Mustafa Kemal Atatürk Kapitülasyonları Anlatıyor

19 Ocak 1923 İzmit;

Biliyorsunuz ki, Osmanlı Devleti Uhudu Atika namı altında bir takım kapitülasyonlarla acze düşmüştü, Hristiyan unsurlar birçok imtiyazlara ve istisnalara sahip bulunuyordu.

Bir devlet kendi memleketinde bulunan yabancılara yargılama hakkını tatbik edemezse, bir devlet kendi ahalisinden aldığı bir vergiyi yabancılardan almaktan yasaklanmış bulunursa, bir devlet kendi hayatını kemiren, kendi içindeki unsurlar(gayrimüslimler)hakkında tedbirler almaktan men edilirse, böyle bir devletin egemenliğine sahip bağımsız bir devlet olduğuna inanmak caiz olur mu?

İşte Osmanlı devleti böyle bir halde idi

Bu kadar da değil, Osmanlı Devleti kendisini kuran asli unsurun (Türklerin),milletin insanca yaşamasını temin edecek vasıtalara başvurmaktan men edilmişti.

Memleketi imar edemez, demiryolu yaptıramaz, yaptırmaya teşebbüs ettiği zaman derhal yabancılar müdahale eder ve hatta bir mektep yapmak istediği zaman bile müdahaleye maruz kalırdı.

Kayda değerdir ki, bütün bu kötülükler, milleti boynuna geçirilmiş bütün bu zincirler, milletimizin herhangi bir merhametinden veya devletin zaafından ileri gelmiş değildir.

Bilakis(aksine) bütün bu esaret zincirleri boynumuza, devletin en kuvvetli, en kudretli bulunduğu bir zamanda boynumuza, devletin boynuna geçirilmiştir.

Fatih’ten başlarlar, Selimler, Süleymanlar zamanında takviye bulur.

Bu halin hikmetini, devlet kavramının anlayış tarzında aramak lazımdır.

Biliyorsunuz ki tacidarlar, hükümdarlar ve bilhassa kendine Allah’ın gölgesi diyen, Allah tarafından destekleniyorum diyen, veraset ve hak yoluyla mülk ve devletin sahibi diyen padişahlar, memleketi kendi malikânesi ve bütün asli unsur olan milleti(Türkleri) de yine Allah tarafından kayıtsız şartsız emrine itaat ettirilmiş bir kitle farz ederler.

Dolayısıyla Osmanlı devletini mahveden ve yok eden ve bu devletin hakiki kurucusu olan milleti (Türkleri) sefaletten sefalete, felaketten felakete sevk eden bütün bu ayrıcalıklar (kapitülasyonlar), bütün bu anlaşmalar hep padişahların ihsan ve hediyeleriyle meydana gelmiştir.

Bütün bu ayrıcalıklar verile verile o kadar büyüdü ki, millet sırtına yüklenen bu yükün altında kıvranmaya ve tahammül edememeye başladı.

Fakat millet ve devlet zaafa uğradıktan sonra bir zamanlar hediye ve ihsan olarak verilmiş olan bu ayrıcalıklar, aşanlar tarafından kazanılmış bir hak olarak görüldü.

Artırmak için her türlü araca müracaat ettiler ve tahakkümlere kalkıştılar.’’

·       Atatürk’ün Bütün Eserleri Kaynak yayınları 14.cilt. s.321v.d.

·       Selim Sarısoy

İlginizi Çekebilir

Olağanüstü Bir Gündü...

İsmet Kür anlatıyor: Herkesin bir yığın anısı vardır kuşkusuz... Değer verdiği, sevdiği, unutmak istemediği ya da istediği. Ama kimi ender anılar vardır ki, heyecanı, mutluluğu,
Devamını Oku...

Çanakkale...

Çoğu ülkeye kısmet olmayan büyük bir bedel ödenip kazanılmış bir özgürlük savaşı Çanakkale... Sonsuz şükran ve saygı ile. Ruhları şad
Devamını Oku...

Çanakkale Gazisi Balıkesirli Paşa Baba

1950li yıllarda Balıkesir’de elinde omzuna dayadığı paslı bir kılıç, yaz-kış asker paltosuyla dolaşan, askeri bando geçerken bir elinde bayrak diğer elinde bir kılıçla onlara selam
Devamını Oku...

Ahmet Hilmi Kalaç

Ahmet Hilmi Kalaç (d. 1887 Kayseri) - (ö. 19 Haziran 1966), Türk siyasetçi. Mülkiye Mektebi ve Yüksek Öğretmen Okulu Fen Şubesi mezunudur. Kayseri İdadisi Tarih ve Coğrafya
Devamını Oku...

Cumhuriyet tarihimizde 0 enflasyonlu yılları

Cumhuriyet tarihimizde 0 enflasyonlu yılların sadece Atatürk döneminde yaşandığını biliyor
Devamını Oku...

Atatürk diyor ki

"Hazır ol cenge eğer ister isen sulh u salâh!" gerçeğini bir an akıldan çıkarmamak millî davamızın istediği gereklerdendir. Bu görüş açısından, uyanık ve hazır bulunmaktan ibaret
Devamını Oku...

Atatürk’e Hakaret Eden Köylü

Atatürk’e hakaretten sanık bir köylü hakkında soruşturma yapılıyordu. Durumu Atatürk’e arz ettiler: -“Mahkemeye veriyoruz, size küfür etmiş.” Atatürk sordu: -“Ben ne
Devamını Oku...

Trakya'nın özel ve güç durum ve koşul içinde bulunduğu kuşkusuzdu

Atatürk diyor ki ''Edirne doğrultusunda serbestçe ilerlemekte bulunan düşman tümenine karşı, bütün Birinci Kolordu kuvvetlerini toplayıp önlem alacak komutanın, Kolordu Komutanı
Devamını Oku...

Atatürk’ün Sofrası

Alıntı: Levent Karaşin Nevzat (Tandoğan) Bey Ankara Valiliği’ne atanmıştı. O da bir gece Atatürk’ün sofrasına davet edildi. Atatürk, Nevzat Bey’e iltifat ediyor, sık sık rakı
Devamını Oku...

1332 Cihadiye - Bir yüzük hikâyesi…

''1915'te gelibolu yarımadası'ndaki savaşlarda yaralanan birçok Türk askeri tedavi edilmek üzere istanbul'daki hastanelere naklediliyordu. Ancak yeterli hemşire ve hasta bakıcı olmadığı
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3555580

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı