Modern baskı (matbaa) makinesi ve tekniği

Moris Levi

Hepimiz okullarda modern baskı (matbaa) makinesini ve tekniğini Gutenberg'in 1450 yılında geliştirdiğini öğrendik. Gutenberg 1455 yılında incili bu makine ve teknikle bastı ve Reform’un fitilini ateşledi. 15 yıl içinde baskı makineleri Almanya'da pek çok yerde çalışıyordu bile. 1470 de Fransa'da Sorbonne üniversitesinde, 1475 yılında İspanya'da ve 1476 da da İngiltere'de kitap basımı başlamıştı. Rönesans ve rasyonel bakış hemen sonraki yıllarda Avrupa'yı sadece bir yüzyıl içerisinde bütün eski dünyanın önüne geçiriverdi. Şüphesiz ki matbaanın bu gelişmede önemi büyüktür.

20 Ocak 1492 tarihinde İberik yarımadasında Endülüs Emevilerine ait son Gırnata kalesi düştükten sonra aynı yıl 31 Mart tarihinde Kastilya ve Aragon Kralı Ferdinand ile Kastilya kraliçesi İsabella tarihi "Kovma" fermanını imzaladılar. Bu fermana göre "Krallık sınırları içinde yaşayan Yahudiler'in, eşlerinin, çocuklarının ve hizmetkârlarının, yaşları ne olursa olsun... Temmuz ayı sonuna kadar ülkeyi terketmeleri ve bir daha...dönmemeleri..."* emrediliyordu. Sefaradlar'ın** yanlarında para, altın mücevher ve değerli eşya götürmeleri yasaktı ama dağarcıklarındaki paradan daha değerli bazı bilgiler, zanaatlar ve kültürle çeşitli ülkelere ve bilhassa Osmanlı topraklarına göç ettiler. Benim de atalarım olan Sefardların içinde matbaacılık tekniğini bilenler vardı ve Osmanlı imparatorluğuna gelir gelmez 1493 de David ve Samuel İbn Nahmias kardeşler İstanbul'da bir matbaa kurdular.*** Ancak taa İbrahim Müteferrika'ya kadar (1727) 230 yıl boyunca Osmanlı'da matbaa yaygın kullanılamadı. Daha da ötesi dini azınlıkların kendi dillerinde metinleri dışında Arap harfleri ile kitap basılması yasaklandı.***

Bu yasak kararını ortaya koyan ve uygulayan devlet adamları ve kurumları muhakkak ki binlerce doğru ve yararlı işler de yapmışlardır ama bu acı gerçeği değiştirmez. Tarihi bir hata yaptılar... *****

“Ne var bunda? Neticede geç meç geldi işte!” diyen de olabilir.

Bir gelişmeyi değerlendirirken bütüne üç boyutlu bakmalı. O gelişim zaman içerisinde hangi mekânlarda ne gelişmeleri tetikledi ya da durdurdu?

230 yıl yaklaşık 10 nesil demektir ve bir toplum bir nesilde bile dinamizmini kaybedebilir, öğrenilmiş acizliğin hâkimiyetine girer.

Nitekim 100 yıl içinde Osmanlı imparatorluğu duraklama dönemine girdi ve aynı yüz yılda Avrupa'nın 70 şehrinde 70 üniversite açıldı.

O tarihlerden sonra ortaya çıkan Rönesans, Reform ruhu, Fransız ihtilalini doğuran fikirler, bugünkü dünyayı şekillendiren siyasi, felsefi akımlar, sanayi devrimi, çeşitli ideolojiler vsr vsr hepsinde "oyun kurucu" değil "izleyen" taklitçiler olundu. Çünkü bir gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğer iliklemeler de yanlış olur ve gömlek çarpık giyilir.

--------

Bu da hazin bir tarihi öyküdür...

Ve bu öyküden iki sonuç çıkarılabilir...

Yaşam "Git" demez "Gel" der.

Önümüze gelişimi, değişimi, hedefi, fırsatı koyar ve bizi çok beklemeden ilerler.

Tabi ki bunlara erişmek mücadele, fedakârlık, emek, kararlılık ve kendini değiştirme gerektirir.

Birilerinin yaşamlarında aldıkları günlük kararların sonuçları binlerce yıl sonra bile kendilerini gösterir. Ve ne yazık ki hataların büyük kısmı ile de nedense yüzleşilmez...

--------

(Bo)

 

* Bknz "Türk Yahudileri Tarihi" Naim Güleryüz

**İspanyol Yahudisi demektir

*** O matbaada basılmış olan 1511 tarihli bir kitap Galata'da, 500. Yıl Vakfı, Türk Musevileri Müzesinde vardır.

****Çeşitli tarihçiler bu soruların üç yanıtı olduğunu söylüyorlar;

-Bazı Osmanlı tarihçileri diyorlar ki; o devirde matbaalarda basılan eserlerde zerafet ve sanattan eser yoktu ve okuma yazma bilenler el yazması eserleri tercih ediyorlardı. Bu bir ölçüde doğrudur. El yazması eserler her zaman daha değerlidir ve o devirde ve halen el yazması bir esere sahip olmak statü sembolüdür. Ama bilir misiniz ki genellikle çok kitap okuyanlar, yazanlar ile değerli kitap biriktirenlerle koleksiyonerler aynı insanlar değildirler.

-İkinci olarak özellikle dini eserlerde baskı yanlışının yanıltıcı olabileceği bu yüzden matbaada basılmış kitap bulundurmanın günah olduğu önyargısı hemen yayıldı. Dünyanın ilk metrolarından Galata metrosunu da kullanmak başta "Günah" olarak telakki edilmişti ve bu yüzden belki de Paris metrosundan önce inşa edilen ilk metromuzun geliştirilmesi 100 yıl gecikti.

-Üçüncü ve en önemli sebep de hattat esnafının ve bürokrasinin korkusu idi. Ülkede ve devlet dairelerinde çok sayıda hattat ve memur geçimini el yazısı ile evrak çoğaltabilmesine borçlu idi (1730 yılında bazı kaynaklara göre İstanbul'da 80.000 evrak çoğaltan hattat vardı) ve matbaanın yaygınlaşmasını engelleyen kararların alınmasını dini bir takım yorumlara bağlatarak engellediler.

(Bknz; Avram Galante, William J. Watson, Miroslav Krek ve Richard Clogg eserleri)

·       Alıntı Moris Levi

İlginizi Çekebilir

Kâşif’i Analım... Kaderin Nameleri

Emel Balıkçi-Şakir Sanki bugünmüş gibi anımsıyorum. Bundan kırk yıl önce,1967’nin kış tatili. Smolyan Öğretmen Enstitüsünde okuyan ablam kapağı açık mora bakan bir küçük
Devamını Oku...

Vakıf müessesesi ve önemi Vakıf

27-02-2017 Ahmet Hraloğlu Vakıf müessesesi ve önemi Vakıf; kendisinden yararlanmak mümkün ve caiz olan bir malı, devamlı olarak Allah’ın mülkü olmak üzere menfaatini (gelirini),
Devamını Oku...

Teyze Kokusu

Teyze düştü. 10 yıl önce ayağını kırdı. Doktorlar kurtaramadı ve dizden aşağı bir ayak ile kaldı. Oturdu teyze özürlü sandalyeye. Daha neler
Devamını Oku...

Musul Sorununun Çözümü İçin Kondominium Modeli Gereklidir

Yaklaşık 8 yıl önce Kimlik ve Egemenlik adlı kitabımızda, Musul sorununun çözümü için şöyle yazmıştık: Osmanlı devlet mirasını reddeden Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlet
Devamını Oku...

Tarımda Patent Hakları ve Denetlenemeyen Tarım Tekelleri

Azgelişmiş ülkelerin hukuk düzenini çökertecek olan 'Çok Taraflı Yatırım Anlaşması' (MAI) girişimi, 1999'da gösterilen tepkiler nedeniyle ileri bir tarihe
Devamını Oku...

Bir Türkünün İzini Sürmek

27 Eylül 2016 Kaynak: TC Isa Cebeci Bir türkünün izini sürmenin ne demek olduğunu folklor derlemeciliği yapanlar veya halk müziğiyle uğraşanlar bilir. Sizleri meşgul etmek istediğim
Devamını Oku...

Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Analizi

Gallup'un Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turu için yaptığı Demografik Analiz sonuçlarına göre: 1- İlk turda kendini Türk olarak ifade eden ve oy kullanan her 5 seçmenden bir
Devamını Oku...

Arnavut İnadı…

Arnavut dostlarımızın engin hoşgörüsüne sığınarak... Arnavut inadı meşhurdur… En azından söylemde, bu, böyle bilinir… Ben de bugün şahit olana dek söylenenin sadece sözde
Devamını Oku...

Ama seni babasız bırakmadım!"

Türkiye İkinci Dünya Savaşının ateşinin dışında, fakat vurguncuların pençesinde ve kötü bir hükumet yönetiminin tam içindeydi. Bundan dolayıdır ki ateşin harareti kaybolduğunda
Devamını Oku...

Gizli Dangalaklardan Korunun!

31 Ağustos 2016 (Mizah) Biz, dangalak kısmı, topluma sevimsiz, çelimsiz kimseler olarak takdim edilmişizdir. Buna rağmen kendi işimizi bilir, yakınlarımıza da her fırsatta el uzatmayı
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3712788

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı