Tarihte “Miziya” Denilen Topraklar

Tarihte “Miziya” Denilen Topraklar

(İsrail Devleti ve Grek Milleti Neden ve Nasıl İcat Edildi. Beşinci Kısım. Hateme veya Mevzuu Tamamlama. İkinci Bölüm. Bu Kitabın Yazılması Etütler.117)

Tarihte, “Miziya”, denilen topraklar; Aşağı Tuna nehrinden, Cenuba; Timok, Strimona, Serrhes hattı; Şarkını, ihtiva ederek; Akdeniz’e doğru inerler; buradan, Çanakkale Boğazının, her iki tarafını, içine alarak; Bursa bölgesine, uzanırlar...

Öyle ki, Anadolu Yarımadasında; Çanakkale Boğazı ve Bursa Bölgesi; Miziya’ya dâhil olduğu zamanlarda; yani, “Miziya” adını taşıdığı zamanlar; burasının haricinde, kalan topraklar; “Bizans”, adı ile anılmaktadırlar.

Mizya; Timok ve Strimonadan; Adriyatik Denizi’ne ve Alp Dağları’na nasıl gider uzanırsa; Bizans Toprakları da, Bizantion şehrinden; Kafkaslara, Mezopotamya’ya, Arap Yarımadasına, uzanırlar.

Her iki, “Miziya” ve “Bizans”, Bölgelerinin, adları; Milâttan Evvel, İki Yüzlü yıllarda; Roma İmparatorluğu, bu Bölgeleri, hükmü altına, aldığı vakit; bu Bölgelerde, meskûn Büyük ve Güçlü, “Mizant” ve “Bizant”; Trak Boyları, adlarına göre, verilirler...

Görüldüğü gibi, “Miziya” ile “Bizans” aralarındaki fark; “Biz”, “Miz”, olarak; “B/M” sesleri, tebeddülünden, ibarettir. Ayrıca, bu Doğru, bu Hakikat; onların, bir Bütünün (Bir Elmanın), iki yarısı, olduklarının, ispatıdır...

Roma İmparatorluğunun, temeli Etrüsk Türkleri ve M.S. Üçüncü Asırdan itibaren, Hunların buraya yığılmalarıyla; Türkleşmeye başlayan, Romalılardır (Avrupalılardır).

O vakit ve Milâttan Sonra, Beşinci asra kadar; Roma İmparatorluğu Ordusunun, çoğunluğu da, Türk’tür. Buna göre, Roma İmparatorluğunda; en rahat nefes alabilen, etnik unsur, Türk’tür...

Bunun için olacak; Roma İmparatorluğu tarafından; Mizyalılara ve Bizanslılara; “Rum”, yani “Romey” adı verilir. Bu “Romey” veya “Rum” adını; aklınızda tutun, ehemmiyete haizdir. Balkanlarda ve Anadolu’da, Roma İmparatorluğu hükmünde bulunan; Türk’ten başka, hiç bir kavme, verilmez.

O zamanlar, ME İkinci Asırdan, MS Altıncı Asra kadar, İmparatorluktaki halklar, bilhassa Türkler, devamlı hareket hâlindedirler; Hun’ları, Bulgar’ları; Ayıntap’tan, Urfa’dan; İtalya’ya, Fransa’ya, Korsika’ya kadar, takip etmek, mümkündür...

Roma İmparatorluğunun, bu hâliyle, hükmüne aldığı Miziya ve Bizans Rumlarının bir kısmı, Batıya giderler, oradaki halkların, nüfuslarını, çoğaltırlar. Gidenlere karşılık; bir kısmı da, buralarda, Rum, kalırlar...

Milâttan Sonra, Dördüncü asırda, Roma İmparatorluğu, inhilâlinden sonra; umumları itibarı ile Venedik ve Cenova menşeli Roma Halkları Sermeyesi; “Miziya” ve “Bizans” üstünde; Byzantion Şehri Merkezli; “Koloni Sistemi İmparatorluğu”, inşa eder.

O zaman, “Miziya” adı, tedavülden düşer ve “Bizans” adı kalır ki; bu hâliyle “Bizans”; Mizant ve Bizant, Trak Boyları toprakları; Balkanlar ve Anadolu, demektir; yani “Bizans”, “Trakya”; “Trakya” da, “Türkiye”, demektir...

***

Kabala İttifakının; Düzmece İsrail’i, Grek’i, Bulgar’ı, Ermeni’yi, Kürd’ü, icat ettiği zeminde, Türk Tarihi, kitabımdan

İkinci Bölüm. Bu Kitap Niye Yazıldı

(İsrail Devleti ve Grek Milleti Neden ve Nasıl İcat Edildi. Beşinci Kısım. Hateme veya Mevzuu Tamamlama. İkinci Bölüm. Etütler. 115)

Uzun yıllar üzerinde çalıştığım; On Bir Ciltlik, yaklaşık Yedi Bin Beş Yüz Sahifelik; Türk Kimliği Külliyatımı, 2012 yılında, tamamladım.

On Bir ciltte: Etnoloji; Folklor; İslâm Evvelsi Edebiyat; İnanç Hayatı; Taş İnancı; Efsanevi Hayat; Din Hayatı; Hitit Trak ve Pers Devri; Roma Devri; Bizantion Koloni Sistemi Devri; Rum Sultanlıkları Devri; Zemininde Türk Kimliği, Külliyatımı, meydana çıkardım...

Külliyatımı yazarken, Kabala tarafından, meşhur edilen; Hiçten Grek, Mevzuunda; yer, yer, farklı şeyler söylesem de; Kabalacı Umum Tarihin, tesirinden; bir türlü, kurtulamadım...

Hem de, On Bir Cildi, tamamlayıncaya kadar; kendi kendime; “Süryani”, konuştuğu, Vakti Zamanın Beynelmilel Dili, ‘Süryanicenin’, adını taşıyan, bir Türk Cemiyeti; “Grek”, Vakti Zamanın, Beynelmilel Koyne Dilini, konuşan, bir Türk Cemiyetine, Kabala İttifakı, tarafından, verilen, ad!”; “İdiş” Vakti Zamanın, Koyne Beynelmilel Dilinin, bir bozuk şeklini, konuşan, Alp Dağlarında, bir ‘Hun’, Cemiyeti”; diye, ısrar ettim. Bir türlü, kendime, meram anlatamadım!

Hâlbuki ikna olmalıydım! Kabala İttifakı, eğer Mantıklı olsaydı; aynı rahatlıkla, meselâ; “Süryaniye” de, İdişe de, “Grek”, diyebilirdi! Bu hâlde, Grekle olduğu gibi, verilen ad, hiçbir şey değişmeden, sürer giderdi...

Demek istediğim; şimdiki “Grek”, cemiyeti; ona “Grek”, denilmeden evvel; Hristiyan Dininin, Ortodoks Mezhebini; Beynelmilel Koyne Dilinde, yazılı İncil’den; ikrar eden ve Günlük hayatında konuştuğu Türkçeyi, yavaş yavaş, yitiren bir Cemiyetti...

Ona Kabala İttifakı, “Grek” adını verdikten sonra da; Hristiyan Dininin Ortodoks Mezhebini, Beynelmilel Koyne Dilinde, ikrar eden; ikrar ettiği Dininin dışında, konuştuğu, Türkçeyi; yavaş yavaş yitiren, “Rum” topluluğu kaldı...

Her şey bu kadar barizken; anlayamadığımdan ve hadiseyi; şimdiki gördüğüm gibi, göremediğimden; Grek’in, “Grek”, olmadığını; “Rum” (Türk), olduğunu; meydana çıkarmak için; şimdi, Sekiz Bine yakın sahifeyi; yeniden işleyecek, olmam; müthiş canımı sıkmaktaydı...

Bu arada, 25 Ocak 2012 tarihinde, İnternette; Bursa Ahmetbey köyünde; Yunan İşgali esnasında, öldürülen; Müslüman Gençler için; Köylüler tarafından, yaptırılan Şehitliğin; gece vakti, birileri tarafından; yerle bir edildiğini, okudum.

Bundan sonra, Ahmetbey Köylülerine, birilerinin; bu Şehitliği, “Yapmayın!”, dediklerini öğrendim... Onlar da, Türk İnatlarından; Bir Milyon Lira harcayarak, “Gençler Şehitliğini”; inşa ettiklerini, öğrendim. Bu hadise, Fincanımı, taşıran, son damla oldu.

Bundan evvel; Bursa, Merkez İlçesi Nilüferin, adının; Osman Gazi Merkez İlçesine; uyumlu, olarak; meselâ “Orhan Gazi”, olmadığı, “Nilüfer” olduğu; Bursa’nın Yunan İşgalinden Kurtuluşunun; millet, “Kutlanıldı”, desin diye, kutlandığı ve Dört Nisan Bin Üç Yüz Yirmi Altı Tarihinin; millet, hiç yoktan Grek’i; “Vardı!”, zannetsin diye; “Fetih Bayramı”, olarak, kutlanıldığı; ”Bunlarda, bir Hınzırlık var!”, diye; birer birer, Fincanımın içine konulmuştu!

Mümkinatı yok, Dünyada, bütün Kötülükler; bu Düzmece Grek icat edilirken, olduklarından; o zaman, Neler olduğunu, Neden olduğunu; Ne olursa, olsun; Olanları, Olacakları; hem bu Düzmece Grek’e; hem de kendilerini, bu Düzmece Grek’ten, zann edenlere, anlatmak, lâzımdı! Bu Kitabımı yazmam, bu Kararımla başladı.

Elimin altında; henüz bitirdiğim, On Bir Ciltlik, Türk Kimliği, Külliyatım ve çoktan beri üzerine olduğum; Düzmece Grek, Bulgar, Romen, Ermeni, Kürt hakkında; hazırladığım; “Kabala İttifakının; Düzmece İsrail’i, Grek’i, Bulgarı, Ermeni’yi, Kür’dü, İcat Ettiği Zeminde; Türk (Trak Bizans Rum) Tarihi”; Etütlerim vardı. Ayrıca, bu, Düzmece Milletler, hakkında; istif istif tasnif edip, önüme koyduğum, malûmatlar vardı...

Tarihte Çağlar, Irklar, İnançlar, Dinler, Coğrafyalar, İnsanlar, Hareketler, Hadiseler, hakkında biriktirdiklerim ve yeniden toplayıp, ayrı ayrı, tasnif edip, istif ettiklerim; canlı Atom parçaları, Neutron, Proton, misali, fıkır fıkır.

En küçük çağrışımımla, Ana Mevzu menzilden, menzile, kilitlenmekte; perde perde, Alt Mevzuları, sahifeye aktarmakta; kurulacak Dünya, inşa edilmekte; Beşer Mutluluğa yürümekte... Ve bütün bunları, ben; art arda, görmekteydim!

Derken, bir aralık, İnsanlığı Mutluluğa götüren; Dünyayı, Yıkacak Güç, belirmekte; kendi tasarladığı, Dünyayı getirmektedir.

Dünya, İyiden, İyiye gitmekten çıkmakta; Kötülükten, Kötülüğe, gitmeye başlamakta. Yılların birikimi, işe koyulduğunda, alınmakta; harıl harıl, Yazıya aktarılmakta; yazılanın, önüne geçmek, mümkün olmamakta; Yeni bir Tarih, kendiliğinden, yazılmakta...

Beş Sene sonra, 2017 yılına girildiğinde; üzerinde çalışmakta olduğum; “İsrail Devleti ve Grek Milleti Neden ve Nasıl İcat Edildi”, kitabım; “Etütler”, olarak, hazırdı. Onda anlatılan, Tarih; şimdiye kadar yazılan, Tarihlerden, farklıydı...

Anlatamam; İlk Tashihte, hayretler içinde, kaldım!

Kabala İttifakı tarafından, Grek, icat edilirken; Dünyada, Dünya ile alâkalı, neler olduğunu; anlatmak için yazdığım bu Kitabı; Günü, geldiği vakit, bir gün; tamam Feysbukta, neşretmek, üzereydim...

O zaman, adı; Osman Gazi İlçesine; Uyumlu olmadığı için; Bursa’ya yerleşeli beri; “Bu işte, bir Hınzırlık var!”, diye; gözlerimi diktiğim, Nilüfer Belediyesinin; Bursa Bilboardlarına astığı, boy boy Afişler, dikkatimi çekti.

Nilüfer Belediyesi, Bursa Bilboardlarına astığı; koca koca Afişlerde; başkalarına değil, “Miziyalılara, Miziya Turları, Düzenlemekte”; olduğunu, duyurmaktaydı...

***

Kabala İttifakının; Düzmece İsrail’i, Grek’i, Bulgar’ı, Ermeni’yi, Kürd’ü, icat ettiği zeminde, Türk Tarihi, kitabımdan

·       Alıntı Ahmet Tacemen

·       Yayın Tarihi 7 Mart 2019

Düzmece Grek’in Aslı Ve Düzmece Grek’le Alâkalı Mizya

(İsrail Devleti ve Grek Milleti Neden ve Nasıl İcat Edildi. Beşinci Kısım. Hateme veya Mevzuu Tamamlama. İkinci Bölüm. Bu Kitabın Yazılması Etütler.118)

Bizantion Koloni Sisteminde, Bizans’ta Rumlar; İslâm Dininin, tezahürüyle; umumları itibarıyla, Hristiyan Dininden, İslâm Dinine geçerler. (Kur’an. Rum Suresi).

Bundan sonra da, Hristiyan kalan Rumların, çoğunluğu; İslâm Dinine geçtiklerinde; Koloni Sistemi İmparatorluğu, çöker. Sistem, Bizantionu, bırakır; yerine, Roma’ya döner...

Bizantion Koloni Sistemi, öyle kuruludur. Bizans’ta, ne istismar edecek; ne de, İmparator ve İmparatorluk Kadroları, çıkaracak, kadar, Kolon kalmadığından; Sistem kendiliğinden biter ve sahibi, alır başını, buralardan, gider...

Öyle ki, mesele; bize, göründüğü gibi, değildir. Evvelâ, “Bizans İmparatorluğu”, diye, bir, “İmparatorluk”, yoktur. Daima, aklımızda bulunduralım, “Bizantion Koloni Sistemi İmparatorluğu”, vardır. Kolon, bitince, Koloni Sistem de, biter!

Öyle ki bu Koloni Sistemi İmparatorluğu; hiç kimseler tarafından, “Fetih Edilecek”, birileri olmadığından; “Fetih Edilmez”; kendiliğinden, bittiği için; öyle kendiliğinden, bitip gider...

O zamanlar, sıradan Türkün, “Kostanti’na”, dediği, şehri Bizantion veya Konstantinopolis; zaten, Dokuzuncu asırdan itibaren; “İslâmbol”, yani, “İstanbul”, olarak, anılır.

Ve o zamana kadar, Din i İslam’dan, birçok defalar, alınır. Sistemden, Fidye alındığından; tekrar tekrar bırakılır. Fidye alınan, Sistemden, Fidye alınamadığında; Kostanti’na, Fidye alanların, öteki şehirlerine karışır, gider...

Demek istediğim, Bizans’la alâkalı, anlatılan, bütün hikâyeler; Kabala İttifakı tarafından, ırzlarına geçilen, hikâyelerdir. Bizans’la alâkalı anlatılan; anlatıldığı ve de görüldüğü gibi, değildir!

Öyle ki, İslamoğlu’n; İkinci Mehmet Fatih (1432-1481) tarafından; 1453 Yılında, alınışı; en azından, anlatıldığı “Fetih”, İkinci Mehmet de, anlatılan, “Fatih” değildir...

Öyle anlatıldığı gibi, Ortalıkta, Kostantin’ayı; adam gibi; adamıyla, avratıyla müdafaa edecek ve ihtişamla, ihtirasla, hırsla, Fethedilecek; Çoluklu Çocuklu bir Millet yoktur!

Yani, Sultan İkinci Mehmed’in ve Ordularının Hırsını İhtişamını, İhtirasını, gerektirecek; bir şey uğruna ölecek Güç de, yoktur. Tamam, İktidar, Hristiyan’dan, Müslümana, geçmektedir. Ancak, bu olan, Dünyanın, sonu değildir; İslâm zuhur edeli beri, zaten, böyle olmaktadır...

İstanbul’un, Sultan İkinci Mehmet tarafından; Fethi hakkında, bütün anlatılanlar; doğru değildir. Ve İstanbul’un Fethi hakkında, bütün anlatılanlar; Eski Fetih hikâyelerinin; külliyatının, kombinasyonudur!...

Sultan İkinci Mehmed’in, fethettiğinin, anlatıldığı, o “İhtişamla, İhtirasla, Hırsla, Fethedilen Millet; “Yunan” veya “Grek”, olarak, Kabala İttifakı tarafından, Dünya Yüzüne: 1750 yılından, sonra çıkarılır.

İcat edilen, “Yunana” veya “Grek’e”, Devlet kurulur. O da, öyle programlı olduğu için; hemen, Türkü, kesmeğe başlar. İcat edilen Grek’in, Yunanın, vazifesi budur. İstihsal etmek; etrafla hoş geçinmek, gibi, bir derdi yoktur. O, böyle programlıdır.

Her şey Yunanla, Grek’le, orada neyse; iyi gitmektedir de, yani Kabalacı Devletler arkasında, durdukça; Türkü, çok iyi kesmektedir de; Hırstıysan Rum’un, aslının Grek (Yunan) olduğunu; Türk olmadığını göstermek; zor değil, imkânsızdır!

Hristiyan Rum’un, aslının Grek (Yunan) olduğunu; Türk olmadığını göstermek, nasıl olacağı, üzerine; Kabala İttifakı, Fener Rum Patrikhanesi, Grek Devleti; tam Yetmiş Sene düşünürler. Yetmiş Yıl, boyunca; ne ağza, ne de, Resmi Matbuata; “Rum” sözünü, almazlar.

Bin Dokuz Yüz yılında; Fener Rum Patrikhanesi ve Grek Devleti (Kabala İttifakı); “Rum” Namını, Elli yıl aradan sonra; “Hristiyan Ortodoks Rum’un, ezelden beri, Grek, bilindiği”, tespitiyle, Amme Kullanımına sokarlar.

Osmanlı Hanedanlığı Devleti, makamlarında bulunan, Kripto; bu tespiti, çok geçmeden, memlekete kabul ettirir. Zaten Ortodoks Rum, kendisini, aynen Düzmece Yunanın, kestiği gibi, kestiğinden; Müslüman Türk, Ortodoks Rum’un, ezelden, “Yunan” olduğuna, itiraz etmez.

Sonra, meselenin, aslı da, zaten budur; Düzmece Grek’in aslı, elbet de, Hristiyan Ortodoks Rum’dur, yani Türk’tür. Ancak, Milâttan Evvel, “Grek” lâkabını taşıyan, Cemiyet; “Türk” değildir. Milâttan evvel, “Grek” lâkabını taşıyan, Cemiyet; Firavun Nesli, Hami Irkı, bir Cemiyettir..

Kabalacı Tarihlerde, 1900 yılından sonra; 1453 Yılında İkinci Mehmed’in, karşısına çıkarılan, Grek’in; ezelden beri, “Rum” olarak, anıldığı, kabul edilir... Bu hâlde, “Grek”, Hami Irkı olmadığına göre; Grek, ”Grek” değildir...

Peki, Hristiyan Rum’la, vaziyet böyle İkilemeli Melez nihayetlenirken; yaklaşık Bin Üç Yüz yıldan beri; Hristiyan Dininden, İslâm Dinine geçen Rum, nerede kalmaktadır?!

Siyasilerin; “Biz Ermeni Kardeşlerimiz ile tam Bin Yıllık Kardeşiz!”; “Biz, Rum Kardeşlerimizle tam Bin Yıllık Kardeşiz!”; “Biz Kürt Kardeşlerimiz ile Bin Yıllık Kardeşiz!”, demelerine bakılırsa; Müslüman Rum, Orta Asyada kalmaktadır...

Kabala İttifakı tarafından; “Grek” hakkında, “Rum” hakkında; sarf edilen bu zırvalıklara rağmen; “Anadolu Rum’unun, Tarih boyu Grek olduğu”; Kabala ‘Tespitine’ istinaden; Birinci Cihan Harbinin, Galipleri; icat ettikleri, Düzmece Yunanı; Türkü, çiğneyip, tükürmesi için; yerine, kendisinin kalması için; Anadolu’ya, getirirler.

Düzmece Yunan Milletinin, Devleti; Anadolu’yu işgal etmeğe başladığında; Düzmece, olduğu için; Doğuştan, Megalomanyak, olduğundan; kendisini, evvelâ, “Roma İmparatorluğu”; sonra da, “Bizans İmparatorluğu”; Varisi olarak, görür...

O zaman Anadolu’da Yunan (Grek) İşgal Güçleri, Merkez Karargâhı; Çanakkale, Bursa, Edirne, İstanbul ve Bulgaristan’ı; ilhak etmeyi, tasarladığından; buralara, Roma İmparatorluğu devrinde, yürürlükte olan, “Miziya”, adını, verir...

Megalomanyak Düzmece Yunan İşgal Makamları İdârî Sisteminde; “Miziya” adı, İşgalin sonuna kadar, kalır...

-------

Kabala İttifakının; Düzmece İsrail’i, Grek’i, Bulgarı, Ermeni’yi, Kürdü, İcat Ettiği Zeminde, Türk Tarihi, kitabımdan

·       Alıntı Ahmet Tacemen

·       Yayın Tarihi Facebook 8 Eylül 2017 Bursa

İlginizi Çekebilir

Bir ülkede halkın ayaklanması

Bir zamanlar bir ülkede halk ayaklanır hükümdara karşı. Haklılardır da. Ne adalet ne düzen kalmıştır ülkede. Hükümdar ayaklanan halkı meydandaki devasa bir havuzun etrafında toplar
Devamını Oku...

Norveç halkı kendilerine ihanet eden bu yazara

Norveç kurtulunca, halk kendilerine ihanet eden bu yazara (Nazilere sempati besleyen Knut Hamsun) hiçbir şey söylemedi. Ne bir protesto, ne bir yazı, ne saldırı… Ama bir gün evinin önüne
Devamını Oku...

Neoliberal ler sosyal demokrasinin çatlaklarından sızmış;

21 Kasım 2016 Birgül Ayman Güler’in 2 Eylül 2014 de Altı Oku Sosyal Demokrasiye Kırdırma Siyaseti başlıklı yazısı: Bence bu görüşler çok önemlidir. Altı Ok'u Sosyal
Devamını Oku...

Felsefe Şeytanla Muhabbettir

Mantık, bilim felsefesi, bilgi teorisi başta olmak üzere, felsefe tarihi, kültür felsefesi ve ahlak felsefesi alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ahmet İnam, Türkiye Felsefe
Devamını Oku...

XV. Louis

1715 Yılında henüz 5 yaşında iken nerede ise iflas etmiş Fransa tahtına geçen XV. Louis, bütün ömrü boyunca etrafındakilerin etkisinde kalmış zayıf karakterli bir kraldı.
Devamını Oku...

Geçmişten Günümüze Balkanlarda Osmanlı-Türk Medeniyeti, Göçler ve Savaşlar 19 Eylül "Gaziler Günü"

Alıntı: Aydın Ayhan‎ Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile 19 Eylül 1921 de Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazanan Mustafa Kemal Paşa'ya Gazilik unvanı verildiği gündür. 1683 de
Devamını Oku...

Sovyetler Birliği’nin Çöküşü ve Mustafa Kemal

Sovyetler Birliğinin'nin kalıcı olmayabileceğini çok az insan görebilmiştir. Kendiliğinden yıkılabileceğini ise kimse görememiştir. Sovyet devleti kurulduğunda, genel kanı;
Devamını Oku...

Suriye kaç parçaya bölünecek? Türkiye’yi bölme anlaşması…

30 Ocak 2017 2011’de, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Suriye’de iç savaşın tohumları atıldı. Yaklaşık 100 ülkeden teröristler getirtilerek Esad yönetimini devirme ve
Devamını Oku...

Mustan

Komşu köyden mahalle çobanı Mustan vardı, yaşı otuzu geçmiş olmasına rağmen hala bekârdı. Biraz saf olsa da, gönlü deryalardan engin, hayallerinde en büyük ereği evlenip, mutlu bir
Devamını Oku...

Vatanı korumak çocukları korumakla başlar

Atatürk'e göre vatanı korumak çocukları korumakla başlar. 17 Ekim 1922'de, Bursa'da çocuklara şöyle seslenir: Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğimizin gülü, yıldızı,
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3512813

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı