Ensârî, Muhtar Ahmed

(1880-1936)

Hindistan’ın bağımsızlığı için çalışan tabip ve siyaset adamı.

Müellif: Abdur Raheem Kıdwaı

25 Aralık 1880’de Uttar Pradeş eyaletinin Gāzîpûr bölgesindeki Yusufpûr’da doğdu; babası Hacı Abdurrahman, annesi İllahan Bîbî’dir. Ataları, Tuğluklu Sultanı II. Muhammed zamanında (1325-1351) Hindistan’a göç etmiş köklü bir aileye mensuptur. İlk ve orta öğrenimini Gāzîpûr’da Victoria High School ve Allahâbâd’da Muir Central College’da yaptı. Daha sonra Haydarabad Nizam College’da okurken aynı zamanda Madras Üniversitesi’nin bitirme imtihanlarını verdi. Bu sırada derslerindeki başarılarıyla dikkat çekince Haydarâbâd nizamı tarafından tıp tahsil etmek üzere İngiltere’ye gönderildi. 1901’de girdiği Edinburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1905’te bitirerek operatör doktor unvanını aldı ve arkasından Londra’daki Lock, Charing Cross ve St. Petersburg hastahanelerinde uzman doktor ve klinik şefi olarak çalıştı. Ensârî’nin, Londra’nın bu seçkin sağlık kuruluşlarında sorumlu mevkilerde çalışan ilk Hintli olması İngiltere’deki ırkçı çevrelerin tepkisini çekmiş ve bazı basın organlarında aleyhinde yazılar yayımlanmasına yol açmışsa da mesleğindeki üstün başarılarıyla takdirlerini kazandığı tıp çevreleri daima onu korumuştır.

Ensârî doktor olarak çalıştığı süre içerisinde bir yandan da Hindistan’ın bağımsızlığı hareketiyle ilgilendi ve o sıralarda İngiltere’de yaşayan diğer Hint milliyetçisi aydınlarla temasa geçti. Aynı zamanda İslâm ülkelerinin içinde bulunduğu sıkıntılara da ilgi duyuyor ve buralardaki sömürgecilere karşı çıkılması gerektiğini düşünüyordu. Nihayet 1910 yılında, bu konularda daha faal olmak için ülkesine döndü ve doğrudan Hindistan müslümanlarının siyasî, sosyal ve kültürel bağımsızlığını hedef alan çalışmalara katıldı. Çok geçmeden siyasî liderlerle yakın ilişki kurdu ve evi Gandhi, Nehru, Muhammed ve Şevket Ali kardeşler, Ecmel Han gibi ünlü kişilerin sık sık toplandığı ve İslâm dünyasının meseleleriyle Hindistan’ın bağımsızlığına yönelik düşüncelerin tartışıldığı bir merkez haline geldi. Bu sırada Balkan Savaşı patlak vermişti ve Osmanlılar bu savaşın sıkıntılarıyla uğraşırken Hindistan’da müslümanlar onlara yardım etmek için faaliyete geçmişlerdi. Bu çerçevede Türkiye’ye bir sağlık heyeti gönderilmesi kararlaştırıldı. Ensârî, beşi doktor yirmiyi aşkın elemandan oluşan bu heyetin başında Türkiye’ye gitti ve altı ay süreyle cephede ve cephe gerisinde hizmet gördü. Bir taraftan da Osmanlı aydınları ve Jön Türkler hareketinin önderleriyle daha sonra da devam edecek olan bir dostluk kurdu; ayrıca Anadolu’nun birçok yerini gezdi ve edindiği izlenimleri Hindistan gazetelerinde yayımlayarak Hint kamuoyunu Türkiye hakkında aydınlattı.

1913’te ülkesine dönen Muhtar Ahmed Ensârî yine bağımsızlık yolunda faal siyasî mücadeleye devam etti ve özellikle hem Indian National Congress’in, hem de All India Muslim League’in saflarında yaptığı yoğun çalışmalarla, bu iki farklı görüşe sahip hareket arasında 1916 Leknev protokolü ile iş birliği sağlanmasına katkıda bulundu. Ancak konuşmaları ve yazılarıyla hükümetin tepkisini çekti ve İngilizler çeşitli tedbirlerle onu engellemeye çalıştılar.

Ensârî, I. Dünya Savaşı’nın sonunda oluşan ve Osmanlı halifesinin dinî-siyasî haklarını korumayı amaç edinen Hindistan Hilâfet Hareketi’nin de en etkin simalarındandır. 1921’de bu hareketin istek ve görüşlerini Batı kamuoyuna duyurmak ve destek sağlamak için Avrupa’ya giden heyette yer aldı. Ancak Türkiye’de hilâfetin ilga edilmesine (1924) bağlı olarak Hindistan’da bu konunun güncelliğini ve eski heyecanını yitirmesi üzerine çalışmalarını daha çok ülkesinin İngiliz hâkimiyetinden kurtarılması amacına yöneltti. 1926’dan itibaren Hindistan’ın geleceği hakkındaki düşüncelerinde beliren değişmelere paralel olarak Hindistan Hilâfet Hareketi’nden ve All India Muslim League’den ayrılarak yalnız Indian National Congress saflarında kalmayı tercih etti. Burada başkanlık ve genel sekreterlik dahil olmak üzere çeşitli görevlerde bulundu. Hindistan’ın Hindular ve müslümanlar arasında bölünmesi fikrine katılmıyor, bağımsızlık kazanıldıktan sonra bu iki toplumun eşit şartlar altında beraberce yaşaması gerektiğine inanıyordu. Hindistan’ın ve özellikle müslümanların içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, kültürel şartlardan ve cehaletten son derece rahatsız oluyor, toplumun kurtuluşunu bunların düzeltilmesinde görerek bunun için yoğun faaliyetlerde bulunuyordu. Bu faaliyetlerinden dolayı 1930’da İngilizler tarafından tutuklanmış ve hapse atılmıştır. Kuruluşlarında etkili olduğu Jamia Millia Islamia (Delhi) ve Vidya Pitya Pith (Benares) gibi müesseseler bu yoldaki düşüncelerinin ürünüdür.

Verdiği uzun mücadele sonunda sağlığı bozulan Ensârî Nisan 1935’te aktif hayattan çekildi ve bir yıl sonra da 10 Mayıs 1936’da vefat etti. Mezarı Jamia Millia Islamia Üniversitesi kampüsü içerisindedir. Muhtar Ahmed Ensârî mesleğini, bütün faaliyetlerini ve hayatını inandığı değerlerle milletinin hürriyete kavuşması ve müslümanların kurtuluşuna adamıştı. Fakat bugün Hindistan’da, onun sömürge yönetiminden kurtulmak için verilen mücadeleye yaptığı katkılar yeterince ortaya konulmuş değildir. Ensârî’nin siyasî felsefesi, bütün Hintliler’in hangi din, ırk ve etnik gruba mensup olurlarsa olsunlar, eşit şartlarda ve eşit haklarla âdil bir sosyal ve siyasî düzen içerisinde birlikte yaşamaları şeklinde özetlenebilir. Bu sebeple başka bir vatan (Pakistan) kurulması fikrine pek sıcak bakmamış, bütün enerjisini Hindistan’ın bölünmeden bir bütün halinde bağımsızlığa kavuşması için sarf etmiştir.

Bibliyografya

·       W. C. Smith, Modern Islam in India, Lahore 1943, s. 219, 236, 241.

·       Khaliquzzaman Choudri, Pathway to Pakistan, Lahore 1961, s. 21-25.

·       Ishtiaq Husain Qureshi, Ulema in Politics, Karachi 1974, s. 233, 246, 252, 262.

·       Afzal Iqbal, Life and Times of Mohammed Ali, Delhi 1978, bk. Index.

·       N. K. Jain, Muslims in India: A Bibliographical Dictionary, New Delhi 1978, I, 94-96.

·       Mushirul Hasan, Muslims and the Congress: Correspondence of Dr. M. A. Ansari (1912-1935), Delhi 1979.

·       a.mlf., A Nationalist Conscience: M. A. Ansari, the Congress and the Raj, Delhi 1987.

·       Muhammed Yusuf Abbasi, The London Muslim League (1908-1928), İslâmâbâd 1988, s. 16, 21, 283, 297, 299, 310, 320.

·       M. Kemal Öke, Hilafet Hareketleri, İstanbul 1990, s. 18, 30-31, 50, 82-83.

·       Azmi Özcan, Pan-İslamizm, Osmanlı Devleti, Hindistan Müslümanları ve İngiltere, İstanbul 1992, tür.yer.

·       M. Mujeeb, “Dr. Ansari: Chand Yaden baten”, Aaj Kal, January 1981.

https://cdn.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/11/C11004157.pdf

İlginizi Çekebilir

Lüleburgaz'ın Kuruluşu

Lüleburgaz'ın Kuruluşu,
Devamını Oku...

1919 14 Mayıs

1919 14 Mayıs’ı odanın ortasındaki yuvarlak genişçe bir masanın etrafında üç kişi… Damat Ferit, Mustafa Kemal ve Erkânı Harp Reisi (Genelkurmay başkanı) Cevat Paşa… Damat Ferit
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 17 Mart 2017

1861 - İtalya, ulusal birliğini kurdu. 1891 - Ahmed İhsan Tokgöz, Servet-i Fünun dergisini kurdu. 1920 - İngilizler, Eskişehir ve Afyonkarahisar'dan çekildiler. 1921 - Londra'da ilk
Devamını Oku...

Ordu…

Türkler, devlet ve ordu kurma, bunları sevk ve idare etme konusunda da, köklü ve uzun tarihlerinin derinliklerinden gelen genetik hafızaya ve geleneğe
Devamını Oku...

Kurtuluş Mücadelesinin 100. Yılı

İtilaf ve İttifak blokları arasında yaşanan Birinci Dünya Savaşı sonunda İtilaf Devletleri İttifak Devletleri'ni yenmiştir. İtilaf Devletleri İngiltere, Fransa, Rusya iken, İttifak
Devamını Oku...

18 Ocak 1916

18 Ocak 1916 Geliboluda büyük savaşlar vermiş olan 5. ordu kendine bağlı tümenlerle beraber Çanakkaleden Edirneye doğru çekildi. Ordu karargahı artık Lüleburgazda. Düşman birleşik
Devamını Oku...

Toprak, Su, Ekmek /Oktay Sinanoğlu

Barışta veya savaşta bir ülkenin en stratejik maddeleri yiyecek ve su. 1980'e kadar Türkiye bu hayatî maddelerde kendine yeter durumda olduğu, gibi, biliyorsunuz, başka ülkeleri de
Devamını Oku...

Not Defteri 4-10 Şubat 2019

Metin Edirneli'nin Not Defteri 4-10 Şubat
Devamını Oku...

28 Mart 1915

28 Mart 1915. Çanakkaleye 3. piyade tümeni sevk edildi. Çanakkaleye sürekli askeri birlikler gönderiliyor. Düşmanın çok büyük bir güçle çıkarma yapılacağı tahmin ediliyor. Genel
Devamını Oku...

6 Ekim İstanbul'un Kurtuluşu İstanbul 93.Doğum Günün Kutlu Olsun.

6 Ekim 2016   29 Mayıs İstanbul'un fethi pek güzel kutlanır da 4 yıl 10 ay 23 gün düşman işgalinde kalmış ve 6 Ekim 1923 tarihinde işgalden kurtulan İstanbul'un kurtuluşu pek
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3706453

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı