Dünya'nın en büyük silah tüccarı Zahoroff

Dünya'nın en büyük silah tüccarı Zahoroff ticaret hayatına İstanbul Genelevlerinde başladı...

Babasıyla aynı adı taşıyan Basil Zaharoff, Muğla’da dünyaya geldi. Aslen İstanbulluydular. 19. yüzyıl başlarındaki Yunan ayaklanmalarının İstanbul’da başlarına bela açacağını düşünüp Odesa’ya göç etmişlerdi. Burada isimlerini değiştirip Rus adı almışlardı:

"Basileios Zacharias", "Vasil Zaharoff" oluvermişti! "Vasil" zamanla "Basil" olacaktı.

Zaharoff Ailesi’nin bu zorunlu göçleri ve aldıkları isimler dolayısıyla Yahudi oldukları konusunda iddialar vardır. Ne kadar doğrudur bilinmez ama baba Basil Zaharoff’un mezarı İstanbul-Büyükada’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne ait mezarlıktadır.

Odesa’ya zorunlu göçten sonra Zaharofflar, 1840 yılında İstanbul’a geri döndü. Oğulları Basil Zaharoff dünyaya geldiğinde ise yeni ikametgáh adresleri Muğla’ydı. Basil Zaharoff, ailesiyle birlikte 6 yaşına kadar Muğla’da yaşadı. Sonraki adres, yine İstanbul oldu. Fener-Balat’a yerleştiler. Niye bu kadar sık göç ettikleri konusunda sağlıklı bilgi yoktu.

Zaharoff, İstanbul’da bir misyoner İngiliz okuluna verildi. Ailenin tek çocuğuydu. Geçim yükünü küçük yaşta omuzladı. Hem okula gitti, hem çalıştı.

Paul Brancafort, Alain Decaux ve Von Christian gibi Zaharoff’un biyografisini kaleme alan yazarlara göre, Tatavla/Kurtuluş’taki Rum genelevlerinde çığırtkanlık yaptı. İngilizce bildiği için özellikle yabancı gemicilerin geneleve gitmesine yardımcı oldu. Bu fuhuş hizmeti karşılığında, adam başı 10 kuruş aldı.

Galata’da kumaş tüccarı dayısı Sevastopulos, yeğeni Zaharoff’un genelevde çalışmasından hoşnut değildi. Yanına aldı. Zaharoff zamanla başarılı olup, dayısıyla ortak oldu. Tefecilik yapmaya başladılar. Galata Borsası’nda oynadılar.

Osmanlı maliyesi 1875’te dış borçlarını ödeyemeyip iflas ettiğini açıklayınca Zaharoff, dayısının bir iş için Odesa’ya gitmesini fırsat bildi ve kasadaki paraları alıp Londra’ya kaçtı.

Dayısı yeğeninin peşini bırakmadı; İstanbul ve Londra’da dava açtı. Ticari ortaklığını ispat eden Zaharoff, 100 pound karşılığında beraat etti.

Bu olay sonrasında Atina’ya yerleşti.

Zaharoff, Atina’da yaşamını değiştirecek (kendi ailesi gibi İstanbul kökenli) zengin bir işadamıyla tanıştı: Stefanos Skuludis (1836-1928).

Gelecekte Yunanistan’ın Başbakanı olacak Skuludis, bu gözüpek soydaşını İngiltere’nin önde gelen silah şirketlerinden "Nordenfeldt Silah Sanayi"nin sahibi İsveçli Torsten Wilhelm Nordenfeldt ile tanıştırdı. Nordenfeldt, sekiz dil bilen iş bitirici-becerikli Zaharoff’tan çok etkilendi. Onu "Doğu İşleri Temsilcisi" yaptı.

Zaharoff’un "ölüm tacirliğine" ilk adımını attığı o dönemde; Avrupa, Balkanlar, Osmanlı, Rusya adeta kaynıyordu. 1877’de Yunanistan’ın Osmanlı’ya saldırmak için, asker sayısını 22 binden 44 bine çıkarması Zaharoff’un şansı oldu!

Sadece legal yollarla satış yapmıyordu; Balkanlar’da Osmanlı’ya karşı ayaklanan milliyetçi gruplara da gizlice silah satıyordu. Bu arada Osmanlı’ya da silah satıyordu! Çok başarılıydı. 1885 yılında Nordenfeldt’e ortak oldu!

Zaharoff’un silah dünyasında hızla yükselmesinin bir nedeni de, 19. yüzyılda savaş anlayışı ve teknolojisindeki büyük değişimlerdi. Savaş gemilerinde buhar enerjisinden yararlanmaya başlanınca güçlü zırhlara ve büyük toplara sahip dretnotlar savaş sahnesine çıktı. Kara savaşları için ise çok daha isabetli ve seri atış yapan silahlar, toplar üretilmeye başlandı.

Top üretiminde bir numara Nordenfeldt idi.

1888’de, dakikada 600 mermi atan dünyanın ilk makineli silahını bulan Amerikalı mühendis Hiram Maxim, Zaharoff’un satışlarını düşürdü. Zaharoff, iş bitiriciliğini burada da gösterdi; mühendis Hiram Maxim’i Nordenfeldt’e ortak etti.

Fakat Nordenfeldt şirketinin sahibi İsveçli Torsten Wilhelm Nordenfeldt artık Zaharoff ile başa çıkamıyordu; onun oyunlarından bıkmıştı. 1890’da ortaklığı bozmakla kalmadı, Londra’dan ayrılıp Paris’e yerleşti. Zaharoff yola Hiram Maxim ile devam etti; daha sonra İngiliz Vickers silah şirketiyle ortaklık kurdu. Ve zamanla bu şirketi de tamamen ele geçirdi.

Osmanlı’ya Denizaltı Sattı

Dünya 20. yüzyıla ordularını yeniden yapılandırarak girdi. Bu modernleşme çabaları, Zaharoff’un zenginliğine zenginlik kattı. Sadece top, mermi, makineli tüfek satmadı; teknoloji geliştikçe o da buna uyum sağladı; artık denizaltı bile pazarlamaya başladı.

Yanlış anlaşılmasın, Rum Zaharoff için dost-düşman ülke yoktu; Osmanlı’ya da denizaltı sattı, Rusya’ya da!

Paranın ne dini, ne milleti vardı!

İngilizlerin Afrika’yı sömürgeleştirme operasyonları (Boer Savaşı); Rus-Japon Savaşı; Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı "ölüm taciri" Zaharoff’un olağanüstü para kazanmasına fırsat verdi.

I. Dünya Savaşı boyunca Zaharoff, 100 bin makineli tüfek, 2 bin 328 top, 90 bin mayın, 22 bin torpil, 4 savaş gemisi, 3 zırhlı kruvazör, 53 denizaltı, 3 destek gemisi, 62 hafif gemi ve 5 bin 500 uçak sattı! O tüm zamanların en başarılı silah tüccarıydı!

Çanakkale Savaşı’nda İngiliz Donanması’na ait birçok zırhlıyı o satmıştı. Boğazda İngiliz gemilerini batıran topları İzmit Tersanesi’nde üretip Osmanlı’ya satan da yine oydu!

Tüm bu silah satışları sadece ticari başarıyla açıklanamazdı. Satış patlamaları yapan silah tekelleri, politik gücü de ellerine geçirerek devletler üzerinde denetimlerini artırdı.

Zaharoff, Avrupa’nın önde gelen politik isimleriyle yakın dostluk kurdu. En yakını ise İngiltere Başbakanı David Lloyd George idi. Bu gizli ve karanlık ilişki, bugüne kadar hálá çözülebilmiş değildir. Zaharoff, Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos’tan Fransa Başbakanı Georges Clemenceau’ya kadar birçok politikacıya yakındı.

İktidara gelmeleri için, onlara para yardımında bulundu. Sahip olduğu radyo ve gazeteler aracılığıyla siyasi destek verdi. Karşılığını da aldı.

İngiltere Kralı V. George, onu Büyük Haç Nişanı’yla onurlandırıp "Sir" unvanı verdi.

Fransız Cumhurbaşkanı Poincare ise, "Legion d’Honneur" nişanı taktı.

İngiltere’nin köklü üniversitesi Oxford bile fahri hukuk doktoru unvanıyla onurlandırdı!

Zaharoff, "ölüm taciri" kimliğini saklamak için elinden geleni yaptı: Oxford’a Fransız Edebiyat Kürsüsü, Sorbonne’a ise İngiliz Edebiyat Kürsüsü açtırdı. Balzac Edebiyat Ödülü’nü kurdu.

Perde arkasında savaşlar çıkarıp silahlar satarken kamuoyuna şirin gözükmek için oldukça cömert davranıyordu. Ama...

Zaharoff’un bu oyununu ve önlenemez yükselişini, Mustafa Kemal önderliğindeki ulusalcılar bozacaktı...

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Müttefikler, Osmanlı’yı paylaşım konusunda anlaşamadı. İngiltere’nin Mondros Antlaşması’nı bile hiçe sayarak başta Musul-Kerkük olmak üzere petrol kuyularını ele geçirmesi, ABD, Fransa ve İtalya’yı çok rahatsız etti.

Üstelik İngiltere’nin Osmanlı’yı işgal planı masa altından da sürdü. Mezopotamya sadece petrol açısından değil, stratejik öneme de sahipti; Mısır-Hindistan yolunun temel halkasıydı. Bu bölgenin güvenliği için Anadolu’nun işgali şarttı.

Ancak mali durumunun bozuk olması, ordusunun yorgun düşmesi ve halkının artık barış istemesi İngiliz yönetimini zorladı.

Ama çare bulundu: Anadolu’nun işgali için güvenilir "Yunanistan Maşası" kullanacaktı. Bu planın iki "mimarı" vardı: Lloyd George ve Zaharoff.

Zaharoff, Venizelos ile Lloyd George arasında mekik dokudu.

Bunu salt Yunanistan’ın çıkarı için yapıyor değildi; silah sanayiinden sonra petrol işine de el atmıştı. Bölgede petrol çıkaran "Anglo-Persian" (APOC) petrol şirketinin ortakları arasındaydı. Aynı zamanda Ortadoğu petrollerini taşıyan "Batı Denizcilik Şirketi"nin de ortağıydı!

Batı gazetelerine, "Yunanistan’ın, Batı Anadolu’nun gerçek sahibi olduğu" şeklinde haberler yaptırdı. Böylece işgal için Avrupa kamuoyunu hazırladı. Tüm bunların finansörü, Zaharoff’tu.

Bitmedi. Anadolu’nun işgali için Yunanlılara silahlar verdi ve Fransa’daki bankası "Seine Bank" aracılığıyla oluk gibi para akıttı.

Ama umduğunu bulamadı.

Modern silahlarla donatılmış 300 bin kişilik Yunan ordusu, Mustafa Kemal önderliğindeki Kuvayı Milliye önünde yok olup gitti.

Bu hezimetten Zaharoff da kurtulamadı; ölçüsüz derecedeki serveti büyük kayba uğradı! Anadolu’da doğan bu "ölüm taciri"nin hayaline, Anadolu evladı son vermişti.

Zaharoff, bütün işlerini tasfiye etti; 1925 yılında Monte Carlo’da, üç bin kişinin çalıştığı büyük bir kumarhane satın aldı. Ancak beş yıl sonra kumarhaneyi de satarak Paris’teki şatosuna çekildi.

Zaharoff, 27 Kasım 1936’da hayata gözlerini yumdu.

Her ne kadar "Sir" unvanı ve "Legion d’Honneur" nişanı alsa da, adı tarihe "ölüm taciri" olarak geçti.

Sir Zaharoff, yaşamı boyunca 31 ülkeden 298 ödül aldı! Zaharoff silah satmak için bir yandan savaş kışkırtıcılığı yaptı; diğer yandan yaptıklarını kamufle etmek için hastaneler kurdu, savaşta dul kalan kadınlara yardımlarda bulundu...

ü  Nabu Kültür Sanat

ü  Serdar Özbosnalıoğlu

ü  20 Haziran 2019 

İlginizi Çekebilir

Tarihte Bugün 9 Şubat 2017

1640 - Sultan İbrahim tahta çıktı. 1822 - Haiti, Dominik Cumhuriyeti'ni işgal etti. 1895 - William G. Morgan voleybolun temellerini oluşturdu. 1934 - Balkan Antantı imzalandı. 1942 -
Devamını Oku...

Misâk-ı Millî sadece işgal altındaki Arap topraklarının Osmanlı’dan ayrılmasını kabul etmişti

Türkiye’de ara ara Misâk-ı Millî konuşulur. Konuşulur da üzerinde konuşulan şeyin ne olduğu konusunda fikir birliği içinde olduğumuz söylenemez. Bilakis tam bir karmaşa var. Hâl
Devamını Oku...

Bekir Sami Kunduh

Dışişleri Bakanlığında, bakanın makam odasının yanındaki duvarda, 1920 yılından bugüne kadar gelmiş geçmiş Dışişleri Bakanlarının fotoğrafları asılıdır. Bu koleksiyonun
Devamını Oku...

12 Temmuz 1915

Yakup Kamer Bugün 12 Temmuz 1915. 2. Kerevizdere muharebesi başladı. Türk ordusu henüz kolordularını tam mevzilendirmeden İngilizler taarruza geçti. Batıda 1-11 ve 6. tümenler görev
Devamını Oku...

Bedir Destanı

Bedir Savaşı'nı askeri açıdan incelemişti. Kendi elleriyle haritasını çizmişti "Hazreti Muhammed'in peygamber olduğundan şüphe edenler şu haritaya baksınlar, Bedir Destanı’nı
Devamını Oku...

19 Ocak 1916

19 Ocak 1916. 5. orduya bağlı Mustafa Kemal komutasında ki 19. Tümen ve ona bağlı alayları Harekete hazır ol emrini aldı. Biz yine 1915in 19 Ocakına gidiyoruz bakalım o gün olaylar nasıl
Devamını Oku...

4000 Yıllık Papirüs, Ege Depremleri ve Koynumuzdaki Bomba

Mısır'da bir papirüs bulundu… MÖ 1600'lü yıllara aitti… Papirüs'ü İpuwer isimli bir Mısırlı yazmıştı… 1909 yılında çevrildi… Yazılanlar inanılmazdı… Mısır'daki
Devamını Oku...

Birinci Dünya Savaşı ve Mustafa Kemal

Metin Aydoğan Ulusal Kurtuluş Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914’de başladı, 11 Kasım 1918’de bitti. Osmanlı İmparatorluğu, savaş sürerken ve ortada hiçbir neden
Devamını Oku...

Türkiye’nin Batı Deneyimi Ve İslam Birliği Projesi

Türkiye, ‘devlet olarak’ kurulduğu tarihi koşulların egemen güçleri tarafından hiçbir zaman hazmedilememiştir. Hatta 1920’lerin en güçlü devleti ve 1945’ten beri ise dünyanın
Devamını Oku...

Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk

İngiliz-Anzac Çanakkale Savaşı afişi. Sol alt köşede Çanakkale savaşı için, Mustafa Kemal; Karşı Saldırıyı Yöneten Kumandan diye
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3720171

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı