Osmanlının Bilinen İlk Mimari Eseri Hacı Özbek Camisi

Musa Şahin

Osmanlı beyliğinin bir devlete gidiş sürecinde devşirme yapılar kavramı dışında kalan ilk özgün mimari eseri nedir? Bu sorunun kabtaslak cevabını verebilmek için önce eserin yapılabileceği coğrafyayı tahmin etmek ve araştırmamızı daha dar bir alanda yapmak gereklidir. Bu düşünce ile Söğüt, İznik, Bursa bölgesini taramakta fayda var. Elimizde bulunan bilgiler ışığında bir yol izlediğimizde bu yol bizi İznik bölgesinde bulunan Hacı Özbek camisine götürür. Daha sonraki dönemde yapılan devasa selatin camileri düşünüldüğünde mescit sayılabilecek bir büyüklüğe sahip, küçük kubbeli, döneminde küçük kiliselerde yer alan basit bir plan ile yapılmış bu eser Osmanlının dönem mimarisini kullanarak yaptığı düşünülen ilk eser olarak şimdilik bilinmekte. Eser bir anlamda kendinden sonra yapılan pek çok esere örnek bir şablon oluşturması adına da önemli bir eser. Genel özellikleri genel olarak şu şekildedir:

Eserin ilk Osmanlı eseri olarak kabul edilmesinin ana sebebi üç satırlık kitabesidir. Bu kitabede “Bu mübarek mescit Halis ve Muhlis bir sebeple Hacı Özbek bin Muhammed tarafından (1332) yılında yaptırılmıştır.” şeklinde Türkçe'ye çevrilebilecek açıklamayı görürüz. Eserin bir kiliseden devşirilmiş olduğu iddiası olsa da yapılan saha çalışmalarında eserin eski bir kilise alanına yapılmış olmasından dolayı bu söylencenin çıkmış olduğu anlaşılmıştır. Şehrin fethinden iki-üç yıl sonra inşa edildiği kitabesinden anlaşılan eser İznik şehrimizin Lefke kapısına giden ana caddenin üzerinde Eşrefoğlu Rumi Külliyesinin hizasında yer alır. Genel yapısı daha geniş olan yapı yakın tarihlerde yapılan yol genişletme çalışmaları sebebi ile bazı özgün bölümlerini kaybetmiştir. Kare planlı, taştan karma malzemeler ile yapılmıştır. Erken dönem Türk mimarisinin önemli bir özelliği olan taşların arasına dikine tuğla koyma yönteminin, kemer kısımlarında Rum mimarisinin bir öğesi olan bir küfeki taşın arasına üç tuğla konulması yöntemi ile birlikte kullanılması yapıda Müslüman ve gayrimüslim ustaların bir arada çalıştığını işaret eder. Yapımı esnasında anları duvarlarla kapatılmış, iki mermer sütuna dayanan ve üç kemerle dışarıya açılan bir son cemaat yerine sahipken yakın dönemde yapılan yol çalışmaları esnasında bu bölüm kaldırılmış aslına uygun olmayan yeni bir çalışma yapılmış, yeri ve üstü kısmen aynalı, kısmen beşik tonoz örtülü kâgir son cemaat yeri yıktırıldıktan sonra caminin başka bir cephesine uydurma bir son cemaat yeri inşa edilmiştir. Kiremit örtülü bir kubbe eski planda dört pencereli olarak tasvir edilmiş bir kasnağa oturtulmuştur. Ancak bu pencereleri de geçirdiği çalışmalarda kaybetmiştir. Kitabesi olması gereken yerde olmayan, bitişiğinde ana tasvirlerde yer alan çeşme unsurunu çalışmalar esnasında kaybeden yapının bize bilimsel anlamda ışık tutan kitabesinin kaybolmamış olması bu yapının varlığından haberdar olmamız açısından oldukça önemli. Ancak Türk mimarisinin önemli bir eseri olan yapının yanlış restorasyonlar ve bilimsel anlamda ilgisizlik dolayısı ile gözden uzak yapısı üzücü olan bir durum olarak önümüzde durmakta.

Kaynak Musa Şahin

Alıntı Nabu Tarih Arkeoloji ve Sanat

İlginizi Çekebilir

Şaman törenlerinde okunan manzum dualar

Şaman törenlerinde okunan manzum dualardan birinde ateş ruhu şöyle
Devamını Oku...

Din Budur

İyilik yapmak, Tanrıya yakın olmaktır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, tüm yaratılanlar Yaratandan bir parçadır. İnsana iyilik yapan, Tanrıya iyilik yapmış
Devamını Oku...

Echidna -Yunan Mitolojisi

Yarı kadın yarı yılan olarak tasvir edilen Echidna, Yunan Mitolojisi'nde yer alan çoğu canavarın annesidir. Tartarus ve Gaia'nın kızıdır. Kendi gibi Tartarus ve Gaia'nın çocuğu olan
Devamını Oku...

Hititleri dünya imparatorluğu yapan buğdayın atası olan siyez

Hititleri dünya imparatorluğu yapan, dünyanın en ileri medeniyetlerinden biri olmasını sağlayan buğdayın atası olan siyez (eincorn) ilk olarak Karacadağ eteklerinde yetiştirilmeye
Devamını Oku...

Kyme’li Ephoros da Anadolu kökenli tarihçilerdir

Batı Anadolu’da M.Ö. 6. ve 5. yüzyılda yaşamış logographos’lar dünya tarih biliminin öncüleri kabul edilmektedir. Bunlar içinde en önemlilerden birisi M.Ö. 500’lerde yaşadığı
Devamını Oku...

Altay Türkü Şaman

Şamanist Türkler'de ateşe bakıp kehanette bulunmak ve Ateşte beliren şekilleri yorumlamak eski bir gelenektir.. Şamanlar ateşin yalımına bakarak gelecekten haber verir. Ateş'in
Devamını Oku...

Agnodice İlk Kadın Hekim

Ataerkil bir devlet anlayışına sahip olan antik Yunan’da kadınların hekimlik yapması ve tıp okuması yasaktı. Bu yasağa şiddetle karşı çıkan ve hayatının en büyük ideali hekimlik
Devamını Oku...

“Koca Karı” Değil, “Koca Karia” İlacı

M. Ö. 5’inci yüzyıldı. Aylardan Nisan. Bahar, Akdeniz ile Ege'nin buluştuğu topraklara merhaba demişti. Damıtılmış rüzgarlar binlerce otun ve çiçeğin aromalarından oluşan mis gibi
Devamını Oku...

Neolitik dönemden beri Baf

Neolitik dönemden beri Baf yerleşmiştir. Afrodit kültünün ve Hellenik öncesi doğurganlık tanrılarının merkezi idi. Afrodit'in efsanevi doğum yeri, MÖ 12. yüzyılda tapınağının
Devamını Oku...

Gılgamış Ayı ve Olimpiyatlar

Taha Bakır adlı Iraklı bir arkeoloğun 1985 yılında çıkan Irak Destanları adlı kitabında anlatıldığına göre Babil'de bir de Gılgamış ayı vardı ve bu ay boyunca güreş sporu icra
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3973518

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı