Med'lerin Kuruluşu

96. Asurlar, Yukarı-Asya'yı beş yüz yirmi yıldan beri egemenlikleri altında tutuyorlardı; ilk olarak Med'ler ayrıldılar, bağımsızlıkları için Asurlara karşı savaşarak yiğitlik kazandılar; kölelikten kurtulup özgürlüğü elde ettiler. Onlardan sonra aynı şeyi başka halklar da yaptılar. Şu anlatacağım şekilde yeniden tyranlığa döndükleri zamanlarda, boydan boya hepsi özgürdüler: Med'ler arasında Phraortes (1) oğlu Deiokes (2) adında becerikli bir adam vardı. Bu Deiokes'in gözü yükseklerdeydi ve şöyle yapıyordu: Med'ler o zamanlar köylere serpilmiş olarak yaşıyorlardı ve Deiokes kendi köyünün en çok sayılan kişisiydi; büyük bir dikkatle ve bıkıp usanmadan yargıçlık yapıyordu. Media baştan aşağı kargaşalık içerisindeydi, o haklının haksıza anadan doğma düşman olduğuna inanıyor ve böyle bir ortam içinde çalışıyordu. Kendi köyünde yaşayan Med'ler onun yaşam düzenini görüyorlar, aralarında çıkan anlaşmazlıkları çözdürmek için ona başvuruyorlar, o da gözüyüksekte olduğundan, adaletten ayrılmaz, doğru bir adam gibi davranıyordu. Gördüğü işler hemşerilerinin nice alkışlarını kazandırıyordu, o kadar ki, başka köylerde yaşayanlar da, hem Deiokes'in haklı yargılar veren tek adam olduğunu duydukları, hem de daha önce haksız kararların kurban oldukları için, kendilerine de yargıçlık etsin diye ününü işittikleri Deiokes'e koşuyorlardı ve bir daha da başkasına gitmek istemiyorlardı.

97. Yargılarındaki doğruluk dillere destan olmuştu, müşterisinin günden güne arttığını gören Deiokes, artık her şeyin kendisine bağlı olduğunu görüyordu; bir gün her zaman gidip, herkese açık olarak kararlar verdiği yere gitmedi ve bir daha oraya gitmeyeceğini bildirdi,

– zira diyordu, bütün gün komşunun işlerine bakmaktan kendi işlerine bakacak zaman kalmıyor. Köylerde karışıklık ve yağma, eskisinden beter hale geldi. O zaman Med'ler, olan biteni konuşup düşüncelerini karşılaştırmak üzere toplandılar. Deiokes'in adamlarının şöyle bir dil kullanmış olduklarından hiç şüphe etmem: "Mademki bugünkü düzenimiz ülkeyi yönetmeye yetmiyor, o halde başımıza bir kral geçirelim; o zaman ülkemize iyi yasalar gelir, biz de kendi işimize gücümüze bakarız, karışıklıklar yüzünden yerimizden yurdumuzdan olmayız." Bu düşüncelerle, herhalde bir kralın hükmü altına girmek için kendilerini kandırmış oluyorlardı.

98. Kimi seçeceğiz sorusu ortaya çıkınca herkes Deiokes'i öne sürdü, göklere çıkardılar, "Onu seçelim," dediler. Deiokes, "Krallığın şanına layık bir konut isterim," dedi, hüküm sürebilmek için koruyucular da istiyordu. Med'ler olur dediler; gösterdiği yerde koskoca bir kale yaptılar, bütün Med'ler içerisinden dilediğini seçip verdiler yanına koruyucu olarak. İşbaşına geçer geçmez Med'leri surlarla çevrili tek bir kent kurmaya, yalnız bunun için çalışmaya ve öbür kasabaları ikinci sırada tutmaya zorladı. Baktı ki, ne dese yapıyorlar, bu sefer büyük ve sağlam kale bedenleri yaptırdı, bunlar birbiri arkasına sıralanmış birçok surdur ki, bugün buraya Akbatana ( 3 ) diyorlar. Surlar öylesine düşünülmüş ki, her biri öbüründen bir savaş sahanlığı kadar yukarıdadır. Şüphesiz toprak da elverişliydi böyle bir yapı için, çünkü yokuştur, ama sanatın payı da büyüktür. Hepsi yedi surdur, sonuncusunun içinde kral sarayı ve hazine vardır. En büyük sur, aşağı yukarı Atina'nın çevresi kadardır.

Birinci duvarın mazgalları beyazdır, ikincisinin kara, üçüncüsünün parlak kırmızı, dördüncü donuk mavi, beşinci reçine rengindedir. Böylece surların mazgalları bir renk sıralaması yapmış olur. Son ikisine gelince, birinin tahkimatı gümüş, öbürününki altın rengindedir.

99. Deiokes'in sarayının çevresini kuşatan, kendisi için yaptırdığı yapılar işte böyledir; halka kalenin çevresini gösterdi yerleşmek için. Bu kaleyi tamamlamış olmak üzere Deiokes birtakım kurallar da koymuştur, şöyle: Kralın yanına kimse giremez; işler aracılar eliyle görülür, kimse kralın yüzünü görmez; ayrıca karşısında gülmek, tükürmek, bunu yapan kim olursa olsun, büyük terbiyesizlik sayılır.

Çevresini böyle gösterişli kurallarla kuşatması, kendisiyle beraber büyüyen ve ne doğum, ne de değer bakımından kendisinden aşağı olmayan yaşıtları onu görüp kıskanmasınlar, bir kötülük etmesinler diyeydi; gözlerine görünmediği sürece, onlarda üstün bir kişi etkisi yapacaktı.

1.    Phraortes, Deioces'in oğluydu ve tüm Ortanca kabilelerini tek bir devlette birleştirdi. Ayrıca Perslere boyun eğdirdi ve Asya'nın diğer uluslarını fethetmeye başladı. Yirmi iki yıllık bir yönetimin ardından (yaklaşık 675-653 BCE), Asurlara karşı savaşta düştü. Ancak, bazı alimler elli üç yıl boyunca hüküm sürdüğünü varsayıyorlar

2.    Deioces veya Dia-oku, Medyan hükümetinin kurucusu ve ilk Şahı olarak kurucuydu. Adı çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde belirtilmiştir; Adını Dēiokēs olarak yazan Herodot dahil. Deioces'in adı, İran'ın “topraklar” anlamına gelen Dahyu-ka- kelimesinden geliyor.

3.    Hemedan, İran'ın aynı isimli Hemedan Eyaleti'nin yönetim merkezi olan şehir. Şehrin eski Farsça ismi Hegmetane, antik Yunanca'da ise Ekbatana'dır. Hamedan sadece İran'ın değil, dünyanın da en eski şehirlerinden biri olarak kabul edilir. İbn-i Sina'nın mezarı bu kenttedir.

·     Resim, Deioces Temsilidir.

·     Ural Haşim

·     Herodot'tan alıntı

·     Tarihin Gerçeğine Yolculuk

İlginizi Çekebilir

Tarihte Bugün 12 Ekim 2016

12.10.1492 Olay Cenova'lı denizci Kristof Kolomb, Karayipler'e ulaştı. Fakat Doğu Asya'ya geldiğini düşünüyordu. 12.10.1579 Olay Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa, bir Boşnak saldırgan
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 27 Aralık 2016

537 - Ayasofya'nın yeniden inşası, Bizans İmparatoru I. Justinian'ın kişisel gözetiminde tamamlandı. II. Theodosius tarafından yaptırılan ikinci Ayasofya 532 yılındaki Nika
Devamını Oku...

Anadolu'da Tükenen Bir Kültür Yörüklük

Toplumların kültürlerinin kendine özgü özellikleri vardır. Bir toplumun birbirinden ayrı bölgelerinde yaşayan toplulukların / halkların bile kültürleri farklılıklar gösterir.
Devamını Oku...

Uzun Hasan nasıl öldü?

Fatih ile savaşan Akkoyunlu Devletinin bu en çok bilinen hükümdarı Uzun Hasan'ın Selçuk Şah Begüm'den olma Halil ve Yakup isminde erkek çocukları vardi. Selçuk Şah Begüm'den olmayan
Devamını Oku...

Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane

İstanbul "Nostalji" Neden Türk hekimleri hastalarını iyileştirdikten sonra ‘’taburcu’’ ederler hiç düşündünüz mü? Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp
Devamını Oku...

II. Abdülhamit dönemi Hicaz Demiryolu

Hicaz Demiryolu, II. Abdülhamit tarafından 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasında inşa ettirilen, Osmanlı İmparatorluğu'nun İstanbul'dan başlayan demiryollarının bir
Devamını Oku...

10 Nisan Laiklik Günümüz Kutlu Olsun

Laiklik, kavramsal açıdan “Bir ülkedeki yasama, yargı ve yürütme işlevlerinin inanç işlerinden ayrı tutulması” biçiminde tanımlanabilir. Bir başka açıdan bu ilke “bu dünya”
Devamını Oku...

24 Ocak 2017

24 Ocak 1915. Çanakkale savaşı tarihinde çok önemli bir gün. Yarbay Mustafa Kemal ( Atatürk) Tekirdağ'a geldi. Kendisi 19. tümene atandı. Ama ortada tümen falan yok. Kendi karargahını
Devamını Oku...

Lüleburgaz Esir Kampı

1.Dünya Savaşı'na girmemizle birlikte birçok cephede savaştık. Şehitlerimizin yanında binlerce de esir verdik. Tabi ki binlercede esir aldık. Bu yazımda Lüleburgaz tarihi ile ilgili
Devamını Oku...

Ihlamur Kasrı

İstanbul’da Osmanlı yapılarından olan Beşiktaş’taki Ihlamur Kasrı, Osmanlı Devleti’nin 31. padişahı Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Padişah burada çeşitli
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3713022

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı