Heidi, Neden Çıplak Ayaklı?

Abdulkadir Osman

Birçoğumuzun özellikle de çocukluğunu 80’ler ve 90’lar da yaşayanların severek takip ettiği çizgi film kahramanı Alp Dağlarının sevimli kızı Heidi’yi hepiniz bilirsiniz.

Peki, Heidi yaz kış neden hep çıplak ayakla dolaşıyordu? Hiç düşündünüz mü? İlk akla gelen, Heidi’nin özgür ruhundan dolayı ayakkabı giymeyi kendisinin istemediğini yönünde. Ancak gerçek hiç de öyle değil, hatta şok edici... Heidi bir köle çocuktur ve dönemin İsviçre yasalarına göre köle çocuklar ayakkabı giyemez...

Orjinal hikâyenin yaratıcısı Johanna Spyri, 53 yaşındayken yazdığı Heidi yoluyla, 80’lere kadar İsviçre toplumunda konuşulması tabu olarak kabul edilen çıplak ayaklı çocuklar hadisesine dikkat çekmiştir.

Peki, nedir bu olayın aslı? Heidi’nin gerçek hikâyesi ne?

Heidi’nin gerçek hikâyesi Verdingkinder diye anılan çıplak ayaklı çocuklar, amiyane tabirle köle çocuklar ile başlıyor.

İsviçre’de gayri meşru olarak dünyaya gelen, anne babası hapiste olan, suç işlemiş yahut kimsesiz kalmış çocuklar kilise papazları tarafından onlara bakabilecek kişilerin yanına yerleştiriliyor ya da bir başka deyişle satılıyorlardı.

Toplum tarafından dışlanan bu çocuklar çiftliklerde çalışmaları için kiralık olarak verilir veya şehir, kasaba merkezlerinde kurulan çocuk pazarlarında ev işlerinde kullanılmak üzere satışa çıkarılırlardı.

Çocuklar satın alındıklarından itibaren onları satın alan kişinin vesayetinde sayıldıkları için, başlarına gelen dayak, işkence, taciz ve hatta tecavüz vakalarıyla hiç kimse ilgilenmezdi. Çünkü bu çocuklar toplumun gözünde iyi bir ailenin yanına yerleştirilerek kurtarılmış sorunlu çocuklardı ve şikâyet etmek yerine kurtarıldıkları için sadece minnettar olmalıydılar!

Ahırda hayvanlarla yatıp kalkmaya layık görülen, çuvaldan elbiseleriyle sadece ekmek yedirilen bu çıplak ayaklı çocuklar uzun yıllar boyunca İsviçre halkı tarafından kanıksandı, hatta öyle ki, birçok aile bu çocukların ayakkabılı “normal çocuklardan ayırt edilmesinde kolaylık sağladığından zavallı çocukların çıplak ayakla dolaşmasının daha uygun olduğunu düşünmekteydi!

İsviçre toplumunun üstü kapalı olarak işlediği bu kölelik sistemi ilk bakışta çok uzak bir tarihe ait kötü bir anı gibi geliyor, ancak İsviçre’de Verdingkinder denilen bu kölelik sistemi, inanması güç bir şekilde 1981 yılına kadar tam olarak yasaklanmadı!

Daha da kötüsü İsviçre devletinin şuan bazıları hala hayatta olan bu insanlardan resmi olarak özür dilemesi ise ancak 2013 yılında mümkün oldu.

İsviçre toplumunun garip bir şekilde kanıksadığı ve tepkisiz kaldığı bu olaya yükselen ilk sesler ancak yabancılardan geldi. Bir Rus doktorun, çalıştırıldığı çiftlikte ağır ve yoğun tecavüzlere uğrayan ve bunun sonucunda hayatını kaybeden bir erkek çocuk için resmi rapor hazırlaması bu olaya yükselen ilk seslerden biridir.

Bu tür vakalarda doktorlar çoğunlukla ölü çocuğun ölüm sebebini görmezden geliyor ve üstünü kapatıyordu. Yani doktorun yaptığı bu eylem hiç rastlanan bir durum değildi. Sonuç olarak Rus doktorun hazırladığı bu rapor otoriteler tarafından dikkate alınmadı ve doktor farklı milliyeti yüzünden dışlandı. Bu olaydan sonra bazı kadın örgütleri ve sendikalar da çocuk kölelerin durumuna karşı seslerini yükselttiler. Ayrıca bazı yazarlarda bu olaya karşı tavır aldılar.

Kendiside Verdingkinder adı verilen kölelik sisteminin kurbanı olan yazar Carl Loosli annesi ve babasını doğru dürüst göremeden 11 yaşına kadar çiftliklerde çalıştırılıp tacizlere uğramıştı. Yazarlık yaptığı dönemde başına gelenlere sessiz kalmadı ve bu konu üzerine yazılar yazdı.

Ne yazık ki, İsviçre’nin tabu olarak kabul ettiği ve kanıksadığı bir sisteme çomak sokmaya çalıştığı için yazdıkları hiç bir zaman ciddiye alınmadı ve yaşadığı dönemde değer görmeyen bir yazar olarak kaldı. Ayrıca ünlü ressam Albert Anker de İsviçre yaşamını yansıttığı tablolarında çokça bu çıplak ayaklı çocuklara yer vererek, görmezden gelinen bu gerçeği tablo meraklısı zengin zümrenin önüne sermeyi amaçlamıştır.

·       Abdulkadir Osman

·       Dünya Tarihi ve Mitolojisi

Yorum

·       Mustafa Özcan İsviçre dünyanın en medeni ülkelerinden biri olarak coğrafyada yerini alır. Ama görülüyorki eksiklikleri var. Atamız hiç bir çocuk ayırt etmeden 23 Nisanı çocuklara armağan etti. Ne büyük liderli medeniyeti çok önceden bu ülkeye sundu.

İlginizi Çekebilir

3 Mayıs 1915.

3 Mayıs 1915. Yakın vilayetlerden bir heyet Çanakkale siperlerini ziyarete gelir. Moral olsun diye. Esat paşayla Yarbay Mustafa Kemal'le görüşülür. Bilgi alınır. Yarbay Mustafa Kemal
Devamını Oku...

İsmet İnönü İle Bir Konuşma

Alıntı: Levent Karaşin Aşağıdaki konuşma 9 Mayıs 1973 günü saat 18.00-20.00 arasında Pembe Köşk’te İsmet İnönü ile yapılmış olup, görüşmede Prof. Dr. Afet İnan da hazır
Devamını Oku...

Türk ırkının 3'te 2si Osmanlı İmparatorluğu dışındadır

Türk ırkının 3'te 2si Osmanlı İmparatorluğu dışındadır. Özellikle Rusya da Türkler ruslaştırma politikasıyla asimile olma ya da kendi kültürel değerlerinin çöküş sürecini
Devamını Oku...

Med İmparatorluğu'na ait yazıt Türkçe

Med İmparatorluğu'na ait yazıt Türkçe çıktı. Aryan olarak sınıflandırılan Med halkının Hint-Avrupa dili konuştuğu kabul edilmiş, lakin Hint-Avrupa .dili ile hiç bir şekilde
Devamını Oku...

22 Temmuz 1915

22 Temmuz 1915. Alman ateşemirliği muhtemelen ABD’den elde ettikleri yeni bilgileri Liman Von Sanders'e iletti. Haber Ağustos ayında düşmanın daha büyük bir güçle Saros ve Asya
Devamını Oku...

Bilinmeyen Türkatalar

Mehmet Ali Arslan Kırgızistan ve Özbekistan’da yaşayan Türkatalar’ın nüfusu yaklaşık 1.5 milyon, geçimlerini ise çiftçilik ve hayvancılıkla sağlıyorlar. Tarihî süreç
Devamını Oku...

Pelagslar

Adile Ayda- Türklerin İlk Ataları Pelasglar Ve Yunan Medeniyeti Batılıların kendilerini bağlamak için olağanüstü bir çaba gösterdikleri Yunan Medeniyeti, aslında Yunanistan'da değil,
Devamını Oku...

1 Temmuz 1915

1 Temmuz 1915. Yadigâr-ı Millet Gemisi Marmara adaları yakınında E-14 İngiliz denizaltısı tarafından torpillendi. Gemi yara aldı. Bu savaş torpidobotumuz daha sonra 9-10 Temmuz 1917
Devamını Oku...

Danaos Kızları

Tanrılar tarafından delik bir küpü suyla doldurmaya mahkûm edilen kızlar. Danaos kızları, mitolojinin en trajik hikâyelerinden biridir. Bu mitolojik anlatım ayrıca nedensizlik ve
Devamını Oku...

Panorama Dergisi

On üç-on dört yaşlarındaydım (1901-1902 yılları), babam beni İstanbul'un her tarafında gezdirirdi; zira kendisi gezmeyi ve gezdirmeyi sevdiği gibi yetişecek yeni nesle bildiğini
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3964343

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı