İki erkek kardeş hakkında bir öykü

Toronto'da iken, iki erkek kardeş hakkında bir öykü dinlemiştim. Kardeşlerden bir tanesi ailesine şiddet uygulayan uyuşturucu bağımlısı ve ayyaş bir serseri idi. Öbürü ise harika bir ailesi olan, sevilen, saygı gören çok başarılı bir iş adamı idi

İnsanlar bu iki kardeşin aynı anne ve babanın çocukları olup aynı ortamlarda büyümüş olmalarına rağmen bu kadar farklı olmalarına şaşarlardı. Birincisine "Sen niye böyle oldun? Kötü şeyler yapıyorsun. "diye sorulduğunda "Babam yüzünden" diye cevap verir sonra da, "Babam da bağımlı idi, ayyaştı ve bizleri döverdi. Benim ne olmamı bekliyordunuz?" diye sorardı.

İkinci kardeş de benzer soruya aynı cevabı verirdi. Kendisine "Nasıl oluyor da kardeşin ve baban böyle iken sen dengeli ve başarılı bir insan oldun?" diye sorulduğunda "Babam yüzünden" derdi "Küçük bir çocukken babamı sarhoş ve yanlış şeyler yaparken izler ve asla böyle bir insan olmayacağımı kendi kendime söylerdim"

------------

Yukarıda Hintli yazar ve eğitmen Shiv Khera'nın "You can win" (Kazanabilirsin) isimli kitabından alınmış bir bölümü paylaştım.

Yaşam hiç bir varlığa "eşit" davranmaz. Birbirine tıpatıp benzeyen kar tanesi olmadığı gibi insan da yoktur.

Vücutlarımız farklı olduğu gibi karakterlerimiz de farklıdır.

Peki, insanın karakterini şekillendiren nedir?

Yetiştiği ortam mı? Yoksa tabir yerinde ise "hamuru" mu?

Karakter oluşumunda doğuştan gelen genetik özelliklerin ve yaşamın ilk yıllarında alınan etkileşimlerin çok büyük rolü olduğunda uzmanlar hemfikirler. Muhtemelen yukarıdaki örnekte iki kardeşin hamurları farklı

Genel çoğunluk yaşamda kötü şeyler yapan ya da kötü gidişata neden olan insanları iyi huylardan yoksun görüp "kötü" olarak adlandırıyor. Oysa "Kötü" denilen insanlarda eksik olan "iyi huy" değildir. Eksik olan bir şeyleri iyi yönde değiştirebileceklerine olan inanç, sabır ve kendine güven gibi kavramlardır. Genellikle bu insanların büyük çoğunluğu yaşamlarını iyi yönde değiştirme savaşlarında gereken mücadele azmine ve kararlılığına sahip değildirler.

Bir başka savaşta, ikinci dünya savaşının hemen başlarında 29 Ekim 1941 tarihinde Winston Churchill mezun olduğu Harrow Lisesine Başbakan olarak konuşma yapmaya gelmişti. Daha sonra 1953 yılında olağanüstü konuşmaları ve yazıları nedeni ile Nobel edebiyat ödülü almış bir siyasetçi olarak Churchill o gün tarihi bir konuşma yaptı. Konuşmasının hiç unutulmayan bölümü şu sözlerden oluşmakta idi;

"Never, ever, ever, ever, ever, ever, ever, give up. Never give up. Never give up. Never give up.

Never give in, never give in, never; never; never; never - in nothing, great or small, large or petty - never give in except to convictions of honor and good sense"

(Hiç bir zaman, asla, asla asla, asla ve asla vaz geçmeyin. Asla teslim olmayın. Asla yılmayın. Asla geri çekilmeyin.

Asla pes etmeyin, asla teslim olmayın, asla, asla, asla, asla -büyük veya küçük, dev ya da önemsiz hiç bir mücadelede- haklı olmanın onurunu taşımadan veya iyi niyet ifadesi vermeye karar vermeden asla geri çekilmeyin )

Churchill bunları 2. Dünya savaşının ilk günlerinde söylemişti. İngiltere yenilgi ve sefaletle karşı karşıya idi. Ekonominin durumu, ordunun ve halkın morali çok kötü idi. Ülke içerisinde Almanlara teslim olunması gerektiğini söyleyen yılgın insanların sesleri giderek daha fazla duyuluyordu. Buna rağmen Churchill gibi bir lider sayesinde eninde sonunda savaş kazanıldı.

Kendi hamurumuzu yoğururken, kötü dürtülerimizle, açgözlülük, öfke, kibir ve kıskançlıklarımızla: ön yargılarımızla, güven eksikliklerimizle, atalet ve yılgınlıkla verdiğimiz mücadelenin de savaş sayılabileceğini yukarıda yazmıştım. Hatta belki de yaşamımızdaki tek ve en önemli savaş budur. Bu savaşı kazanmak için de insanın, yaşamı, kendi kendisini ve diğer insanları sevmeyi öğrenmesi gerekir. Zaten sevme içgüdüsü bağımlılıkların en faydalısıdır.

-----------

(Toledot)

  • Alıntı Moris Levi
  • Yayın Tarihi 9 Kasım 2018

İlginizi Çekebilir

1939 Şubat İstanbul Tevkifanesi, Sultanahmet

İstanbul Tevkifhanesi olarak bilinen Dersaadet Cinayet Tevkifhanesi ya da daha sonraki adıyla Sultanahmet Cezaevi 1919’daki açılışından 1969 yılında mahkûmların Sağmalcılar
Devamını Oku...

Delik deyip geçmeyelim

2 Kasım 2016 (Hiciv) Şu delikler var ya, son zamanlarda epeyce kafamı karıştırmaya başladılar. Yollarda delik, pantolonlarda delik, dişsiz ağızlarda delik... Hele köy yollarına bir
Devamını Oku...

İbn-i Haldun'a ait Adalet Dairesi. (1332-1406)

Asker olmadan hükümdar olmaz. Mal olmadan askeriye olmaz. Mal'ı üreten ve toplayan halktır. Adalet halkın korunmasının
Devamını Oku...

Rakı Getir Garson, Ayran Getir Garson. Yaşa Çarliston...

İyi akşamlar sevgili facebook mahallesi. Bu gece gene yaşanmış bir olayı anlatmaya çalışacağım. Ama bunlar pek öyle sıradan insanlar
Devamını Oku...

Tarımda Patent Hakları ve Denetlenemeyen Tarım Tekelleri

Azgelişmiş ülkelerin hukuk düzenini çökertecek olan 'Çok Taraflı Yatırım Anlaşması' (MAI) girişimi, 1999'da gösterilen tepkiler nedeniyle ileri bir tarihe
Devamını Oku...

İlk Türk Alfabesi ve Alfabeyi Yazan Murat Özgün ve Ahmet İhsan Gökçe

Harf Devrimi sonrası yarışma yoluyla seçilen ilk Türk Alfabesi ve Bu Alfabeyi Yazan Edirne Erkek Öğretmen Okulu Mezunu iki değerli büyüğümüz; Murat Özgün ve Ahmet İhsan Gökçe
Devamını Oku...

Vatanı korumak çocukları korumakla başlar

Atatürk'e göre vatanı korumak çocukları korumakla başlar. 17 Ekim 1922'de, Bursa'da çocuklara şöyle seslenir: Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğimizin gülü, yıldızı,
Devamını Oku...

Altından Tabut

Adamın biri bundan yüz yıl kadar önce Amerika'ya gitmiş. Allah yürü ya kulum demiş ve çok zengin olmuş. Evlenmiş boşanmış, bir kaç hatun denemiş ama çoluğu çocuğu
Devamını Oku...

Tarihimizde İki Öğretmenler Günü

“Bakmayın başlarında fes olduğuna, onlar bugünkü eğitim yöneticilerinden çok ileri idiler” 12 Eylül 1980 darbesine kadar Türkiye’de Öğretmenler Günü yalnız öğretmen
Devamını Oku...

Bir Türkünün İzini Sürmek

27 Eylül 2016 Kaynak: TC Isa Cebeci Bir türkünün izini sürmenin ne demek olduğunu folklor derlemeciliği yapanlar veya halk müziğiyle uğraşanlar bilir. Sizleri meşgul etmek istediğim
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3512974

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı