“Resmî Tarih”

Memlekette bir grup insan yıllarca o dönem için cari olan tarih yazımını eleştirip, “resmî tarih” söylemi altında bazı kişileri sansürcülükle, sahtekârlıkla, gerçekleri yazmamakla (veya yazdırmamakla) suçladı. Birazdan paylaşacağım sayfalar ise “dinime küfreden Müslüman olsa” ifadesini en güzel biçimde karşılayan örneklerden. Bu yıl Kutü’l Amare Savaşı’nın 100. yıldönümü münasebetiyle Cumhurbaşkanlığı eski parayla yaklaşık 800 milyar gibi bir bütçe ayırarak “etkinlikleri” finanse etti. Etkinlikler kapsamında 20 m2lik bir salonda sergilenen üç beş dergi-gazete ile birkaç fotoğraf ülkenin muhtelif yerlerinde dolaştırıldı. Birkaç yerde sempozyum ve konuşma düzenlendi. Bir de, 5000 adet prestij kitap bastırılarak eşe-dosta dağıtıldı. Basılan bu kitabın yazarı Irak Cephesi’nde Harekât Şube Müdürü olarak görev yapan Kurmay Binbaşı Mehmed Emin Bey’di. Mehmed Emin Bey’in Süleymaniyeli bir Kürt olmasından, Kürtçülüğünden, Arapçı kesimlere yakınlığından, daha sonra Irak’ta bakanlık yapmasından bahsetmeyeceğim. Fakat Mehmed Emin Bey’in Irak Cephesi’nde gördüklerini belgelere dayanarak kaleme aldığı hatıratı yakın zamana kadar İngiliz arşivlerindeydi. Bir vesileyle bu hatıratın transkripsiyonu yapıldı. Evvela özel bir yayınevinde bastırılacakken, Kültür Bakanlığı’nın devreye girmesi nedeniyle çeviri Kültür Bakanlığına verildi. Bu hatıratın orijinal transkripsiyonu elimde mevcut. Bu transkripsiyonu okurken çok ilginç bir bölüme denk gelmiş ve bunu yakın çevremle de paylaşmıştım. Buna göre, Kutü’l Amare teslim edilmeden hemen önce İngilizler ellerindeki erzaktan daha fazla yararlanabilmek için, 4 ay evvel kalkan olarak kullanmayı düşündükleri ve Osmanlıların uyarılarına rağmen kasaba dışına çıkarmadıkları sivil halkı zorla tahliye etmeye çalışmışlardı. Osmanlılar ise bu durumun muhasara altındaki askerlere ve yardım kuvvetlerine daha fazla zaman kazandıracağını bildiklerinden İngilizleri şiddetle uyarmışlar ve teslim olunmadığı takdirde kimsenin kasabadan çıkmasına izin vermeyeceklerini belirtmişlerdi. Yapılan uyarıda her kim olursa olsun ateş edileceği ve bunun sonucunda yaşanacak kayıplardan İngilizlerin sorumlu tutulacağı vurgulanmıştı. Ve haklı olarak öyle de yapıldı. Kasabadan çıkan insanların üzerine ateş edildi ki diğerlerinin bu yöndeki teşebbüsleri engellensin. Mehmed Emin Bey hatıratında bu uygulamadan dolayı ölen sivillerin sayısını gün gün vermişti. Fakat “resmî tarih”i sansürcülükle suçlayan “gayriresmî tarih”çi cenah Cumhurbaşkanlığının himayesinde basılan kitabın bu bölümlerini tamamen sansürlemiş (Bkz., “8-MÜLTECİLER” başlığı altında geçen bölüm. Ekte vereceğim ilk iki sayfa Nisan ayında sadeleştirilerek basılan kitaptan. Sonraki dört sayfa ise Osmanlıca metnin orijinal transkripsiyondan). Zira bu emri veren kişi o dönem 6’ncı Ordu Kurmay Başkanı olan Miralay Kazım Bey’di. Miralay Kazım Bey sonradan “Karabekir” soyadını alacak, Millî Mücadele’ye büyük katkısı olacak, vatana hizmetleri hiç kimse tarafından inkâr edilemeyecek önemli-değerli bir şahsiyet. Fakat Atatürk ile olan fikir ayrılıkları “gayriresmî” tarihçiler tarafından manipüle edildiği için Kazım Bey’in (Karabekir) adının yer aldığı bu bölüm sansüre uğramış, iki sayfalık alan iki kısa paragraf ile geçiştirilmiş. Bu bilgiyi paylaşma nedenim, başkalarını sahtekârlıkla-sansürcülükle suçlayan insanların aslında o kişilerden hiç de farklı hareket etmediklerini göstermek. Tarihsel perspektifte kendilerini mazlum, mağdur, pür-ü pak gösterenlerin nasıl bir zihniyete sahip oldukları hususunda güzel bir örnektir bu durum. Son olarak şunu belirtmek gerekir ki, tarihçinin görevi hüküm vermek değil, her şeyi tüm çıplaklığı ile ortaya koyarak olaylar hakkında hüküm verilmesine yardımcı olmaktır. Bütün ahlaki normlar da zaten bunu gerektirir.

 

Alıntı: Erhan Cifci

İlginizi Çekebilir

Ortadoğu’daki Emperyal Güçlerin Batı Anadolu ile Siyasal Etkileşim Süreci

Tek parça olan yazıyı daha iyi anlamlandırabilmeniz ve sıkılmamanız için ikiye ayırdım. Şimdi okuyacağınız birinci bölümde Asur ve Lidya etkileşimi ve Kimmer, İskit
Devamını Oku...

Devşirmelerin ne işi var Türkistan’da?

Tarihî kaynaklarda gördüğümüz ve tanıdık olduğunu düşündüğümüz, çağrışımlarını iyi bildiğimizi sandığımız bir kelime, bizlere belki de bambaşka bir şey
Devamını Oku...

Hunlar -Macarlar

Macaristan da her yıl -Ataları Anma Günü- Kurultayı düzenleniyor. Macaristan'ın önemli bir bölümü, Türk kökenli, Hun kökenli olduğunu düşünüyor. Yani Hun imparatoru Attila'nın
Devamını Oku...

Türgişler denildiği zaman Oğuzlar akla gelmelidir

Türgişler denildiği zaman Oğuzlar akla gelmelidir. Oğuzlar etnik bir grup değil, Göktürkler içindeki kabileler anlamına gelmektedir. Türgişler mevzusu içinde paylaştığımız bu
Devamını Oku...

Milli Mücadelenin Kahramanları

Bu memleketin şarkı da garbı da benim için bir. Tüm Türkiye benim vatanım, benim toprağım. Bütün çocuklar, benim çocuklarım. Biz çocuklar için ölmedik mi?” Fatma Seher
Devamını Oku...

Danaos Kızları

Tanrılar tarafından delik bir küpü suyla doldurmaya mahkûm edilen kızlar. Danaos kızları, mitolojinin en trajik hikâyelerinden biridir. Bu mitolojik anlatım ayrıca nedensizlik ve
Devamını Oku...

Moskova Antlaşması İmzalandı (16 Mart 1921)

Londra Konferansı’ndaki başarısızlığa karşılık, daha önceki ilişkilerin değerlendirilmesi amacı ile Rusya’ya giden bir TBMM Heyeti, 16 Mart 1921’de Sovyet Hükümeti ile tarihe
Devamını Oku...

Feriha Tevfik, Türkiye'nin ilk güzellik kraliçesi

Feriha Tevfik, Türkiye'nin ilk güzellik kraliçesi olduğunda 19 yaşındaydı. Yarışma, 2 Eylül 1929'da, Mustafa Kemal'in teşvikiyle "Cumhuriyet" gazetesi tarafından
Devamını Oku...

Karaşin Hasan Rıza Soyak

Karaşin Hasan Rıza Soyak (1888, Üsküp - 1970, İstanbul), bürokrat, siyasetçi. Rüştiye'yi bitirdikten sonra İstanbul'da, Vilayet kaleminde devlet hizmetine girdi. 1914 yılında İstanbul
Devamını Oku...

Kısaca Sultan Orhan Gazi Kimdir?

Orhan Gazi 1281 yılında doğdu. Babası Osman Gazi, annesi Mal Hatun Orhan Gazi, babası Osman Gazi'nin 1326'da vefatı üzerine beyliğin başına geçti. Orhan Gazi Yarhisar Tekfur'unun kızı
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 4211785

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı