İlk Türkler (M.Ö.4000 - M.Ö. 2000)

Milattan Önce İlk Türkler (M.Ö.4000-2000) -1-

- İlk Medeniyetler ve İlk Türk Medeniyetleri incelenecektir.

Daha önceki yazımızda (Milletlerin Doğuşu -2-) Türk isminin çıkışı ve ilk Türkler kısmını işlemiş ve Türk Dünyasına bir giriş yapmıştık. Şimdi Türk Medeniyetlerine ışık tutmaya çalışacağız. Yolculuğumuza M.Ö. 4000 yılından başlıyoruz. Bilinen kültürleri kabaca öğrenip, bir sonraki yazıda Oğuz Kağan, Alper Tunga, Zülkarneyn meselelerine değineceğiz.

Bu konuya girmeden evvel, bir önceki yazımızda eklememiz gereken bir noktaya değinelim. Türk ismi ne demektir? Manası nedir?

Kısa kaynaklı notlar:

ü Turküe=Türk=Miğfer (Çin)

ü Türk= olgunluk çağı, cezbetmek (Divanı Lügat’it-Türk)

ü Türk= türemek (J. Deney-1939)

ü Türk= türeli kanun sahibi (Z. Gökalp 1923)

ü Türk= Devlete bağlı halk (G. Doerfer 1965)

ü Türk= güç- kuvvet (Müller- 1911)

ü Türk= çok gelişmiş, şekillenmiş, kuvvetli(L. Bazin)

Ve bir ön bilgiyi daha paylaşmak lazım sanırım:

Geçmiş tarihleri yabancı kaynaklardan incelerken, direk 'Türk' yazılması elbette olanaksız. Çince'de başka isimler kullanılmış doğal olarak ve/veya diğer milletlerin telafuzuna göre yazılış şekilleri değişmiş. Misal Musa ismini Moussa yazıyorlar bildiğiniz üzere. Bunun gibi bazı miladdan önceki tarihe ait yazılarda misal 'Trak' veya 'Turqie' gibi ifadeler var. Olaya şu şekilde bakmak gerekir: Türk Kağanı Aaron diyor ama biz bunu okuduğumuzda 'Harun'a benziyor mesela. Bunun gibi.

Artık konumuza dönelim.

En son Nuh Tufanı konusunda kalmıştık. Şimdi tufan sonrasına; Medeniyetlerin ve bu Medeniyetlerdeki Türk izlerinin başlangıcına göz atalım;

Tarih sahnesine çıktıkları M.Ö. 4000'den itibaren Türkler, ilk yurtlarını muhafaza ederek yeni yeni yurtlar edinmiş, pek çok farklı medeniyet ve din dairelerine girmiş, yeni kültür sentezleri üretmiş, 16 imparatorluk, yüzlerce devlet kurmuşlardır.

Orta Asya ana yurt olarak kabul edilir ama biz çok bilinmeyen Anadolu meselesine göz atalım:

M.Ö. 4000 Anadolu

Bilinen en eski medeniyet Sümerlerdir. Sümerlerin M.Ö. 4000 ile M.Ö. 2000 yılları arasında Mezopotamya bölgesinde yaşadıkları genel kabuldür. Yazıyı M .Ö. 3200 senelerinde Sümerler bulmuştur. Sümerlerin Nuh Tufanına benzer bir Gılgamış Destanı vardır. Aynı zamanda Yaratılış Destanı ve Tufan Hikayesi de yine Sümer Edebiyatının örnekleridir. Dikkat edelim tarih M.Ö. 3200 civarı. Yazıyı bulduktan sonrası.

Zaten tüm dini kitaplarda Sümer edebiyatından izler vardır. Kimileri bunu bir doğrulayıcı olarak algılar.

Nuh Tufanı, Sümerlerin ortaya çıkışı, Gılgamış Destanı düşünüldüğünde bizim yazdığımız takvimde aşağı yukarı tutmaktadır.

Sümerlerin tamamı Türk müdür? Bu soruya evet ya da hayır demeden önce objektif olmak adına hatırlatmakta fayda var: Bir çok kavimin bir arada yaşadığı bir dönem bu. Ama yazı dilinin Türkçe olduğu ve içlerinde hatırı sayılır derecede Türk olduğu kesin.

Zaten Sümerler’in son dönemlerinde bir çok şehir beyliklerinden ve ayrı soylardan oluşan bir medeniyet olduğu ve hiçbir zaman tek bir krallık olmadığı biliniyor. Yalnız dönem dönem birisi diğerlerine üstün gelmiştir.

Sümerlerin Türk olduğu iddiası ise belirli kesimlerce kabul görmüş ancak tamamen kabul edilmemiştir. Diğer iddialar nedir nerseniz, elle tutulur ve bilimsel destekli başka bir iddia yok.

Şimdi burada dikkat edilecek husus, Sümer yazısının tüm dünyaca kabul edildiği üzere Türkçeye benzemesidir. Objektif olmak adına benzemek diyorum ama siz karar verin. Ayrıca benzediği! başka bir dilde yoktur. Sümer dili ile Türkçe arasında birçok ortak kelime çıkmıştır. Tesadüf olabilir mi?

Buyurun:

Sümerce

Türkiye Türkçesi

Karaçay Türkçesi

 

Sümerce

Türkiye Türkçesi

Karaçay Türkçesi

az

az

az

baba

baba (ata)

ata

gaba

gaban (yünlü yelek)

gabara

er

er (asker)

er

ikki

iki

eki

süz

süz

süz

kan

kan

kan

me

ben

men

ne

ne

ne

uzuk

uzun (uzak)

Uzun

eşik

eşik (kapı)

eşik

aur

ağır

avur

egeç

kız kardeş

egeç

kız

kız

kız

jaz

yaz

Jaz/caz

buz

boz

buz

ez

öz (kendi)

öz

ör

öl

öl

küre

küre

küre

Çibin

Sinek (cibin-lik)

çibin

kur

kur

kur

jol

yol

Jol/col

jün

yün

Jün/cün

Jarım

Yarım

Jarım/carım

 

Bitti mi?

mu

bu

Bu /ol

çar

çark

çarh

üç

üç

tuş

Düşmek (tuş olmak)

tüş

kuş

kuş

kuş

çolpan

çolpan (çoban yıldızı)

çolpan

irik

5 yaşındaki koç

irik

uat

ufala

uvat

ul

oğul

ul

koru

koru

koru

 

(TDK arşivinden)

Hala bitmedi, yüzlerce kelime, ama yeter sanırım! Tesadüf mü? Mümkün mü? Değil!

Zaten tüm tarihçiler kabul ediyor. Sümerce ve Türkçe çok fazla benziyor! ama Sümerler Türk mü denildiğinde, Türk diyemeyiz!

Dilleri Türkçe ise kendileri niye değil? Cevap yok! Tartışmaya bile açılmıyor.

Neden? Nedeni basit. Medeniyeti Sümerler'in başlattığı tüm dünyanın kabulü iken; bu gerçeği kabul etmek birçok tezi tamamen çürütüyor.

Yazıyı bulanların 'Barbar Türkler' olması ihtimalini bile kabul edemiyorlar.

Hatta yüzyıldır Sümerler diyen bilim cevreleri; artık Sümerlerden çok az bahseder oldu. Büyük Dünya Tarihi diye bir belgesel yayınladı NTV geçenlerde. Büyük bütçelerle yapılmış, ama medeniyetin başlangıcı olan Sümerler ve neleri başlattıkları yok sayılmış.

Bu konuda özellikle İlmiye Çığ'ın tespitleri ve genel Sümerologların görüşlerini incelemenizi rica ederiz.

Peki, Sümerler’in önemi ne?

Kısaca değinelim:

Bakınız, aşağıda verdiğim bilgileri, sırf objektiflikten şüphe duyulmasın diye yabancı kaynaklardan alıyorum. Sizde istediğiniz yabancı kaynağa lütfen bakın.

1- Yazıyı Sümerler bulmuştur. (Bu zaten Medeniyetin başlangıcı kabul ediliyor.)

2- Matematik bilimini Sümerler bulmuştur. (4 işlemi bulmuşlar, çarpma-bölme cetvelleri hazırlamışlar.)

3- Geometrinin temelini Sümerler atmıştır. (Dairenin alanını hesaplamışlar.)

4- Astronomi bilimini Sümerler bulmuştur. (Falları, burçları ilk Sümerler bulmuştur.)

5- Sümerler çanak-çömlek yapmayı ve maden işlemeyi biliyorlardı.

Şıkları okurken tekrar hatırlatmam lazım, tarih en az M.Ö. 3200 ve sonrası. (Yazılı tarih diyelim)

6- Tekerleği icat eden Sümerlilerdir. (Bu konuda Orta-Asya kısmıyla bağlantı görülecektir.)

7- Sulama sistemleri kurmuşlar, ilk barajları yapmışlardır.

8- Takvim kullanan ilk Sümerlilerdir. Ay ve Yıl bazında takvimi icat eden onlardır. Ayı 30 gün, yılı 360 gün hesaplamışlardır.

9- Güneş saatini icat eden Sümerlilerdir.

10- Tarihte ilk yazılı hukuk kurallarını Sümerliler oluşturmuştur. Fidye-bedel sistemine dayanan bir kanun hazırlamışlar.

Ve daha niceleri

Tarihçiler Sümerlerin Orta-Asya ile bağlantısını tespit etmişlerdir. Orta-Asya’dan geldikleri veya bağlantılı oldukları söylenmektedir.

Sümer-Türk bağlantısını ayrıca inceleyeceğimi ve bunu bir tarihsel sıralamaya koyacağımı belirtmek isterim.

Sümer döneminde 21'i büyük olmak üzere; yaklaşık 35  şehir ve kasaba vardı. Bunlar arasında Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur sayılabilir.

Bu Ur şehri, Hz İbrahim'in yaşadığı Urfa'dır. Hz İbrahim bu Ur şehirde doğmuştur.

Burada özetle; hemen herkesin kabulünü tekrarlayalım; Sümerlerin Türkçe'ye çok benzer bir dil konuştukları neredeyse kesindir. Ancak hepsi Türk'tür demek kesinlik arzetmez. Bu konuyu ayrı bir yazı ile inceleyeceğiz.

Daha evvel Sam oğullarının kurduğu medeniyetlerden bahsetmiştik. Zaten Sümerlerin sonu da, ilk önce Akad’ların içten, sonra Babil Devletinin dıştan etkileriyle zayıflamış ve yok olmuştur. Zaten daha evvel bahsi geçen Asur, Elam v.b. medeniyetlerin ortaya çıkışı, bu tarihten sonradır.

Şimdi M.Ö. 4000'den itibaren Orta Asya'ya göz atalım. Detaylarına bir dahaki yazıda gireceğimiz Sümer-Orta Asya bağlantısı için bu kaba bilgilere değinmek gerekiyor.

M.Ö. 4000 Orta Asya

Tarihçiler için, Orta Asya’da başlayan ilk uygarlık Anav Kültürü adıyla geçmektedir.

Anav Kültürü: M.Ö. 4000-1000)

Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat yakınlarındaki Anav adını taşıyan bölgede yapılan arkeolojik kazılar sonucu bulunan medeniyettir. 

Türk kültürünün önemli bir belirleyicisi olan 'At'ın, Anav kültüründe bulunması, bu kültürün Türkler ile alakası için önemli bir delildir.

Türk dünyasının ilk ansiklopedik sözlüğü olan Divan-ı Lügati’t Türk’te ‘’Kuş kanadıyla, Türk atıyla’’ denilmektedir.

Milattan önceye ait Çin kaynakları, milattan sonraki antik Yunan, Rus, Süryani ve İslam kaynaklarında Türklerin at üstünde yiyip içtikleri, alışveriş yaptıkları, sohbet ettikleri hatta uyudukları anlatılmaktadır.

 ‘’Atlar başka kavimleri sırtında taşır, Türk ise atın üstünde yaşar’’ tabiri dış kaynaklarda sıkça geçmektedir. Çin kaynaklarında, kendilerine ata binmeyi Türklerin öğrettiği açıkça ifade edilmektedir. (Shih-chi)

Anav kültürünün izlerinden birisi de Namazgâh Tepe’de bulunmuş, burada yapılan kazılarda çömlekler, M.Ö. 2500 yıllarına ait dibekler, bakır süs eşyaları bulunmuştur.

Türklerin çok eski tarihlerde buğday ve arpayı dibekte öğütüp, un ve ekmek yaptıkları ve madenleri işlemeye başladıkları tespit edilmiştir.

Afanaseyova Kültürü : ( M.Ö. 3000 - 1700 )

Abakan bozkırlarından, Altay dağlarından, İdil/Volga nehrine kadar olan bölgede yapılan arkeolojik çalışmalar bu isimle anılmaktadır.

Bu bölgede yapılan arkeolojik çalışmalarda; kemik iğneler, çakmak taşından yapılmış ok uçları, bakır bıçak ve küpeler, maden işlemeli kaplar, at ve koyun besiciliğine dair bulgular tespit edilmiştir.

Bu kalıntılar Türklerin o dönemde Maden çağına girdiklerini ve besicilik yaptıklarını göstermektedir. At ve koyun kemikleri yan yana bulunmuştur.

Kelteminar Kültürü ( M.Ö. 3000 )

Aral gölü çevresinde, kelteminar isimli yörede geniş ağızlı, düz tabanlı, kulpsuz ince çizgili çömlekler bulunmuştur. Afanaseyova kalıntılarında bulunan çömlekler ile aynı tiptedir.

Andronovo Kültürü ( M.Ö. 1700 – 1200 )

Duğuda Baykal Gölü, güneyde Tanrı dağları, batıda Don nehrine uzanan ve ilk yurdun hemen hemen tamamını ( Altay Dağları ile Ural Nehri arası) kapsayan bu bölgedeki kazılarda, afanaseyova kültürünün gelişmiş devamlılığı tespit edilmiştir. Bu bölgelerde yapılan kazılarda, Türklerin aynı tip çömlekler, taş kaşıklar, kemik iğne ve ok uçları, inci küpe ve takılar, tunç ve altından eşyalar yaptıkları tespit edilmiştir.

Karasuk Kültürü ( M.Ö. 1200 – 700 )

Yenisey nehrinin kollarından Karasuk ırmağı çevresinde tespit edilen bu kültür kalıntıları Andronova kültürünün devamı olmakla birlikte, demir madeninin keşfedilip işlenmiş olması Türk ve Dünya medeniyeti açısından önemli bir katkı ve gelişmedir.

Dört tekerlekli araba, sökülüp yeniden kurulabilen keçe çadır, koyun yününden kumaş ve elbise dokunmuş olması, gelişme hızının arttığını göstermektedir.

Bu bölgede bulunan eşyalarda, bakıra arsenik ve kalay karıştırılarak metal kalitesinin yükseltildiği görülmektedir.

Karasuk kültürünün, Çin tarihinde geçen Türk boylarından Ting-Linglerin ataları olduğu kabul edilmektedir.

Tagar ve Taştık Kültürü ( M.Ö. 700 – 100 )

Abakan ve yukarı Yenisey bölgesinde bulunan bu kalıntıları Karasuk Kültürü’nün devamı olduğu kabul edilmektedir.

Türk kültürünün en gelişmiş örneklerini bu bölgede görüyoruz. Tunçtan yapılmış iki yanı keskin bıçak ve hançerler, saplı aynalar, bilezikler, küpeler, taraklar, 3 ayaklı süslü kazanlar, tunçtan yapılmış heykeller ve bu eşyaların bir bölümünün üzerine serpiştirilmiş Türk sanatının özünü oluşturan hayvan üsluplu tasvirler, Türk Kültürünün tarzını yansıtmaktadır.

Bu bölgede, otağ biçiminde yapılmış, ağaç kütüklerinden sabit evler bulunmuştur.

Tavanlar, eğilmiş ağaç dallarıyla kubbe biçiminde yapılmış ve çadırlarda olduğu gibi orta yerinde ocak, tepede ise duman deliği bırakılmıştır.

Shih-chi adlı kitap, Çinlilerin ilk resmi tarih kitabı olarak kabul edilmektedir. Bu kitaptaki bilgilere göre Çin topraklarında tarihin başlangıcı kabul edilen dönemlerde İlk-Çinliler ve İlk-Türkler bir arada yaşamışlardır. Ve Türk boyları, bir dahaki yazımızda detaylarını göreceğimiz gibi, diğer kavimlere üstünlük kurmuşlar ve yine bu ve benzer Çin tarihi kitaplarında yazdığı gibi, bu üstünlüğümüz, hem at ile savaşabilmek ve atı ilk ehlileştiren toplum olmamız, hem de aile ve boylara bağlı ve birlikte hareket etme kabiliyetimiz ile olmuştur.

Evet, burada özetlediğimiz gibi, Türklerin ilk yurtları Orta Asya. Tabi bunun dışında M.Ö. 3200 yıllarında yazılı olarak ve M.Ö.4000’e kadar sözlü tarih yoluyla bir Anadolu yöresinden de Sümerler vasıtası ile bahsetmiş oluyoruz.

M.Ö. 2000 li yıllar ise tekrar Orta Asya’dan Anadolu, Kafkaslar ve Balkanlar’a bir göç söz konusu. Kimmerler ile başlayan bu göçler Saka’lar ile devam etmiş ve Türk boylarının göçü, dünyanın dengesini değiştirmiştir.

Biz burada M.Ö. 4000 ile M.Ö. 2000 yıllarına kadar, Türk kültürlerini ana hatları ile özetlemiş sayılırız. Bu devirlerde henüz Devlet Kurumu oturmamış, daha çok belirli boylar ve beyliklerin, diğer beylikler üzerinde etki sahibi olma durumu söz konusu olmuştur.

Tabi henüz Türk Tarihi için çok önemli olan Oğuz Kağan hadisesine değinmedik. Şimdi yine M.Ö. 4000-2000 arasında vuku bulan diğer Türk hareketlerini, Oğuz Kağan- Zülkarneyn meselesini işleyeceğiz…

M.Ö. 2000 li yıllar ise artık Türk Devletlerinin Tarih sahnesine çıkmaya başladıkları devirdir diyebiliriz. Buna da bir sonraki yazımızda değineceğiz….

Yazımız 19.03.2014 tarihinde güncellenmiştir.

Yorum Yaz - Arşiv 

35748 kez okundu

Yorumlar

O tarihlerde yani M.Ö 3000-4000 aralığında Anadolu’da kurulan tek Türk devleti Sümerliler değildi. Anadolu’nun batısında M.Ö 3000lerde Türki krallığı kurulmuştur. Bu krallık tarih kitaplarında yer alır.

http://www.anadoluhareketi.com/

İlginizi Çekebilir

Kıbrıs'ta Bir 150'lik Sait Molla (1925 - 1930)

Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandıktan ve yeni Türk devleti kurulduktan sonra TBMM hükümeti isimlerini belirlediği 150 kişinin dışında bir af çıkarmıştır. Affedilmeyen bu 150
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 12 Mart 2017

1664 - New Jersey, Büyük Britanya Krallığının bir kolonisi oldu. 1894 - Coca-Cola ilk kez şişede satılmaya başlandı. 1921 - Türkiye Cumhuriyeti'nin İstiklâl Marşı TBMM'de kabul
Devamını Oku...

Türk Soyu, Dünyanın En Eski Soyudur

Türk Soyu, Dünyanın en eski soyudur. 10.000 yıl geriye gitseniz bile, yine de Türk Soyu
Devamını Oku...

25 Şubat 1915

25 Şubat 1915. Çanakkale Müstahkem mevkii komutanı Cevat paşa 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal beyi Eceabat bölgesine birliğiyle beraber komutan olarak atadı. Bugün yine düşman
Devamını Oku...

Türk Tarihi ve Orta Asya

Metin Aydoğan Orta Asya’da ortaya çıkan, orada gelişip serpilerek geniş alanlara yayılan Türk uygarlığı, pek çok kültürle iç içe geçmiş ve hemen hiçbir toplumda görülmeyen bir
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 14 Ekim 2016

1926 - İlk medeni nikâh: Türkiye'de Medeni Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından ilk resmi nikah Muhittin Bey tarafından İstanbul'da kıyıldı. 1944 - İngilizler Atina'ya girdi. 1950
Devamını Oku...

Sporumuzda Batılaşma ve 19 Mayıs Bayramının Kökeni

Spor, bir toplumun kültüründen bağımsız düşünülemez. Toplumsal kültür ise iç ve dış siyasal, ekonomik, kültürel unsurların etkisinde oluşur. Bir toplumdaki siyasal, sosyal,
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 24 Ekim 2016

1857 - İlk futbol kulübü, İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde kuruldu. MÖ 300-200 yıllarında Çin'de ortaya çıkan ve günümüzdeki futbolla benzerlikler taşıyan Cuju, oynanış
Devamını Oku...

Kanuni büyük aşkı Hürrem Sultan

Kanuni büyük aşkı Hürrem’e sesleniyor; “Namüselmanım (Müslüman Olmayanım)” Kanuni Hürrem Sultan’a yazdığı şiirde ondan;Namüselmanım yani Müslüman olmayanım diye
Devamını Oku...

Bizans yani Doğu Roma belki de kurulduğundan beri Grek devleti değildi.

...isim neden Roma o halde? Almanlar ona Grek Roma İmparatorluğu derler bu bile onun en azından yarı Grek olduğunu gösterir ama buradaki gerçek nüfus olan Rum dediğimiz Romalılar mıdır?
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3509752

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı