Kıpçak Boylarından Mektup Var

18 Kasım 2016

Sevgili Nuri Ertan Abimle uzun yıllar Çeşme’de çalıştım Facebookta paylaştığı bir yazı gözüme çarptı facebookta paylaşamadım yazıyı kendi sayfamda paylaşmak istedim paylaşım Şöyle

”Nuri Ertan Merhaba değerli face arkadaşlarım geçen hafta kırımda dolaşırken o bölgedeki kırımlı soydaşlarımıza rastladım alina sadıkova isimli dünya güzeli bir hanım kız benimle uzun sohbetler yaptık aşağıda okuyacağınız mektup bunları açıklıkla ortaya koyuyor tanıdığınız tatarlara veya hayır severlere bu mektubu ulaşltırınki oradaki evletlerımız asimile olmasın dillerini dinlerini. Kültürlerini kaybetmesin hepinize saygı ile hayırlı cumalar diliyorum”

Mektup Metni “Ben, Kıpçak Boylarından (kumanlar) kırım hanlıgı, dokuz oba tatar soylarından asil bir tatar kızıyım.

Teveccünüz, Size atom’u parçalayın demiyecegim. Sadece kendi halkınıza, kırım tatar türklerine yardımcı olmanızı isteyecegim.

Mesele: Stalin’in emriyle alınan Sovyet hükümeti kararıyla 18 Mayıs 1944 tarihinden başlayarak Kırım Tatarlarının Özbekistan ve Sovyetler Birliği’nin diğer bölgelerine sürgün edilişi, bu sürgünde Kırım tatar Nüfusunun yarısının ölmesi… bu sizin bildiginiz kısım.

Birde Bilmedikleriniz Var.

Birçok sorun, kırıma geri dönüşlerde başladı. Ukrayna, 1991 yılında Kırım’ın özerk statüsünü teyit etmiş ve tüm Kırım Tatarlarının sürgünden dönmesine izin vermişti. Sürgün yerlerinde zar zor ayakta kalmış bu insanlar, kırıma geri gelmek ve vatanlarına sahip çıkmak istediler. Kurulan derme çakma gecekondu evler, meydanlarda dayak yemeler, karda kışta tutulan toprak nöbetleri, kendi haklarını aramak için verdikleri mücadele, ukrayna polisi tarafından kırıma sokulmayan insanlar, kendi vatanlarından sınır dışı edilenler, bütün bunlar sürerken 2014 yılı şubat ayında rusya işgali ile her şey iç çatışmalara döndü. Kendi çabaları ile ukrayna zamanında kalkınmaya çalışan kırım tatarları, 2014 yılında olan işgalden sonra tekrar sıkıntılı ve zor günlere maruz kaldı.

Bize Ukrayna neydiki Rusya başka olsun!

Rusyanın işgalinden sonra, Ben bu mektubu yazdığım günlerde Hacca giden hacılarımız kırıma ayak basar basmaz tutuklandılar. 12 tatar gencin naaşları göl diplerinde, ormanlık arazilerde bulundu. kayıp tatar gençlerimiz var ve hiç haber alamıyoruz. Artık okullarda haftada bir saat tatarca dersi veriliyor ve kalan bütün dersler rusca. Bunun yanı sıra sırf oruç tutuyor diye okulda zorla agzına su doldurulan tatar kardeşleriniz var. Üstelik bu gençler istemeden rusya’ya asker olarak alınıyorlar. Ezanın çok ses yapıyor diye yasaklandığı köylerde, kilise çanları her rus çocuğun vaftiz edilişinde ve her Pazar günü rahatlıkla çalıyor. Turistlik bölgeler iş yerleri tatarların elinden baskı ve tehdit ile alınıyor. Ve en önemlisi, kırımda artık bütün yollarda trafik var. Yollarda gitmek neredeyse mümkün olmayacak dereceye geldi rusyadan korkunç bir ‘göç’ geliyor ve bu ruslar kırıma yerleştiriliyor. Birde işin diger boyutu, daha düne kadar Mustafa Cemilov ile çalışan insanların, şimdi tatar olduğu halde rus üniformaları giyerek rusyaya hizmet ediyor olması. (Müftiyat gibi)

Kırımda olaylar başladıgında burada şehit olan babalarımız, abilerimiz, komşularımız sessizce topraga koyuldular.

Suriyedeki savaş ve türkiyedeki olaylar yüzünden sesimizi duyuracak fazla şansımız olmadı. Bizler ne yazıkki sizler tarafından kırımda işgalden sonra yanlız bırakıldık. Liderlerimiz ukrayna tarafında kaldı, milli meclisimiz kapandı, bazıları rus FSB kuvvetleri tarafından tutuklandı. Bunu fırsat bilen bazı tatarlar, rus saflarına geçerek bizi temsil etmeye kalkıştılar. Tatar tamgası veya ay-yıldız kolyelerimizi bile çıkarmamızı söyledi polisler. Size oluyormu bilmiyorum ama ben yemek lokmamı yutarken bazen gözlerimden yaş geliyor. Çünkü aklıma gelen fazla güzel hatıralarımız yok. Koskoca kıpçak boyları, hanedanlıklar, padişahlar, bu asil insanlar kendi topraklarında bu halde olması benim çok zoruma gidiyor. Zaten azınlık olduğumuz kendi vatanımızda, hem ukraynadan hem rusyadan böyle şeylere maruz kalıyoruz.

Biz, kırım tatar gençleri olarak sürgün görmüş ve bin bir zorluklarla kırımda direnmiş bir milletin çocukları olarak kendimize düşeni yapmak istedik ve küçük bir gönüllü grup oluşturduk. Bu grub, hiç bir siyasi güce bağlı olmadan, kırımlı çocuklara kendi Din, DİL ve Kürtüründe yaşaması için çalışan gönüllü kişilerden oluştu.

Faydalı şeyler yapmak istedik.

Önce özümüzde yaşamak için kırımlı çocuklara kendi özümüzü ögretmek istedik. Mesela küçük bir okul binası kurup, içinde sadece tatar çocuklara kendi kültüründe dersler vermek istedik. Bu çocuklar dinini dilini kültürünü ögrensinler istedik. Biz bunu yaparsak kırımda hiç bir şeyi degiştiremezler diye düşündük.

Fakat gerek kırımda, gerek dünyanın birçok ülkesinde yaşayan kırım tatarlara, sesimizi duyurmakta çok zorlanıyoruz. Amacımız kırımlı çocukların asimile olmasını engellemek. Ama bizim büyüklerimizin buna duyarsız olması bizi derinden üzüyor ve ‘asimile olan kimler’ diye düşünmeye başladık.

2013 yılında yapımına başlanmış, 3 katlı bir binanın kaba inşaatı bitmiş durumda. Bizler, bu binayı küçük bir tatar okuluna dönüştürmek ve içinde sadece tatar kültüründe dersler vermek istiyoruz. Fakat tamamlayacak imkânlarımız yok. Çünkü gönüllü grubumuzdakiler köyde yaşayan, gelir sıkıntısı çeken insanlardan oluşuyor.

Bu okulun içini tatamlayabilmek ve mobilyaların koyulabilmesi için bizim hesaplarımıza göre 30.000 dolar gibi bir ihtiyacı kaldı. Ben, degerli vaktinizi bu yüzden alıyorum. Degerli vaktinizden bize ayıracak zamanınız yoksa anlatmak istedigim bütün mesele bundan ibarettir. Ama asıl mesele, sizin bilmedikleriniz ve bizim bilmediklerimiz. Unuttuklarımız. Siz kırımda bahçesaray’da(hansaray) bahçesinde çi böreğin tadını bilmiyorsunuz, ben minarelerden yankılanan ezan seslerini. Ama bilmemiz gereken bir şey varki oda biz kırım tatarlarıyız.

Türkiye diyanet işleri başkanlığının göndermiş olduğu tayinli hocalarımız işgal nedeni ile diplomatik nedenlerden dolayı kırımdan çıkıp gittiler, onların cübbelerini kırım tatar gençleri giymeye başladı. Bunun bizim için çok büyük bir önemi var. Bu gençler bilgilerini çocuklara mutlaka aktarmalılar. Bu nedenle Okulda Din dersleri vermek istiyoruz. Yoksa ileride kırımda din kültürümüz bitmiş olacak, ya da çocuklarımız gelecekte, özellikle iran veya başka cemaatlerin tarikatlarına kurban gidecekler. Kaldıki (müftiyat) şu anda rusyanın talimatları ile bir takım arap dernekleri ile çalışmaya başladı bile.

Bir halkın yolda karşılaştığı zaman bile, rusca selamlaşması ne kadar kötü bir durum. bir tatar çocuğun Tatarca bilmemesi ve rusca konuşması. Bu mesele uzun yıllar kırımda kanayan büyük bir yara olmuştur. Asimile olma tehlikesi hep buradan başlamıştır. Bize kendi dilimizi unutmamız için bütün politik yöntemler denenmiştir. Bu nedenle biz okulda Tatarca Dil dersleri vermek istiyoruz. Devlet okullarında derslerin tümü rusca olduğu için, okulumuzda ders saatlerinde sadece Türkce-Tatarca dersler vermek ve hatta okul içinde rusca konuşmayı bile yasaklamak niyetimiz var. Kendi dilini unutan bir halk, bütün değerlerini yitirecektir. Bizler yok olup gitmek istemiyoruz.

Bu derslerimizin yanında, Türk tarihi ve kültürleri, Türk sanatları ve halk oyunları, Hat sanatları dersleri bizim öncelikli olarak ders konularımız olacak. Ben şahsım adına kırımda İlk Hat Sanatları sınıfımızın olmasını çok isterdim. Belki bu başlangıç sayesinde ileride kırımlı çocukların yetiştirecegi hat sanatkârlarını görebilecegim.

Birde Bizim Bilmediklerimiz Var

Belki siz bir kırım tatarı olarak çok daha büyük hizmetler yapıyorsunuz kırım için. Ve biz belkide bu mektupla sadece bir çekirdeğiz sizin hizmetleriniz karşısında. Sayın Ahmet Davutoğlu Sayın Murat Ülker gibi kıpçak boylarının kırım için çaba göstermesi tarih derslerimize bile konu olurdu. Eger ben bir kırım tatarı olarak 780 yıl önceki tarihimden başlayarak kırım hanlığına kadar anlatıyorsam, mutlaka ileride sizleride anlatacak birileri olacaktır. Kim bilir unutup denize attığınız kaç iyilik vardır kırım tatarları için. Bunu bilmek şahsım adına çok büyük bir gurur olurdu benim için.

Ben umutla bakıyorum dünyaya. inanıyorumki bir gün sabah ezanı ile aydınlanacak kırım ve dedelerini taklit eden küçük torunlarla dolacak camilerimiz. O camilerimizde kırımlı hocalarımız olacak kırımlı çocuklar.

Ben bu mektunu yazıp kırımda sakalayacagım. Ögrencilere bu mektubtan bahsedecegim. Kim bilir belki 100 yıl sonra eski bir kagıt parçası olarak kalır biryerlerde. İnsanlar okudugunda ‘Herşey Bu mektubtan sonra olmuş’ derler kırım tatarlarının yok oluşu veya var oluşu. Siz bunun neresinde olacaksınız?

Saygılarımla yakın melekler grubu adına Sadıkova Alina

http://www.focagazete.com/haberler/kultur-sanat/kipcak-boylarindan-mektup-var.html

 

Alıntı Can Tan https://www.facebook.com/

 

İlginizi Çekebilir

Mukaddes Hatıralar

21 Kasım 2016 Bir sıhhiye çavuşu anlatmıştı: Süngü muharebeleri birkaç saat sürüyor. Öğleden sonra ikide üçte yada ikindiye doğru ne bizde ne onlarda takat kalıyor muharebe
Devamını Oku...

ADD'ye 'Lozan' engeli

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Lozan Barış Anlaşması'nın 94'üncü yıldönümünde, Valilik ve Emniyet Müdürlüğü'nden izin almalarına rağmen Trakya
Devamını Oku...

ABD’nin Geleceği

Dünyanın ‘süper gücü’ ABD, bugün giderek ağırlaşan toplumsal sorunların etkisi altında çözülmeye doğru gitmektedir. Üretimsizliğin ve mali sermaye ticaretinin yol açtığı
Devamını Oku...

İçimdeki İstanbul Fotoğrafları

Osmanlı'ya o önlenemeyecek çöküşü en çok Balkan Harbi hissettirmişti. Çünkü imparatorluk daha çok Rumeli'ni içselleştirmişti, vatanı bilmişti. Bu toprakların elden çıkışı her
Devamını Oku...

O kırmızı koltuk takımını asla unutamadım...

7-8 yaşlarında idim ki büyük bir salonu ve artık çalışan kalöriferi olan bir eve taşındık. Yeni bir evin yaşam şeklimizde de yenilikler getireceğini o çocuk kafamla bile anlıyor,
Devamını Oku...

Sabahattin Ali, ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere'de 1940

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’yı ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere’de çadırda yazmış ve günü gününe gazeteye yetiştirmeye çalışmıştır. Romanı yazdığı
Devamını Oku...

Hiroo Onoda'nın böyle ilginç bir hikâyesi

Düşünsenize; II. Dünya Savaşı'nda bir askersiniz. Savaş bitiyor ama savaşın bittiğinden 30 yıl haberiniz olmuyor ve savaşmaya devam ediyorsunuz. İşte Hiroo Onoda'nın böyle ilginç bir
Devamını Oku...

Hadi yine de kutlu olsun

10 Aralık 2016 Her yıl 10 Aralık insan hakları günü kutlanır. Kutlanır ama insan haklarının ihlalleri ise farklı şekillerde sürüyor. Bir yandan kavramlar, sloganlar bir yandan
Devamını Oku...

Menemen'deki Kubilay Anıtı, Edirne Erkek Öğretmen Okulu Resim Öğretmenlerinden, Ünlü Heykeltraş Ratip Âşir Acudoğlu Tarafından Yapılmıştır. (*)

11 Şubat 2013 1898 yılında İstanbul'da doğan Ratip Âşir, ilköğretimini İstanbul'da, ortaöğrenimini Ankara'da yapar. Ancak lise son sınıftayken askere alınır. Savaş sonrası, 1918'de
Devamını Oku...

Suriye kaç parçaya bölünecek? Türkiye’yi bölme anlaşması…

30 Ocak 2017 2011’de, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Suriye’de iç savaşın tohumları atıldı. Yaklaşık 100 ülkeden teröristler getirtilerek Esad yönetimini devirme ve
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3397577

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı