Piyanist Arkadaş

Sabriye Cemboluk

Küçük hikâyeler

İyi geceler sevgili facebook mahallesi. Gelsin bakalım küçük hikâyemiz.

Bazı arkadaşlarımın ısrarlarına dayanamayarak, ilk defa tanımadığım bir eve misafir oluyordum. Yakın tanıdıklarımın iş arkadaşıymış. Fabrikanın lojman olarak kullandığı evlerden birinin iki odasında oturuyordu. Tanıyanlar kadının görgüsünü, terbiyesini, kibar konuşmalarını yere göğe koymazlardı. İçeri girince iki odalı evin iç açan temizliği ve mutfaktan gelen güzel kokular beni biraz rahatlattı. Oturma odasının bir duvarında güzel çerçeveler içinde eski fotoğraflar vardı. Ev sahibi çayları doldurmaya gidince ayağa kalkıp, yakından bakmak istedim. Bir yalının bahçesinde, deniz kenarlarında çekilmişti hepsi. Yalı bahçesinde çekilen iki fotoğrafta iki küçük kız görünüyordu. Birini sanki gözüm ısırır gibi oldu ama çıkaramadım. İstanbul yalılarında yaşayan kızlarla benim ne işim olur ki? Ben muhacir bir ailenin kızıyım. Ama aklıma da takılmadı değil. Acaba o fotoğraftaki kızı nerede görmüştüm? Ev sahibi güzel bir tepsinin içinde porselen fincanlarla getirdi çayları. Biz Türkler henüz o kadar modern olmamıştık. Çayı hala ince belli cem bardaklardan içiyorduk. Servis yaparken açıklama yaptı.

- Saat beş, malum beş çaylarını İngilizler böyle porselen fincanlarda içerler. Yanında da bu keklerden yerler.

Aklım karıştı. Biz Türk'üz ve Almanya da bulunuyoruz. En kibarından Alman adetlerine alışmaya çalışırken, bu İngiliz usulü de nerden çıkmıştı? Hoş beş edelim derken, pikabına bir piyano konçertosu koydu. Çayın yanında bu müzik çok iyi gider dedi. Ben gene şaşkınlık içindeyim. Sonra kalkıp, az önce duvarda gördüğüm iki kız çocuğunun fotoğrafını göstererek, ünlü piyanist (…) benim çocukluk arkadaşımdır. Yan yana yalılarda büyüdük. Bahçede beraber oynardık. Kafama bir şey dank dedi. Evet, yaa, çocukluk resimlerinden hatırlamaya çalıştığım sanatçı oydu. Kadının hikâyesi gittikçe ilginç bir hale geliyordu. Eğer o yalıda yaşan bir kız çocuğu ise, burada işçi olarak ne işi var? Konuşması son derece düzgün. Biraz mürekkep yaladığı ve en azından çok kültürlü bir ortamda büyüdüğü belli. İlk aklıma gelen, ailesinin iflas etmiş olabileceği oldu. Soramadım tabii. İkinci çayları içerken, tekrar piyanist arkadaş ve yalı konusuna döndü.

-Annem yalının mutfağında çalışırdı. Babam bahçıvandı. Ben de küçükken bahçede oynardım. Piyanist arkadaşım da benimle oynamayı çok severdi. Bildiğiniz can arkadaştık. Sonra büyümeye başladık. Önce annem hastalanıp öldü. Sonra babam başka bir kadınla evlenip, yalıdan ayrıldı ama beni yanında götürmedi. Yalı sahipleri de beni annemin yerine mutfağa aldılar. Ortaokula giderken, bir sabah önlüğümü çıkarıp, mutfakta çalışmaya başladım. Yalı arkadaşım yabancı bir ülkede eğitim görmeye gitmişti. Yalıya geldiğini çaldığı piyano sesinden anlardım ama bir daha bahçede hiç karşılaşmadık. Zaten mutfaktan da dışarı çıkamıyordum. Çalıştığım aile, küçükken yanlarına aldıkları kızları 25- 30 yaşına kadar çalıştırıp, sonra gene kendi çalışanlarından biri ile evlendiriyorlardı. Bana karısı ölmüş üç çocuklu ve abi dediğim bir adamı layık gördüler. Hiç istemedim. Zaten komşu yalılardan b irinde çalışan bir çocukla bir birimizi seviyorduk. Bir gece ona kaçıverdim. İki çıplak bir hamamda yakışır dense de bir gecekondu bulup, evlendik. Bütün hayatımız zengin ve şaşaalı evlerde geçtiği için, evimizin yoksulluğu bizi rahatsız etmedi. Çok geçmeden evden yemek, pasta börek falan yapıp, mahalledeki dükkânlarda saymaya başladım. Kendim gibi yoksul ama candan komşularım oldu. İki çocuk annesi oldum. Tam allaha şükür etmeye başlamıştım ki, kocamı bir kazada kaybettim. Artık daha fazla çalışmam gerekiyordu. Yaşlı kayınvalidem çocukların başına geldi. Git çalış kızım. Torunlarıma ben bakarım dedi.

İlk aklıma gelen yer eski çalıştığım yalı oldu. Neresinden baksanız 15 sene kadar onlara hizmet etmiştim. Sigortam ve şahidim ispatım olamasa da insan hakkı denen hatır denen bir şey vardı. Gittim çaldım kapılarını. Beni dış kapının dışı9nda beklettiler. Neden sonra bir hizmetçi gelip, bana ihtiyaç olmadığını söyledi. Yalının mermer merdivenlerine oturup bir süre ağladım. Birden yandaki yalının kapısı açıldı. Piyanist arkadaşım yıllar sonra karşıma çıkmıştı. Koşup önünü kestim. kendimi tanıttım. Sarılmak istedim çocukluk arkadaşıma. Kibarca beni itti. Nasıl yanı hatırlamadın mı? Bu bahçede seninle ne kadar çok oynamıştık dedim. Omuzundaki mantoyu çekiştirerek şöyle bir baktı.

-Hımmm hatırlıyorum galiba. Sen yan taraftaki yalıda çalışan bahçıvanın kızıydın. Sonra galiba o yalıda uzun yıllar hizmetçilik yaptığını duymuştum. Sonra da kaçıp gitmişsin. Senden çok nankör çıktı diye bahsederlerdi. Şimdi neden geldin?

Kollarım yana düştü. Kekeledim birden.

- Yok, o kız ben değilim. Başka birini hatırladınız. Neyse aradan çok zaman geçti...

Arkama bakmadan oradan uzaklaştım. Bu Almanya işim oldu geldim buraya. Çok şükür kendi hayatımın hem hanım hem de bey efendisiyim. Memleketteki gecekondumu, şu iki odalı evimi hiç bir konağa hiç bir yalıya değişmem.

-Ama hala fotoğrafları orada tutuyorsun.

- Çocuklarımı benim durumuma düşürmeyeyim, çektiklerimi unutmayayım diye bakıyorum onlara.

-Hala onun plaklarını çalıyorsun. Sana acı vermiyor mu?

-Hayır, Çalıştığım evde devamlı klasik müzik dinlenirdi. Kulağım alışmış. Benim için piyanoyu kimin çaldığı değil, ne çaldığı önemli. Bu seslerle, ben o yalının bahçesindeki gülleri çiçekleri suladığım günleri hatırlıyorum.

·         Alıntı Sabriye Cemboluk

İlginizi Çekebilir

Keriman Halis Ece -1932

Keriman Halis Ece (16 Şubat 1913; İstanbul - 28 Ocak 2012; İstanbul. Türk piyanist, model ve Türkiye'nin ilk dünya güzeli. Cumhuriyet Gazetesi'nin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi
Devamını Oku...

Kapısında Kaldım Dudaklarının

Bu akşam geceyi aldım dizime Hasreti kucakta uyutuyorum Bakışların gülmez oldu yüzüme Yağmuru gözümde kurutuyorum. Hayal kapısından seni izlerim Yüzüme yerleşmiş silik
Devamını Oku...

Heybeliada

Halki, şimdiki adıyla Heybeliada; görkemli konaklar, güzel yalılar, anason, iyot kokan sahil meyhaneleri, martılar, laternalı kır gazinoları, çiçek, çam ormanları, masmavi pırıl
Devamını Oku...

Gelme İstemem

Gideceksen durma git güle-güle, Pişman olup sonra gelme istemem, Yine oralarda düşüp de dile, Pişman olup sonra gelme istemem.   Yolun açık olsun
Devamını Oku...

Öğretmen Marşı

Alnımızda bilgilerden bir çelenk, Nura doğru can atan Türk genciyiz. Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk; Korku bilmez soyumuz. Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun; Yurdum seni
Devamını Oku...

Ayva çekirdeğinin bu faydalarını biliyor muydunuz?

25 Ekim 2016 İçerdiği potasyum, kalsiyum, bakır, demir ve vitamin nedeniyle ayva çekirdeğinin birçok faydası var. Ayva çekirdeği kullanarak evinizde doğal karışımlar
Devamını Oku...

“Batı Trakya – Gümülcine Ağız İncelemeleri” kitabı tanıtıldı

Ozan Ahmetoğlu Türkiye’deki Trakya Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Muharrem Özden’in hazırladığı “Batı Trakya – Gümülcine Ağız İncelemeleri” kitabı 10 Şubat Cuma günü
Devamını Oku...

''En iyi kültür likapası (yaban mersini) yetiştirme konferansı''

Geç kalktığım güne merhaba derken, Pek takatimiz yok ama... Biraz da gülümseyelim. Amerika'lı ünlü bir bilim adamı Karadeniz’de düzenlenen ''en iyi kültür likapası (yaban mersini)
Devamını Oku...

Eskiden Antalya'da Sokak Satıcıları

Limonatacılar da seyyar satıcılardı ve tüm yaz çarşıda limonata, vişne suyu, kayısı suyu veya diğer meyvelerden yapılmış meşrubatlar
Devamını Oku...

Edebiyat müsabakasında dereceye giren çocuk ve gençler belli oldu

06 Aralık 2016 Güner Şükrü Ardino (Eğridere) Belediyesi Çocuk Suçluluğu ile Mücadele Komisyonu tarafından düzenlenen “Sevdiğim Kişiler” konulu edebiyat müsabakasına 40’tan
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3727730

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı