kolu, kendilerini Avarlarlar (Aparlar) olarak adlandırmıştır. Çin kayıtlarında Juan-Juan (Cücen) olarak geçen Avarlar, 330-555 yılları arasında Orta Asya'da büyük bir kağanlık kurmuşlardır. Daha önce Asya Hun Birliği'ne bağlı olarak yaşayan ve Çin kayıtlarında Usunlar adıyla anılan Türkler, Hun İmparatorluğun dağılmasından sonra M.S. 542'ye dek Altay Dağları'nın güney eteklerinde Avarlara bağlı olarak yaşamışlardır.

552 yılında Türkler, Avar kağanlığını yıktıktan sonra Avarlar, Karadeniz bozkırlarına göçmüş ve buradaki Avrupa Hunlarından arta kalan Türük boylarıyla birleşerek 562 yılında Bayan Han önderliğinde Orta Avrupa'dan İdil'e, Balkanlar'dan Baltık'a kadar olan bölgede Avrupa Avar İmparatorluğu'nu kurmuşlardır (558-805).

552 yılında Bumin Kağan (Aşina Tuman) tarafından Orta Asya'da Türk Kağanlığı kurulmuştur (552-744). Bumin Kağan'ın ölümünden sonra, yerine oğlu İssik Kağan (Aşina Kolo, 552-553) geçtiyse de iktidarı fazla sürmemiş, bir yıl sonra Mukan Kağan (Aşina Yandou, ya da İrkin, 553-572) Kitayları yenerek kağanlık tahtına oturmuş ve imparatorluk gittikçe genişlemiştir.

Mukan'dan sonra tahta Taspar Kağan (572-581) geçmiştir. 582 yılında Taspar Kağan'ın ölümünden sonra Türk Kağanlığı 582 yılında çökerek, Batı ve Doğu olmak üzere ikiye bölünmüştür. Doğu Türk Kağanlığı 630 yılına dek, Batı Türk Kağanlığı da 659 yılına dek varlıklarını sürdürmüş ve daha sonra Çin'i yöneten Tabgaç Türklerinin egemenliği altına girmiştir.

682 yılında ise Kutluk (İteriş) ve akıl hocası Tongukuk, Tabgaçlara karşı ayaklanarak Tabgaç Devleti'nin kuzeyine yerleşmiş ve dağılmış olan Türk boylarını yeniden toparlamayı başararak İkinci Türk Kağanlığı'nı (681-744) kurmuştur. 744 yılında Tabgaçlar, Uygurlar, Karluklar ve Basmıllar birleşerek Türklere saldırmış ve yapılan savaşlar ardından son kağan Ozmış da öldürülerek, Türk Kağanlığı ortadan kaldırılmıştır.

742'de Kutlug Bilge Kül Han tarafından Orta Asya'da Uygur Kağanlığı kurulmuştur (742–848). Diğer boyların yardımıyla Türk Kağanlığı'na son veren Uygurlar, 744 yılında yönetimi ele geçiren Basmıl kağanını öldürerek Ötüken'e (Moğolistan'a) sahip olmuşlardır. Kutlug Bilge Kül'ün yerine geçen oğlu Moyen Çor Kağan (747-759) kısa sürede devleti büyük bir güce ulaştırmış, önce batıdaki Türgişler, sonra da kuzeydeki Kırgızlar kağanlığa bağlanmıştır.

Uygurlara yenilen Türklerin büyük bir bölümü Çin topraklarına yerleşerek Shatuolar (Şatlar) adı altında 10. yüzyılda değişik Çin devletlerini kurmuşlar, bir bölümü ise Karluklar, Yağmalar ve Çiğillerle birleşerek, Uygur Kağanlığı'nın (742-840) yıkılmasından sonra 9. yüzyılda Karahanlı Devleti'nin (840-1212) kuruluşunda etkin bir rol oynamışlardır.

İşte bu dönemde Türk adı, aynı dili konuşan, ancak kendilerini ayrı adlarla adlandıran halkların ortak adı durumuna gelmeye başlamıştır. Bugünkü Uygurlar ve Özbekler eski Uygurlar, Türkler, Karluklar, Yağmalar ve Çiğillerin karışımından ortaya çıkmış olan Türk halklarıdır.

Bugünkü Türkiye, İran, Azerbaycan, Türkmenistan, Harzem, Irak, Suriye ve Balkanlarda yaşayan Türklerin ataları olan Oğuzlar ise, Hazarların doğu koludur. Hazarlar da Kimmerlerin (Türüklerin) Karadeniz bozkırlarındaki ardıllarıdır. Oğuzlar, kendileriyle aynı halk olan Türk Kağanlığı'nın egemenliğini genellikle kabul etmemişlerdir.

Bozoklar ve Üçoklar olarak ikiye ayrılan Oğuzların, aralarında çıkan anlaşmazlıklar sonucu, boyların bir bölümü batıya göçmüş, kalanların çoğu da Türk Kağanlığı'nın kurulması nedeniyle daha sonra batıya göçmüştür. Göçmeyenler ise, Türk Kağanlığı'nın egemenliği altına girmiştir.

Doğuda kalan Oğuzlar, 630'da ilk Türük Kağanlığı'nın zayıflayıp Tabgaçların denetimi altına girmesiyle yeniden birleşmeye başlamışlarsa da İkinci Türük Kağanlığı kurulunca pek direniş gösteremeden yeniden onların eğemenliği altına girmişlerdir. 745 yılında İkinci Türük Kağanlığı da yıkılınca Kutluk Bilge Kağan'ın kurduğu Uygur Kağanlığı'nın yönetimine girmişlerdir.

Daha sonra Türüklerin batı kolu olan Türgiş Kağanlığına (699-766) bağlı olarak varlıklarını sürdüren Oğuz toplulukları, 760'lı yıllarda bölgeyi ele geçiren Karluk boyunun kurduğu devlette yer almış, bu boyun öncülüğünde Türk, Yağma ve Çiğil boylarının da katılımıyla kurulan Karahanlı Devleti içinde de var olmuşlardır.

Daha önce Hazar Kağanlığına (468-965) bağlı olarak yaşayan batıdaki Oğuzlar, kağanlığın Kiev Knezliği tarafından yenilgiye uğratılması sonucu gücünü yitirmesi nedeniyle, Hazarardan kopuk bir bağımsız dönem yaşamaya başlamışlar ve 10. yüzyılda Hazar Denizi'nin doğusunda Oğuz Yabgu önderliğinde ilk devletlerini kurmuşlardır (950-1055).

Kıpçaklar tarafından yıkılan bu devletten sonra Oğuzlar ikiye bölünmüş, bir bölümü kuzeye giderek bugünkü Kazak, Bulgar ve Tatarlar halklarının atalarından biri olmuş, bir bölümü de Selçuk Bey önderliğinde güneye inerek daha sonra Selçuklu Devleti'ni (1075-1308) kurmuşlardır. Doğu'daki Oğuz kitleleri ise, 840 yılında Uygur Devleti Kırgızlar tarafından yıkılınca batıya göçerek öteki boylarla birleşmişlerdir.

Alıntı Arif Cengiz Erman

İlginizi Çekebilir

Prof. Dr. Halil İnalcık

Rahmetli hocamız Prof. Dr. Halil İnalcık'ın vefatından kısa süre önce yayınevine teslim ettiği İstanbul Tarihi Araştırmaları kitabı önümüzdeki hafta okuyucuları ile buluşacak.
Devamını Oku...

24 Mayıs 1915

24 Mayıs 1915. Bugün ateşkesin ardından iki tarafta ölülerini toplamaya başladı. 3000'e yakın şehir askerimizi siperler arasından çekip aldık, toprağa verdik. Ayrıca tarafsız bölge
Devamını Oku...

Battal-Nâme

destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gâzi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşçısıdır. Asıl destan, VIII. yüzyılda, Emevî ‘lerin Hristiyanlarla yaptıkları savaşlarda büyük
Devamını Oku...

İzmir’in İşgali

15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalini, yüksek rütbeli bir Fransız subayı not defterine şöyle
Devamını Oku...

3 Mayıs Türkçülük Günü

Mete Han’ın, Bumin Kağan’ın, İstemi Kağan’ın, İşbara Kağan’ın, Çuluk Kağan’ın, Kürşad’ın, Kültigin'in, Bilge Kağan'ın, Tonyukuk'un, Kaşgarlı Mahmud’un, Yusuf
Devamını Oku...

Bursa'nın Tarihi Buradan Başlıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından arkeoparka dönüştürülen Akçalar Aktopraklık Höyüğü sanayi bölgesinin içinde kalması nedeniyle pek bilinmiyor. Ancak bölge Bursa tarihi
Devamını Oku...

Galiçya Savaşı

Galiçya'da Osmanlı XV. Kolordusu ve Avusturya - Macaristan İmparatorluğu subayları -
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 4 Ocak 2017

1610 - Sultanahmet Camiinin temeli atıldı. 1755 - Haliç dondu. 1911 - Babıali yangını. 1932 - Hindistan'da Mahatma Gandhi tutuklandı. 1948 - Burma, İngiltere'den bağımsızlığını
Devamını Oku...

18 Haziran 1915

18 Haziran 1915. Seddülbahir’de çarpışmalar giderek artmaya başladı. 2. tümen cephesinde düşman Kerevizdere muharebelerinin çıkışını yapıyor. Düşman açtığı iki cepheden hiç
Devamını Oku...

104 yıl önce bugün; 26 Mart 1913

Edirne'mizin Esaret Altındaki 155 Günün Başlangıcı... Bu esareti unutmamak adına... Ve 155 gün sonunda Edirne'yi geri alan o şanlı komutana ve askerlerine minnet ve dua ile... Esaret
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3976288

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı