Türk Öğretmenler Birliği ve Türk Spor Birliği “Turan”

Türk Öğretmenler Birliği ve Türk Spor Birliği “Turan”

Bulgar sansüründe Türk çocukları yeterince Türklük duygusu, Atatürk ve Türkiye sevgisini aşılayan Türk Öğretmenler Birliği ile Türk Spor Birliği “Turan”dır.

Her iki birliğinin yapmış olduğu hizmetler Bulgaristan Türklerince unutulmaz. Çalışmaları süresinde Türk Öğretmenler Birliği Bulgaristan Türk eğitimine, Türk Spor Birliği “Turan” okulu dışında halk eğitimine damgasını vurdular. Oldukça kalıcı izler bırakıp tarihe karıştılar. Birliğin öncülüğüyle programa alınmış olan anlamlı Türk şarkıları Bulgaristan Türk çocuklarınca yıllar yılı söylendi: “Dağ başını duman almış…” Tevfik Fikret’ten “Çiğnendi yeter varlığımız cehl ile kahra…” ve “Annem beni yetiştirdi/Bu yerlere yolladı/Al sancağı teslim etti/Allaha ısmarladı…” gibi şarkılar, Bulgaristan Türk okullarında ve Türk Spor Birliği “Turan” kulüplerinde komünist yönetimin ilk yıllara kadar söylendi.

Bulgaristan’ın Hasköy kasabasından Edirne’ye göç edip yerleşen Babam ve Annemin devamlı yukarıdaki müzik parçalarını ezbere bilmelerinin yanı sıra İstiklal Marşımızın tüm kıtalarını hata yapmadan söylemeleri beni gururlandırırdı.”

Türk Spor Birliği “Turan” Teşkilâtı

Gençlik, milletin ümidi ve geleceğinin teminatıdır. Onların okul içi, Okul dışı eğitimi gerekir. Okul içi eğitimi okul yapardı, fakat okul dışı halk eğitimi yapan bir kuruluşa da gerek duyuluyordu. Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Türk halkı kimsesiz kalmıştı, elinden tutanı yoktu. Kendi kendisini korumasından başka çare yoktu. Silkindi, kendi yaralarını kendi sarmaya çalıştı. İlerleme, yükselme yollarını aradı. Maarif işleri biraz yoluna girdi. Fakat yoksulluk yüzünden bazı yerlerde hala İlkokul yoktu. Çok yerde gençler ilk tahsille kalıyordu. Hâlbuki 20. yüzyılda yaşıyorduk, bu durum böyle devam edemezdi. Ülkeler ilerliyor, medeniyet yolunda yarışıyorlardı.

Bir gencin yalnızca topa iyi vurmasını bilmesi yeterli miydi? Düşüncelerini geliştirmesi, aydınlatılması gerekliydi. Bu düşünceler doğrultusunda, Bulgaristan’ın Türklerin bulunduğu yerleşim bölgelerinde spor kuruluşları yeşermeye başladı. (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.113)

Anavatan Türkiye’deki mutlu gelişmeler, Bulgaristan Türklerini de derinden etkilemişti. Anadolu’da Büyük Zaferin kazanılması, Lozan Konferansı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşu, Türkiye’de Türkiye İdman Cemiyeti İttifakının kurulması, Bulgaristan Türk Gençliğini de coşturmuştu. Bu coşkulu hava içinde, Bulgaristan Türk Oymakları’nda çeşitli gençlik spor kulüpleri doğdu. Çoğu 1923–1924 yıllarında kurulan bu kulüplerin isimleri; “inıkap”, Altınyıldız”, “İleri”, “Kamer”, “Çelik”, “Atılla”, “Gençlerbirliği”, “Yıldız”, “Terakki”, “Hilal”, “Turan”, “Tenvir-i Efkâr”, “Gayret”, “Rumeli”, “Kuvvet”, “Balkan”. Hemen her Türk oymağında mantar gibi fışkırmaya başlayan bu Türk spor kulüplerini bir çatı altında birleştirmek fikri de gelişti. Razgrad’da çıkan Deliorman Gazetesi yazarı Mustafa Şerif (Alyanak) şunları yazıyordu:

“…Çok hayırlı ve çok değerli bir teşebbüs, hemen hemen her yerde Türk muhitleri arasında çoktan beri beklenen bu tohumu serpti. Şöyle ufak bir seyahat yapınız. Göreceksiniz ki her kasabada bir spor kulübü teşekkül etmiş, 20–30 genç, her gece, hayatın kirli ve çılgın sahnelerinden uzak, tenha ve küçük bir yerde fikir ve vücut terbiyesi tahsil ediyor…

Bugün ötede beride başlayan spor hareketleri, yarın engin bir sel halinde memleketin her tarafını istila edecek ve bütün memleket gençliğini birbirine çok kuvvetli bağlarla bağlayacaktır…

Biz artık muhtelif kollara, fertlere veya fırkalara köprü olacak bir gençlik değil, kafası medeni ihtiyaçlarımızı kavramış, bilgili, sıhhatli ve mefkûreci bir gençlik istiyoruz. Çünkü buna şiddetle ihtiyacımız vardır. Nesili âtiyi her türlü sefalet ve sefahatten kurtarmak ve zamanın icabına göre yetiştirmek istiyorsak, bugünden çalışmaya ve bu yolda teşvik ve tergip eylemek zaruretinde. (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.113)

Eyiz…

Mademki biz de insan gibi yaşamak ve gülünç olmadan, ezilmeden yaşamak istiyoruz, memleket kanunlarının bize bahşeylediği haklara istinaden kendi milli ve içtimai ihtiyaçlarımızın prensipleri dalinde, yarın için ne yapmak lazımsa, yapmaya mecburuz.

Evet, Böyle hareket edelim ki, artık büzüm için de yeni yaşayış âleminin yeni kapıları açılmış bulunsun” 1

Bu yazıdan sonra Türk Spor Kulüplerinin birleştirilmesi, bir merkeze bağlanması fikrini canla başla savundu. “Türk Gençleri Birleşiniz” diye haykırdı. Sonra, “Sönük Ocak” adlı bir piyes yazdı. Bulgaristan Tük gençliğini güçlü bir “birlik” içinde toplamak düşüncesini dile getirdi. Piyes, Plevne ve Ziştevi’de sahneye konuldu.

Bu yayınlanan yazılar üzerine Rusçuk’ta Türk gençleri birleşme işini ele aldılar. 1924 yılında Rusçuk’taki üç kulüpten “Yıldız” ve “Terakki” birleşerek öteki Türk kulüplerini bir kongreye çağırdılar. Çağrıya bazı kulüpler olumlu karşılık verdiler, bazıları ise kongreye katılmaktan yan çizdiler.

14 Temmuz 1924 günü Rusçuk Rüştiyesi’nde Türk Spor Kulüpleri birinci kongresi toplandı. Kongreye altı Türk Spor Kulübünü temsil eden on altı dele katıldı. Kongreye konuk ve dinleyici olarak da epeyce yönetici geldi. Katılanların az olmasına rağmen bir çatı altında birleştirme yolunda önemli bir adım atılmış oldu.

 

Alyanakzade Mustafa Şerif’in başkanlığında yapılan Kongrede şu kararlar alındı:

ü  Bulgaristan Türk Spor Kulüplerinin her ne pahasına olursa olsun bir merkezde toplanması,

ü  Merkezin Rusçuk’ta kalması,

ü  Merkez yönetim kurulunun Rusçuk’taki “Yıldız” ve “Terakki” kulüpleri üyelerinden seçilmesi,

ü  Tüzüğün hazırlanarak ikinci kongreye sunulması,

ü  Spor kulüpleri ikinci kongresinin ertesi yıl Plevne’de toplanması,

ü  Bir merkeze bağlanmak ilkeleri üzerinde güçlü adımlarla yürümek ve ikinci kongreye daha çok spor kulübünün katılmasının sağlanması

Kongrenin Rusçuk gençlerinin öncülüğünde yapılması, kurulacak Spor Birliğinin Rusçuk’ta kalmasının kararlaştırılması ve Merkez Yönetim Kurulunun da Rusçuk’taki iki kulüp üyeleri arasından seçilmesine karar verilmiş olması, Varna ve Vidin gibi bazı kentlerdeki kulüpleri kıskandırdı. “Yıldız” Spor Kulübünün Yöneticisi Ali Hüsnü’nün başkanlığında kurulan bu yönetim kurulu çalışmaları sürdür ve ikinci kongreyi hazırladı. 1925 yılının yazında Ziştevi ve Eskicuma kasabalarında Türk kulüpleri arasında spor karşılaşmaları, şampiyonluk maçları düzenlendi. Ayrıca Tiyatro Oyunları oynandı.

Vidinliler, 1924 yılında “Turan” adlı bir spor derneği kurmuşlar, tüzüğünü de hazırlamışlardı. Bu “Vidin İslâm Gençleri Turan Cemiyeti” tüzüğü 82 madde ve 7 fasıldan oluşup resmen tasdik edilmişti.

1. Maddede: Medeni, İrfâni, İdmânî Spor Derneği olduğu, amacının: Fikren ve bedenen yükselmek olduğu açıklanıyordu. Derneğin Futbol, Jimnastik, izci, müzik grupları vardı. 16. maddeye göre: Bütün üyeler kardeş olup birbirlerine “Kardeş”, “Hemşire” diye hitap ederler. Selamlaşma “Sağlam ol, Şükür sağlamım” demek olur. Cemiyet Bayramı, Hıdırilyas günüdür. (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.114.)

Birleşmeyi uygun bulan müteşebbis Y. Ahmed, Ö. Kâşif, H. Edip bir beyanname yayınlayarak Bulgaristan’daki Türk gençliğinin yalnız sporla, futbolla uğraşması yetmeyeceğini, her yönde yetişmek gerekli olduğunu belirterek Turan Cemiyetinde birleşmeye çağırdılar.

Kardeşler diye başlayan bu beyannamede Bulgaristan nüfusunun 1/5’ini teşkil eden Türklerin hiçbir teşkilatı olmadığı, sayıları çok az olan Yahudilerin ise “Makabi” teşkilatı vasıtasıyla gençlerine milli ruh verdikleri söylendikten sonra: “Biz, Türk gençlerini birleştirecek, aralarında kardeşlik duygularını kuvvetlendirecek, yükseltecek bir teşkilat kurmalıyız”, deniyordu.

3 Temmuz 1925 tarihinde Plevne’de Türk Spor Kulüplerinin ikinci kongresi toplandı. Birincisinden daha başarılı geçen kongreye dokuz kulübü temsilen gelen 29 delege katıldı.

Kongre, Türk Spor Birliği tüzüğünü görüşüp kabul etti. Kongrede Bulgar Spor Federasyonuna mı katılmalı, yoksa Bulgaristan’da yarı bir Türk Spor Federasyonu mu oluşturmalı, sorusu uzun uzun görüşüldü. Sonunda Türk Spor Birliğinin Bulgar federasyonundan ayrı olması düşüncesi ağır bastı. Kurulan Türk Spor Birliğine maddi yardımı yapmaları için Başmüftülüğe ve Vakıflar Müdürlüğüne başvurulması, benimsenen tüzüğün Bulgaristan İçişleri Bakanlığına onaylatılması için Sofya’ya bir heyet gönderilmesi kararlaştırıldı.

Vidin’den Yaşar Ahmet, yalnız Spor Birliği kurulmasının yeterli olmayacağını, Türk gençliğini fikren de kalkındırmak için “Turan” adlı dernekler oluşturulması gerektiğini savundu. Henüz olgunlaşmamış olan bu görüş benimsenmedi.

Bulgaristan Türk Spor Birliği’nin üçüncü kongresi 1926 yılında Varna’da yapıldı. Bu kongrenin en önemli sonucu, Spor Birliği “Turan” adı altında yeni baştan örgütlenmesi oldu. Türk Spor Birliği’nin bu üçüncü kongresi, aynı zamanda “Turan” derneğinin ilk kongresi sayıldı. Bu tarihi bir sembol idi. gençlerin ruhunu, duygularını okşuyordu, yoksa siyasi bir anlam taşıyor değildi. Bundan böyle Spor Birliği, “Turan” adı altında çalışmalarını sürdürmüştür.

Spor Birliği’nin “Turan” Derneğine dönüştürülmesi fikri Vidinli Türk gençlerinden gelmiştir. Vidin’de 1924 yılında kurulan “Turan” adlı bir kulüp vardı. Bu kulübün tüzüğü de onaylanmıştı. “Vidin İslam Gençleri Turan Cemiyeti” adını taşıyan bu derneğin, futbol, jimnastik, izcilik, müzik kolları vardı. Dernek üyeleri birbirlerini “kardeş” sayarlardı. “Sağ ol!” “Şükür sağlamım!” Diye selamlaşırlardı. Hıdırilyas gününü derneğin bayramı olarak benimsemişlerdi.

Hasip Safveti (Aytuna), Dostluk Gazetesinde 1926’da yayınladığı “Bulgaristan Türk Gençliği”, “Cemiyet ve Teşkilata Girme Yolları” başlıklı seri yazılarıyla, gençleri dernekçiliğe ve birliğe çağırıyordu. İşte bu hava içinde Varna Kongresi toplandı ve Turan Dernekleri kuruldu. Varna Kongresi Turan’ın I. Kongresi sayıldı. (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.115.)

Çalışmalarını iki yıldan beri sürdürmekte olan Vidin “Turan” derneği yöneticileri, Varna kongresinde, bütün Bulgaristan’daki Türk Spor Derneklerini veya kulüplerini “Turan” adı altında birleştirmeyi savundular ve düşüncelerini kongreye kabul ettirdiler.

Turan Derneği daha ziyâde Jimnastik ve spora önem erirdi. Hemen 37 maddelik bir Jimnastik ve Spor Yönetmeliği hazırladı ve bunu 1927’de Vraca Kongresi’ne sundu. 1. maddede: “Bulgaristan Turan Birliğini başlıca gayelerinden biri Türk gençlerinin bedensel terbiyesine çalışıp medenî hayatta muvaffak olacak surette hazırlamaktır” denilmektedir. (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.115.)

“Turan” Derneğini kuranların siyasal amaçları yoktu. “Turan” kavramını bir sembol olarak benimsemişlerdi. Bulgaristan Türk Gençliğini toparlayıp kalkındırmayı amaçlıyorlardı. Yalnız spor çalışmalarını yeterli görmüyorlar, gençliği fikir bakımından da yükseltmek istiyorlardı. Vidin’de öğrenim görmüş Türk Gençleri, Bulgaristan Türk Gençliğini yalnız sporla değil, başka bakımlardan da kalkındırmak söz konusu olunca, önderliği ele aldılar. Varna Spor Kulüpleri yöneticileri de kendilerini destekledirler. Vidinliler, “Turan” Dernekler Birliğini kendilerinin kurdukları, Varnalılar da “Turan” derneğinin Varna’da doğduğunu söylediler. Rusçuklu Gençlerse, birleşme düşüncesine ve çalışmalarına kendilerinin öncülük ettiklerini ileri sürdüler. Gerçekten Bulgaristan’da bulan tüm Türk Gençlerinin birleşmede payları olmuştu. “Turan” derneğinin bir federasyona dönüşmesi bir gelişmenin sonucuydu.

1926 yılında kurulduktan sonra, “Turan” Dernekler Birliği şaşılacak bir hızla gelişti. Hemen hemen bütün Bulgaristan’ın Türk Oymakları “Turan” Derneği çevresinde toplandılar. “Turan” gençliği, Atatürkçü bir gençlikti. Atatürk İlkelerinin Bulgaristan’a ateşli savunuculuğunu da üstlendi. Dernek üyeleri için bir üniforma kabul edildi. Bu Üniformada, Türkiye’de olduğu gibi şapka da vardı. Üniforma; erkekler için, yeşil şeritli beyaz fanila, siyah pantolon, bele yeşil beyazlı bir kuşakla; kızlar için de beyaz gömlek, Larcivert etek ve beyaz çoraptan oluşuyordu. Bunlar, için üniformaydı. Dış üniforma erkekler için beyaz ve yeşil şeritli şapka, yeşil boyunbağı, beyaz gömlek, yeşil kuşak ve siyah pantolondan oluşuyordu. Kızlar da başlarına şapka giyiyorlardı.

“Turan” Dernekler Birliği, her yıl ayrı bir kentte kongreler düzenliyor, her kasabada şubeler açıyor, hatta köylere kadar uzanıp şube sayısını arttırıyor; spor karşılaşmaları, yürüyüşler, şenlikler düzenliyor ve bütün Bulgaristan Türk gençliğini coşturuyordu. Bulgaristan’da, Türkiye’deki Atatürk devrimlerini benimsemiş ve Bulgaristan Türklerine de benimsetmeye çalışan bir Türk Basını doğmuştu. “Kemalist” basın, denen bu gazeteler de “Turan” derneklerini destekleyip savunuyorlardı. Özellikle Kırcaali’de çıkan Özdilek, Vidin’de İstikbal, Razgrad’da Karadeniz Gazeteleri, “Turan” derneklerinin hızla yayılmasını sağlıyorlardı. 1928 yılında, Vidin’e, Turan adıyla ye yeni Türk harfleriyle bir gazete daha yayılmaya başladı. Arif Necip (Kaskatı), Ahmet Rafet (Rodoplu), Mustafa Oğuz (Petek), Akif Mehmet (Alkanlı), Ahmet Gültekin (Arda), Ömer Kâşif Nalbantoğlu gibi aydınların sürekli yazı yazdıkları Turan Gazetesi, “Turan” Dernekleri Birliğinin organı oldu. Bazı zengin Türk Cemaatleri (Cemaati İslamiyeler) de “Turan” derneklerine para yardımına başladılar. Böylece “Turan” Dernekleri Birliği hızla serpildi.

 

Turan Gençlerinin Forması

Yönetmelik, üyelerin formasını şöyle verir: Dâhili yeşil şeritli beyaz fanila, siyah pantolon, bele yeşil beyazlı kuşak.

Kızlar için: Beyaz gömlek, lacivert etek, beyaz çorap.

Harici: Beyaz e yeşil şeritli yeşil şapka, yeşil boyun bağı, beyaz gömlek, yeşilli kuşak, siyah pantolon.

Kızlar: Dâhili gibidir, yalnız başa şakp0a giyilir. (1927 Temmuz’unda Vraca Kongresi’nde kabul edilen yönetmelikten alındı). (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s. 115.)

Turan’ın Gelişmesi

1931–1932 yılları Turan’ın gelişme devri oldu. Birçok yerlerde şubeler açıldı, bazı köylerde bile şubeleri vardı. Deliorman’ın göbeğinde yaşayan Türk, yerli kıyafetiyle Turan’da yer almıştı. Türkçe gazeteler derneğin yayılmasını sağlıyordu. Kırcaali’de (Özdilek), Vidin’de (İstikbal), Razgrat’ta (Karadeniz). Bunların başında gelir. Mustafa Kasım, Arif Necip, Ali Turan, Aliş Ekrem Turancıları destekleyen yazarlardı. Zengin Cemaat-ı İslâmiyeler, derneğe para yardımına başlamıştı. Gençler umutla çalışıyorlardı. 1932’de Kırcaali’de VII. Kongrelerini yapacaklardı. Beklenmedik bir haberle sarsıldılar. Bulgar hükümeti Kongrenin toplanmasına Kırcaali’nin Türkiye’ye yakın olmasını sebep olarak göstererek izin vermedi. Bunun üzerine Kongre Eskizağra’da toplandı ve çok olumlu geçti.

1933’te 8. kongre Deliorman bölgesinde Razgrat’ta toplanacaktı. Buraya da izin verilmesi üzerine Rusçuk’ta Ömer Kâşif’in başkanlığında çok güzel geçti. Gelecek kongrenin Sofya’da yapılması kararı alındı. Ne yazık ki Turan kongrelerinin sonuncusu Rusçuk kongresinden 9 ay sonra Turan dernekleri 1934’te kapatıldı.

Turan Kongreleri

Hazırlık Toplantıları

 

Yer

Yıl

1

Rusçuk

1924

2

Plevne

1925

Kongreler

1

Varna

1926

2

Vraca

1927

3

İslimye

1928

4

Kızanlık

1929

5

Filibe

1930

6

Eskicuma

1931

7

Eskizağra

1932

8

Rusçuk

1933

 

Turan Derneklerinin kapanmasına sebebi şöyle açıklayabiliriz. Türkiye’ye göç etmiş olan Şerif Alyanak’ın yaz tatilini eski arkadaşları arasında geçirmek üzere geldiği Bulgaristan’da, Rodop gazetesinde çıkan “Turan dernekleri İnkılâbın Birer Kışlası Olmalıdır” başlıklı yazısıydı. Zaten devamlı takip edilen Türk gençleri bu yazıyla zor duruma düştüler. Turan’ın gelişmesinden kuşkulu olan Bulgar makamlarının kuşkusu daha da arttırdı. 95 şubesi, 5000 üyesi vardı, bu dikkat çeken bir hâl olmuştu. Turan’ın köylerde şubeleri açılıyordu. Turan Türklüğü yaşatıyordu… (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.116)

 

Turan’ın Yavrusu Şenyurt

Turan Derneğinden bazı gençler ayrılıp “Şenyurt” derneğini kurdular. Amaçları aynıydı. Birkaç yıl sonra yine birleştiler. Şenyurtçuların selâmı “Şen ol” şeklinde ve liderleri Saatçı Ahmet’i. (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.117)

Turan dernekleri iyi niyetle kurulmuştu. Kuşku uyandıracak bir yanı yoktu. Hatta kuruluş sırasında Türk kelimesi yerine İslâm sözünü kullanıyorlardı. Vidin Derneği 1926 yılında şu adı taşıyordu. Vidin İslâm Medenî, İrfanî ve İdmanî Spor (Turan) Cemiyeti. Bir taraftan milliyetçi Bulgarlar, diğer yanda kara taassuba bağlı tutucu grup, bu gençlere haksız saldırıya geçtiler. Bazı heyecanlı gençler de çevreye göre davranış ayarlaması yapamadılar. Ağırbaşlı, önünü gören, adımını hesapla atan aydın kafalar dinlenseydi, acaba durum başka mı olurdu, o da ayrı bir şey. Bazı kalemler cemiyetin gelişmesi için didiniyordu. Hasip Aytuna gibi ilmî hazırlığı olan aydın kalemlerin yazdıkları doğru çıktı; o, Turan Gazetesinde çıkan Cemiyet Hayatı ve Gençlik yazısında 1928 yılında gençliğe şöyle sesleniyordu.

“Her millette ve tarihîn bütün devirlerinde olduğu gibi, bizde de her şeyden evvel yaşça genç bir zümre var. Gençlik psikolojisinin tespit ettiği bedenî ruhî inkişaf buhranlarının tesiri altında işleyen, bağıran, hatta yazı yazan, sağa-sola çatan, babasına bile kafa tutan bu genç zümre, bir taraftan göreneğin, diğer taraftan yine gençlik psikolojisinin sevkiyle çeşitli teşkilat ve cemiyetlere girmek, yaşının taşıyamayacağı ve kuvvetinin bırakamayacağı kadar mühim ve büyük inkılâplar yapmak ve bilhassa eskiyi ve eskiliği yıkmak istiyor. Buna, menfaati bozulanlardan veyahut kanaatine aykırı düşenlerden gayri kimselerin bir diyeceği yoktur sanırım. Lâkin inkılâp yapmak, birini yıkıp yerine başka bir şeyi koymak isteyen gençlerin, her şeyden evvel içtimaî kıymetler ve idârî, hatta biraz da siyâsî ve iktisâdî mefhumlar hakkında doğru, ilmî ve sâbit fikirler sâhibi olmaları, yeni binâyı hangi malzeme ile hangi ustalarla, hangi âletler ve hangi maksatlarla ve nasıl, kaç mevsimde kuracaklarını iyice tâyin etmiş olmaları lâzımdır”.

“Bu acıklı hâlin dâhili ve hâricî birçok sebeplerinden en mühimlerine temas etmek lazım gelirse, denebilir ki: Bulgaristan Türk gençliği, ekseriyet itibarıyla kendi kuvvetini ölçmemiş, başka kuvvetlere hürmet ve tebaiyete de alışmamıştır. Bulgaristan Türk gençliği, yıkacağını ve yapacağını ne için yıkmak, ne için yapmak ve nasıl yıkıp yapmak lâzım geldiğini tâyin etmemiş, edememiştir…”

“Bulgaristan Türk gençliği, hayâta ve içtimâî meselelere istikamet verecek ve ma’şeri faaliyetlerin en doğru hedefini gösterecek ilmî hazırlıktan da mahrum olduğu için, prensip mücâdelesi yapacak kudret ve kabiliyetini kaybetmiş, ciddi işlerden ve ideal gayretlerinden ziyâde şahıslara ve şahsiyetlere saldırmaktan zevk alır, mensup olduğu teşkilâtı ve cemiyetin menfaatlerini gayet fedâ edebilir rûhi bir dalâlete düşmüştür. İşte, sırf bu dalaletledir ki, bugün birçok şaşkınlıklar ve taşkınlıklar yapılmakta, karşılıklı fedakârlığa dayanması gereken cemiyet hayat ve muâşereti yerine, ferdi ve tamâmen şahsî fikir ve emellere dayanan âhenksiz ve şuursuz bir didinme ve didişme kaim olmaktadır. Bu hal, gençliği toplamaktan ziyâde genç kuvvetleri dağıtmakta ve iş meydanı, her sene biraz daha, bilmediğini bilmeyen, bilmediği halde her şeyi doğru bildiğini, bir yeniçeri inat ve taassubuyla iddia eden kısa düşünceli, dar fikirli ve zayıf seciyeli kimselerin kirli ve gizli niyetleriyle yıkıcı emellerine sâha olmaktadır”.

“Gençliği ve onların cemiyetlerini, hergün biraz daha büyüyen bu tehlikeli vaziyetten kurtarmak için en amelî çareleri araştırmak, her gencin ve bilhassa her hususta daha hatırlıklı olan münevver gençlerin ihmal etmemeleri gereken çok mühim işlerden biri olmalıdır.”.

Yazar yazısının son bölümünde; gençlerin bilgi seviyesini arttırmalı, okuyup düşünmeye alıştırmalı, hayata hazırlamalı, onlar için bir gençler okulu hâlinde olmalı dedikten sonra yazısını şöyle bitiriyor:

“Aksi takdirde bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de cemiyet hayatı bizde, yıldan yıla biraz daha sönecek, gayelerle vasıtaları intihap ve istimal edemeyen fertler elinde cemiyetler birer birer dağılacak ve bir gün, hem cemiyet hayatı ve hem de ondan çok şeyler ve feyizler bekleyen millî varlık daha müthiş bir buhran içinde son defa sarsılmış, son defa dağılmış, bir daha dirilmemek üzere ölmüş bulunacaktır. Teşkilatçı gençlere, bu yakın tehlikeyi yüreğim sızlayarak hatırlatırken, faaliyet programlarında en büyük ehemmiyeti gösterişlere değil, ruhî hazırlığa tevcih etmelerini büyük bir ehemmiyetle tavsiye eylerim”.

Muallim Hasip Safvetî

(Turan, yıl: 1, sayı2, 7 Ekim 1928, Sofya-Bulgaristan). (Osman Keskinoğlu, Bulgaristan’da Türkler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 642 Kültür Eserleri: 48, Birinci baskı-Başbakanlık Basımevi Aralık 1985, s.119)

 

Birinci Bölüm devam edecek

 

·       Derleyen Burhan Aytekin www.baytekinbalkan.com 

İlginizi Çekebilir

Mustafa Ali Çavuş: “Son zamanlarda baskı ve sindirme hareketlerine maruz kalmaktayız”

29-12-2016 Ozan Ahmetoğlu Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, Yassıköy Belediye Başkanı İsmet Kadı’nın gözaltına alınmasıyla ilgili yazılı
Devamını Oku...

Sırplar, Sınır Geçişlerini Engelleyecek

04 Ekim 2016 Kosova’da 1998-2000 yıllarında kaçırılan ve öldürülen Sırp Aileleri Derneği; NATO, KFOR, UNMİK ve EULEX’e gönderdikleri bir açıklama ile yakında Merdare, Jarinje ve
Devamını Oku...

Kosova, Amerika’nın Gündeminde Değil

23 Ocak 2017 Kosova’nın büyük siyasi krizli bir ülke olmadığından hareket ederek yeni Başkan Donald Trump’ın başında bulunduğu Amerikan yönetiminin gündemde olmaması
Devamını Oku...

Seçimlerde mevcut adrese göre oy kullanma dilekçesini verme süresi yarın doluyor

26 Mart’ta yapılacak erken Parlamento seçimlerinde mevcut ikamet adreslerine göre oy kullanmak isteyen seçmenlerin dilekçe vermesi gerektiği süre yarın 11 Mart 2017 Cumartesi günü
Devamını Oku...

PASOK ve SİRİZA il örgütleri arasında İlhan Ahmet atışması...

18-01-2017 Ozan Ahmetoğlu Rodop Milletvekili İlhan Ahmet’ in PASOK’a (Demokratik İttifak) katılması SİRİZA ile PASOK arasında atışmaya neden oldu. İlhan Ahmet’in PASOK’a
Devamını Oku...

Hitler'in iktidara geliş süreci ve seçimlerde kullandığı propaganda afişleri

Nazi partisinin iktidara yürüyüşü ekonomik çöküşün ardından gelmiştir. Hitler bu ekonomik krizin sebebini dış güçlere bağlıyordu. Hepsinden intikam alınmalıydı, inancını
Devamını Oku...

Bulgaristan'da KNSB, “Daha 100 Leva İstiyorum” kampanyasına başlıyor

07 Aralık 2016 Bulgaristan Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu (KNSB), “Daha 100 Leva İstiyorum” başlığı altında bir kampanya başlattı. Kampanya, sendikal örgütün 2017 yılında
Devamını Oku...

Arnavut Partileri “Platformda” Geri Adım Atmayacak

09 Mart 2017 Arnavut Platformunu imzalayan üç parti, Demokratik Bütünleşme Birliği (BDİ), Besa ve Arnavut Birliği koalisyonu geri adım atmayacaklarını açıkladı. Partiler, söz konusu
Devamını Oku...

Yunanistan'da dört yeni bakanlık kurulacak, altı bakanlığın ise adı değiştirilecek

02 Kasım 2016 Hükümetin aldığı kararla dört yeni bakanlığın kurulacağını, altı bakanlığın ise isminin değiştirileceği bildirildi.  Yeni kurulan bakanlıklar şöyle:
Devamını Oku...

DEB Partisi SÖPA mezunu öğretmenler derneğinin eylemine destek verdi

28 Eylül 2016 28 Eylül 2016 Çarşamba günü DEB Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, Genel Başkan Vekili Av. Ahmet Kara, Genel Başkan Yardımcısı Ozan Ahmetoğlu, Genel Sekreter
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3553800

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı