Kendime Öz Eleştiri

Sabriye Cemboluk

Bu akşam bir öz eleştiri de kendime yapacağım. Burada sizlere düşen, benim davranışlarımda istediğiniz gibi hakem olup, fikir bildirmenizdir. Canım mahalle komşularım, ben hayatının 45 yılı yurdundan uzak yaşadığı halde, doğduğu topraklara ve o toprakların insanlarına, onların sevincine üzüntüsüne sımsıkı bağlı bir insanım. Birçok insan nedense, "Alamancı" diye adlandırdıkları beş milyon Türk insanını farklı ve yabancı görmek istiyorlar. Neyse konumuz o değil. Konumuz son günlerde yaşadığımız şehit haberlerinin karşısında, milletçe sergilediğimiz ortak tavırdır. Tabii bir de çoğunluk gibi davranmayan, şehit haberlerinden etkilenmek üzülmek şöyle dursun, yok sayarak yaşamayı, davranmayı sürdürenler var. Nedense bu gruptakiler çok gözüme batıyor. Hangi makam ve mevkide, hangi sosyal konumda olursa olsun, resmi olmasa da gönlümüzden yas ilan ettiğimiz şu günlerde, gülen haberler ve eğlenceler beni üzüyor. Sayfamda kişisel bir çağrı yaparak, bu günlerde lütfen neşeli eğlenceli, yemeli içmeli haberlerimizi paylaşmayalım. Hiç değilse bu kadarı şehitlerimize saygı olsun demiştim. Yerden göğe kadar çok teşekkür ederim. Benim güze facebook mahallemde böyle haber paylaşan komşuların sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Onların da haberlerini kaldırdım ve 30 günlüğüne geçici olarak kendilerinden haber almayı durdurdum. Bir işe yarar mı? Yaramasa da ben üstüme düşeni yaptım. Ve fakat dün akşam sayfama bir haber düştü....Favkalade rahatsız oldum. Gece uykularım kaçtı. Kendi kendime kavga ederek, yatakta dönüp durdum. Elbette hiç b irimiz sosyal medyanın polisi jandarması değiliz.

Millet olmak, sadece aynı ülkenin sınırları içinde yaşamak değildir. Aynı zamanda kederde ve tasada da birlik olmayı gerektirir. "Komşusu aç yatarken, kendi tok yatan benim ümmetimden değildir" diyen bir dinin mensuplarıyız. Değil sadece tok yatmak, milletçe büyük bir acı içinde kıvranıp, bayrakları yarıya indirelim, camilerde şehitlerimize selalar okunsun diye feryat ederken, Yaşadığı eğlenceli ve gösterişli bir kutlamayı sosyal medyada paylaşan bir sanatçımız, bana son derece itici geldi.

Kendisi son yıllarımızın çok popüler bir yazarı Kitapları her yerde yüzbinler satıyor. Okuyucularının yeni danışmanı, akıl hocası, kalplerini beyinlerini okuyan, insanların tüm dertlerini çözen bir guru! Onun yazdıkları nedense, maymuncuk gibi her dert sahibinin kapısını açıyor. Süper... Yapılan epeyce de tavsiyeden sonra, en azından iki kitabını okumaya karar verdim. Bu gün gittiğim Frankfurt şehrimizde bir Türk kitapevimiz var. Oradan alacaktım. Dün akşama kadar kararım buydu. Şu aralar ünlü bir özel televizyonda yazdığı kitaplardan birinin dizisi yayınlanıyor. Dizide biz fakir mahallenin, zavallı insanlarına ağlıyoruz. Görmediğimiz uzak köşelerde ne hayatlar var. Ben seviyorum böyle gözden uzak köşelerde, gölgede kalmış insanların hayatlarına ışık tutan eserleri. Neyse sözü fazla uzatmayacağım. Değerli yazarımızın dün doğum günüymüş. Büyük bir eğlence organize etmiş dostları. Kahkahalar havalarda uçuşmuş. Ve elbet de şampanyalar patlarmış. Yazarımız kahkaha atarak patlattığı şampanya ile kutlama fotoğrafını koymuş. Beş binden fazla insan, kutlamış. Belki hala kutlamalar devam ediyordur. Mesleği psikiyatrist olan değerli yazarımıza sormak istiyorum. Kişilerin tek tek psikolojileri elbet de çok önemlidir ama milyonlarca insanın yas tuttuğu bir ülkenin toplumsal psikolojisi önemli değil midir? Yazarlar ve sanatçılar şeffaf ve göz önünde yaşarlar. Elbet de örnek kişilik olmalarını beklenemez. Fakat milli yas ilan ettiğimiz, ciğerlerimizin yandığı bir günde, bu çeşit eğlence ve kutlamaları, bu zavallı acılı milletin gözüne sokarak yaşamak nasıl bir duygudur?

Dün gece işte bunları kendime dert ettim. Deli miyim? Divane miyim? Bilmem ama ben güzel ülkemde, başka insanların başına gökten ateş topları yağsa, kendilerine değmediği müddetçe hiç rahatsız olmayan bu tuzu kuru insanlardan çok rahatsızım. Ne demiş atalarımız? " Keser döner, sap döner. Gün olur devran döner!"

Önemli rica- Yorumlarınızı isim vermeden yapmanızı rica ediyorum. Teşekkür ederim

·       Sabriye Cemboluk

İlginizi Çekebilir

Qing Hanedanı, Kangxi Dönemi Kapaklı Kavanoz

Kangxi; 4 Mayıs 1654 Yasak Şehir - Pekin'de doğmuş ve 20 Aralık 1722 Pekin'de hayatını kaybetmiştir. Eser; ana beyaz renk üzerine ateş kırmızı işlemeli çerçeveler içinde ağaç
Devamını Oku...

Zaro Ağa

160 yaşına kadar yaşamış Türkiye'nin en uzun ömürlü adamı Zaro Ağa İstanbul'da. Doğum 1774-1777 Mutki, Bitlis, Osmanlı İmparatorluğu Ölüm 29 Haziran 1934 (160
Devamını Oku...

ABD’nin yeni başkanı ve Türkiye’yi bekleyen büyük tehlike-3

16 Ocak 2017 Naim Babüroğlu Önceki iki yazımızda, ABD’nin yeni başkanının Türkiye’ye etkilerini yazmıştık. Konuyu incelemeye devam edelim. Devletlerin dünya küresinde rol
Devamını Oku...

Bir Kavanoz Hikayesi…

Öğrencilerine hayat üzerine ders vermek kararı ile sınıfa giren profesör, hiçbir şey söylemeden, kürsünün üstüne büyükçe bir kavanoz
Devamını Oku...

Laiklik ilkesinin Anayasada kabulü

5 şubat 1937 Laiklik ilkesinin Anayasada kabulünün 82. yıl dönümü. Laikliği yeniden
Devamını Oku...

Gezi Notlarım Orhan Suat

Orhan Suat Komşularımız Yunanistan ve Bulgaristanda Günübirlik Felekten Bir Gün Çaldık… Geçtiğimiz 20 Kasım Pazar günü son zamanlarda bir gezi değişikliği yaparak Lüleburgaz
Devamını Oku...

Arnavut İnadı…

Arnavut dostlarımızın engin hoşgörüsüne sığınarak... Arnavut inadı meşhurdur… En azından söylemde, bu, böyle bilinir… Ben de bugün şahit olana dek söylenenin sadece sözde
Devamını Oku...

Defter, kitap ve kâğıt sözleri Türkçe mi?

8 Ekim 2016 Defter, kitap ve kâğıt sözleri Türkçe mi? Arapça Daftar, Aramice Diptera, “Eski Yunanca” Diphtera (günümüz Yunancasında simeiomatario), eski Türkçe Tepter. Üzerine
Devamını Oku...

Borç Tuzağı

[... Borçlanmanın bir adım öncesinde dış yardım Programları olduğu biliniyor. Bu dönemde, ülke sorunlarını çözmede zorlanan azgelişmiş ülke yöneticileri, kolay etkilenecek
Devamını Oku...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun. :)

İstanbul ve Anadolu’da bunlar olurken Osmanlı Devletinin parçalanması ve paylaşılması görüşmeleri Paris Konferansı’nda Sevr kasabasında sürüyordu. Ankara hükümeti Anadolu
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3998002

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı