Mora katliamı

Mora katliamı, Balkanlarda çıkan diğer benzer isyanlarda sonra gelenlere yapmaları gereken mezalimi öğreten bir model de olmuştur maalesef. Balkanların Makûs Talihidir bu durum Yıldırım Ağanoğlu

199 yıl önce bugünler 6 Nisan 1821 Mora'da binlerce Türk'ün katledildiği isyanın başladiği tarihtir…

Bütün dünyanın gözleri önünde Avrupa'da katledilen Türkleri çok çabuk unuttuk. Dünyanın Türklerden özür dilemesini gerektiren sayısız sebepten sadece biri Mora.

Çağdaş tarihimizin dönüm noktası askerî mağlubiyetler değilki bu çok daha önceden başlamıştır- etnik isyanlardır. 19. yüzyılın başında patlak veren ve Müslümanların doğrudan hedef olmadığı Sırp İsyanı sayılmazsa, 1821’de Mora Yarımadası’nda başlayan isyan bir dönüm noktasıdır ve inanılmaz katliamlara sahne olmuştur.

Osmanlı Tarihinde Mora İsyanı İle Yaşanan İlkler

Mora’daki Rum/Yunan ayaklanması, Osmanlı Devletinin çaresiz kaldığı ve uzun müddet söndüremediği bir isyandı. Büyük devletler işe müdahil olmadan önce Osmanlı Devleti bu isyanı bastırabilseydi netice çok farklı olabilirdi. Çaresiz kalan devlet, ilk defa kendi Hıristiyan tebaasının isyanını bastırabilmek için yine ilk defa adeta devlet muamelesi yaptığı Müslüman bir eyaletin, Mısır’ın yardımına ihtiyaç duydu. Ancak bu isyan her ne kadar Osmanlı Devleti’ni hedef alıyor görünse de gerçek tam aksiydi. Bu isyan, etnik homojenliği sağlamak için Yunanlıların Müslümanları etnik temizliğe tuttuğu bir saldırıydı.

Osmanlı tarihinde Mora İsyanı birçok açıdan da ilktir. İç isyan merkezli harp-ki isyanı tenkil/bastırma çapını aşan bir mücadeledir- genelde deniz ağırlıklı olmuş, 10 yıla yakın sürmüş, bir dönem bölge adeta yeniden fethedilmiş, ilk defa bir kısmı entelektüel olan çok sayıda Batılı gönüllüler bu Rum isyanına iştirak etmiş, ilk defa büyük devletlerde isyancılar için külliyetli miktarda yardımlar toplanmış, uzun bir aradan sonra ilk defa Osmanlı devleti vakar ve izzet-i nefsini yüksek sesle savunmuş, ilk defa isyan çıkan bir bölgede kahir ekseriyeti Türk olan Müslümanlar tarihin yazmakta ıstırap çektiği hunharlıkla katledilmiş, ilk defa Osmanlı’nın eyaleti olan bir bölgedeki isyan neticesi Müslüman kızlar ve kadınlar Hıristiyanlarca köleleştirilmiş, satılmış, fahişeleştirilmiş, ilk defa elden çıkan bir bölgede tek bir Müslüman kalmamış, kaybı muhtemel görülen bölgelerdeki camiler dâhil Müslüman eserleri, düşmana kalmasın diye Müslümanlarca yıkılmış, Osmanlı ilk defa bir patriği asmıştır. Batı medeniyetinin kökeninin Yunan medeniyeti olduğu inancıyla bu isyana destek veren, destek için bölgeye gelen birçok entelektüel, gördükleri vahşet manzarası karşısında hayrete düşmüş, Yunan barbarlığından ve kendi desteklerinden tiksinmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin yeni dönemi Mora İsyanı ile tebellür etmiştir (belirmiştir) denilebilir. Yunanistan’ın bağımsızlığı sadece bir bölgenin elden çıkmasını değil, isyanın başladığı ve bağımsızlığın gerçekleştiği bu bölgede hiçbir Müslümanın kalmamasıyla sonuçlanmıştır. Sadece Tripoliçe’de çeşitli kaynaklara göre 15 ila 40 bin arasında Türk boğazlanmıştır. Bu rakam, 1820’ler dikkate alındığında hayli korkunçtur. Yabancı devletlerin fiilen muharip olarak müdahil olmadığı bir iç isyanda bu denli korkunç bir kayıp inanılır gibi değildir. Mora’da Müslüman nüfus, Hıristiyanların 1/10’u nispetindedir.

Mora İsyanında Akıl Almaz Katliam

Mora isyanında göze çarpan bir diğer husus da şudur: Hıristiyan Arnavutlar, Rumlar safında, Müslüman Arnavutlar da Osmanlı Devleti safında parayla savaşmışlardır. Tripoliçe katliamı, paralı Arnavut askerlerin ihaneti gibi görünse de, böyle bir ihanet olmasa da netice değişmeyecekti. Çünkü Rumlar, erzak ikmali yapılmadığı için çaresiz kalan kaleleri, hileyle ele geçirmişlerdir. Müslümanlara dokunulmayacağı, hatta onların Batı Anadolu kıyılarına veya başka yerlere çıkarılacağı taahhüdünü verip kaleyi ele geçirmiş, sonra da insanın tüylerini ürperten boğazlama faaliyetine girişmişlerdir. Tripoliçe’de isyancı Rumların komutanı Müslüman cesetlerinden atının ayağının saatlerce toprak görmediğini ifade edebilmiştir. Osmanlı Devleti ise ele geçirdiği yerlerdeki Rumların aman dilemeleri üzerine hiçbir şey yapmamıştır. Şimdi bu isyanı tahlil edelim. Çünkü daha sonraki isyanlar için genel bir çerçeve vermektedir.

1.       Önce Hıristiyanlar isyan çıkaracak ortamı kolluyorlar. Osmanlı Devleti, Tepedelenli Ali Paşa’yı tenkil ederken (ortadan kaldırırken) Mora’daki birlikleri de tenkil bölgesine kaydırmış, Mora askersiz kalmıştır.

2.      İsyan çıkınca, sadece isyancılar değil, sivil Rumlar da harekete geçmiş, kendilerine taarruz edileceğinden habersiz ve çoğu yaşlı erkek, kadın ve çocuk olan Müslümanlar, inanılmaz bir kıyıma maruz kalmıştır.

3.      Rumlar, başarılı şekilde Batı kamuoyunu tahrik ve neticede ciddi bir yardım temin etmişlerdir.

4.      Çiftliklerin mühim bir kısmı Müslümanların elindedir ama isyanın çıkış sebebi Müslümanların zenginliğini elde etmek değildir. Çiftlik bölgeleriyle ilgisi olmayan ve çoğunda Müslümanın bulunmadığı birçok zengin ada Rumu bu isyanın katalizörü olmuştur.

5.      İsyan liderlerinin mühim bir kısmı Fenerli Rumlardır.

6.      İsyan kısa sürede tenkil edilemediğinden büyük devletler devreye girmiştir. Oysa isyan kısa sürede bastırılsa netice farklı olacaktı; sonradan konjonktör değişmiş, büyük devletler işe müdahil olmuştur.

7.       Büyük devletlerin talepleri Osmanlı Devleti’ne iletilmiş, Osmanlı Devleti bu talebi izzet-i nefsine yediremediği için hayli sert cevap vermiştir. Bu noktadan sonra işler çatallaşmıştır. Hatta yabancısı olmadığımız Rusya ile savaş olgusu da bu isyanla birlikte farklı bir görünüm kazanmıştır.

8.      Etnik temizliği hedef edinen bir isyan, büyük devletlerin etnik-dini gayrimüslim isyancı unsurlar lehine devreye girişi, bir büyük devletle savaş ve sonunda homojen bir Hıristiyan devleti… Bu sarmal, adeta Osmanlı Devleti’nin kaderi olmuştur.

9.      Artık Osmanlı’nın yol haritası belli olmuştur. Karadağ, Sırbistan, Girit, Bosna-Hersek ve Bulgaristan isyanları ya özerklik ya da zaten mevcut olan özerklik çıtasının yükseltilmesi amacına yöneliktir.

12. Osmanlı Devleti, her ne kadar Mora İsyanı’nda görüldüğü gibi ağır maliyetleri olsa ve çok uzun sürse de yine de her iç isyanı bastırabilecek durumda olmasına rağmen artık mesele bir “iç mesele” olmaktan çıkmıştır. Osmanlı Devleti; Karadağ, Eflak-Boğdan ve Sırbistan istisna edilmek kaydıyla bir iç isyanı bastıramadığı için değil, bu iç isyanla büyük devletler devreye girdiği için isyan çıkan bölgeleri kaybetmektedir.

13. Osmanlı Devleti artık bir savaşı göze alsa da savaş ilan eden bir devlet hükmünden çıkmıştır. Doğu Rumeli’nin kaybında bir savaş göze alınamamış, 1897 Osmanlı-Yunan Harbi’ne de çarnaçar girilmiştir.

14. İç isyanlarla homojen bir nüfus teşkili arasında birebir bir ilişki vardır. Homojen nüfus dinin belirlediği etnik bir nüfustur. İlk defa Mora İsyanı’nda devlet ve devlet görevlileri değil, Mora’nın Müslüman halkı hedef alınmıştır. Yunan bağımsızlığı kabul edildiğinde artık Mora’da hiç Müslüman kalmamıştır. Bütün iç isyanların başlatıcısı veya yönlendiricilerinin başında Hıristiyan din adamları bulunmaktadır.

17. Balkan Harbi, bu saydıklarımızla kıyası mümkün olmayan bir hezimettir ama hepsi Osmanlı’dan bağımsızlığını kazanmış devletlerin nefretinin had raddesidir. Mora İsyanı ile başlayan Rumeli’deki etnik temizlik faaliyeti Balkan Harbi ile son bulmuş, bölgedeki çok az sayıdaki Müslüman da, oluşturulan etnik homojenliğe zarar vermediği için sağ kalabilmiştir.

Mora İsyanı ve Balkan Harbi, maalesef hâlâ hak ettiği ilgiyi görmemektedir. Ali Fuat Örenç’in arşiv belgelerine dayalı çalışması büyük bir boşluğu kapatmaktadır.

Balkanlarda İlk Dram Unuttuğumuz Mora Türkleri Ve Eyaletten Bağımsızlığa Yunanistan

·       Ali Fuat Örenç

·       Babıali Kültür Yayınları

·       İsmail Küçükkılınç Star Kitap

·       Gökhan Karataş

·       Balkanlarda Osmanlı-Türk Medeniyeti Ve Eserleri

İlginizi Çekebilir

Ayasofya'da İlk Türbe

Osmanlı hükümdarı II. Selim Ayasofya'ya en fazla hizmet edenlerdendi. Sultan, 1573'te Ayasofya Camii'nin etrafını binalardan temizletip, payandalarla camiyi kuvvetlendirdi. Ayasofya'ya iki
Devamını Oku...

Bekçi

Bekçi, eski İstanbul mahallelerinin en sevimli, en yardımsever, en önemli kişisiydi. Mahalle güvenliğini sağlamaktan öteye sorumluluklar taşırdı. Düğün evinin kapısında büyük bir
Devamını Oku...

İlk Posta Teşkilatı

Tanzimat Fermanı ile yaşanan gelişmelerin sonucu olarak Osmanlı Devleti'nin tüm halkının ve yabancıların posta ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla Nezaret olarak 23 Ekim 1840 tarihinde
Devamını Oku...

19.02.1915, 102 yıl önce bugün...

Çanakkale / Müttefik Donanmasının Dış Tahkimatı Bombardımana Başlaması: Saat: 09.15. Çanakkale dış tahkimatın imha edilmesine yönelik olarak Birleşik Donanmanın 12 gemisi
Devamını Oku...

Marmaray Kazıları

Marmaray projesi için yapılan kazılarda tarihi değiştirecek bir keşfe imza atıldı. Yenikapı’daki çalışmalarda 8.500 yıl öncesine ait 4 iskelet ile ahşap ve seramik eşyalar bulundu.
Devamını Oku...

25 Ocak 1915

25 Ocak 1915. Düşmanlarımız kendi aralarında tartışıyor. Amiral Fisher Churchil'e Çanakkale harekâtı hakkında iyimser olmadığını anlattı. Şurası muhakkak ki İngiltere bu
Devamını Oku...

13 Eylül 1921

13 Eylül 1921. Bugün, 13 Eylül 1683'te Viyana'da başlayan çekilmenin ve toprak kaybının, 238 yıl sonra, 13 Eylül 1921'de Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi'yle durdurulduğu
Devamını Oku...

103 Yıl Önce Bugün 56 Gün Yaşayan Batı Trakya Türk Cumhuriyeti Kuruldu.

31 Ağustos 2016 Alıntı: Tufan Baş Batı Trakya Türk Cumhuriyeti Başkent: Gümülcine Yüzölçümü: 8.578 Km² Ordu: Çoğunlukla piyade, 29.170 kişi Yönetimi: Cumhuriyet Devlet
Devamını Oku...

Sremski Karlovci ya da Karlofça

Sırbistan'ın başkenti Belgrad'ın yaklaşık 70 km kuzeydoğusunda, Sremski Karlovci ya da bize daha aşina olan şekliyle Karlofça isminde küçük, şirin bir kasaba bulunur. İlk bakışta
Devamını Oku...

İstanbul'dan Sayfalar

İlber Ortaylı'nın, İstanbul'dan Sayfalar adlı kitabında belirttiğine göre; 15. yüzyıla kadar atalarımız tarafından kullanılan Eski Anadolu Türkçesi, bu yüzyıldan itibaren Arapça ve
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3954910

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı