Cyrano De Bergerac ismini hiç duydunuz mu?

Moris Levi

Edmond Rostand'ın bu ölümsüz eseri, ismini şair ruhlu bir silahşör olan kahramanından almıştır. Cyrano De Bergerac çok zeki bir adamdır, oldukça kültürlüdür, dürüst, adil ve yardımseverdir. Harika şiirler yazar, müzisyendir, bir bilim adamı kadar bilgilidir, büyüleyici bir hatip ve çok usta bir silahşördür ama bütün bu özelliklerinden çok sadece zavallı burnu ile anılır. Çok iri, uzun ve çirkin burnu silahşörün her yerde önüne geçer. Her yerde alaycı bakışlara ve hatta gülüşmelere neden olur. Aşık olduğu kadına bir türlü açılamaz, utanır.

Şimdi size bu eserin en etkileyici bölümlerinden birini nesir formunda ve Türkçe aktarmaya çalışacağım; (Açıkçası muhtemelen katledeceğim. Fransızca bilenler affetsinler, en azından bakmaları için hatırlattım.)

Genç şımarık "soylu" De Valvert Cyrano'nun karşısında durdu, burnuna gözünü dikti ve; "Burnunuz ne kocaman!..."dedi.

Cyrano istifini bozmadan; "Evet…Pek Kocaman!... Hepsi bu mu?" diye sordu.

De Valvert; "Daha ne olsun ki? Çok büyük!" dedi.

Cyrano; "Delikanlı aklınız bu kadar azına mı erebiliyor? Oysa neler neler bulunmazdı söylenecek! Asıl iş zeka da." dedi ve sürdürdü;

"Örneğin acımasızca; -Burnum böyle olsaydı, bayım, mutlak dibinden kestirirdim!, diyebilirdin.

Ya da dostça: -Yana yatmaz mı? Senden evvel davranıp bardağına batmaz mı?

Tarif ile: -Burun değil bir kere, coğrafyada böylesine dağ denir. Ya da dağ değil, bu yarım ada!

Meraklı: -Acaba neye yarar bu alet? Anlatsana makas kutusu mudur, mürekkepli kalem midir!

Zarif: -Kuşları sevdiğiniz besbelli! Yorulmasınlar diye yavrucaklar yüzünüzde temelli bir tünek kurmuşsunuz!

Neşeli: -Kardeşim, şu koskocaman burunla sigara içince, komşu yangın var! demiyor mu?

Endişeli: -Aman yavrum! Bu ağırlıkla yere düşmenden korkuyorum!

Sevecen: -Ona küçük bir şemsiye yaptırın. Yazın fazla güneşten rengi solmasın!

Bilgiç: -Aristphane’da galiba görmüştüm, Hippocampelephantocamélos adındaki hayvanın burnu gayet büyükmüş! Sen ne dersin?

Gönül kırıcı: -Zaten seni bilirim, sen misafir seversin. Bu şapka asmak için ne mükemmel bir icat!

Şairane. -Ey burun, seni baştan aşağı nezle edebilecek tek rüzgar bulunmaz. Tabi karayel hariçtir!

Hazin: -Bir de kanarsa! İşte Kızıldeniz! Ne bela!

Hayran: -Ne mükemmel bir tabela!

Lirik: -Bu tanrıların bindiği bir gemidir!

Safça: -Anıtınız ne günleri gezilebilir?

Nazik: -Bayım, varlıklısınız muhakkak, yoksa olanağı var mıdır böyle bir cumbanın sahibi olmanın?

Taşralı gibi: -Vay anam! Bu ne? Bilmem guş mu, balıh mı? Yoksa bir tohuma kaçmış hıyar mı?

Sivri akıllı: “Bunu piyangoya koymalı! Kim elinden kaçırmak ister böyle bir malı?

Ve en sonunda hıçkırarak, Pyrame gibi: “Allahım! Bu ne felaket! Bu ne beladır! Berbat edip yüzünü sahibinin, bir de utancından kızarıyor!”

Cyrano durur. Bu kadar sözü anlamaya çalışırken şaşkın bakakalan De Valvert'e dik dik bakar ve;

"Eğer biraz espri anlayışınız, biraz bilginiz olsaydı karşıma geçip bunları sayardınız. Fakat sizde zekadan zerre kadar eser yok ne yapabiliriz? Cenabıhak ihsan buyurmamışlar!"

İki adam zeka, bilgi, birikim yönünden eşit değildir. Bu çekişmeli diyalog sürer gider sonunda De Valvert başa çıkamayınca sığlaşıp hakaret eder. Bunu bekleyen usta silahşör Cyrano da düelloda onu maskaraya çevirir.

Ama aslında çok yetenekli Cyrano'nun hikayesi hazin bir hikayedir. Onca meziyetine karşın ne yazık ki insanların onu düşünürken anımsadıkları tek özelliği çirkin ve kocaman burnudur.

---------------

Eğer kendimizi bir ağaca benzetir isek; mizah, beslendiğimiz toprak ve suyun ve içimizdeki ruhun yeşerttiği en renkli dalımız. Bertold Brecht'in dediği gibi; "Ne yazık ki mizahsız yaşanamayacak bir dönem ve coğrafyadayız."

Yukarıdaki diyalogda Rostand basit bir fiziksel özellikten neleri geliştirebildi! Bir çatışmanın ve bir çirkinliğin bile derinliği olduğunu, neşeli ve anlamlı hale getirilebileceğini gösterdi.

Hepimizin önünde / yanında / her anında böyle fırsatlar dolu. İnsan "nirengi noktaları" arayışı içindedir. Düşünce ve kararlarını belli öğreti ve varsayımlar üzerinde kurup yaslamak eğilimindedir. Duyduğumuz bir ifade, gördüğümüz, bildiğimiz, benimsediğimiz bir obje, anımsatılan bir öğreti, aklımıza gelen bir anı, bir lezzet, bir koku, bir söz, bir resim, bir gelişme; duygu ve düşüncelerimizi tetikler; özgünlüğü ve eşsizliği de hissetmiş isek olanca ruhumuz ve anlayışımız ile adeta hücum borusu almış bir ordu gibi şahlanırız. Fikir, mizah, sanat, anlayış üretir değişimi yakalarız.

Ancak hayal gücü, zeka ve bilgi ile beslenmiş özgür ruh sahipleri başlangıç noktasından hareketle çok öteye ulaşabilir, gelişimin kıvılcımlarını atar. Büyük çoğunluk ise korkar ve kendi nirengi noktasında sıkışır kalır. Bu kısırlığı da yırtabilmek için de ailelerimizde neşe ve mizahın olabildiği bir iklimi yaratmak gerek.

------------------

Beaaloteha

ü  Alıntı Moris Levi

İlginizi Çekebilir

Medeni Kanun

17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun, Hukuk Devrimi’ni yeni bir aşamaya ulaştırdı. Aileyi güçlendirme, çocuk ve yetimleri koruma ya da kadın haklarını gözetme gibi; Türklerin
Devamını Oku...

Türkiye'nin dolarize olma durumunu gösteren tablo...

%38'ler düzeyinde dolarizasyon var. Vatandaş "Biz dolarımızı bozdurduk, peki bu durum niye düzelmedi?" diye soruyor. Herşeyden önce ekonominin bir bilim dalı olduğunu unutmayalım ve asla
Devamını Oku...

Subayın Önemi

Mustafa Kemal Atatürk, sıradışı yoksunluklar içinde Kurtuluş Savaşı’nı kazanan Türk Ordusuna ve onun subaylarına yüksek değer ve önem verdi. Subayların, ulusal varlığın
Devamını Oku...

Neoliberal ler sosyal demokrasinin çatlaklarından sızmış;

21 Kasım 2016 Birgül Ayman Güler’in 2 Eylül 2014 de Altı Oku Sosyal Demokrasiye Kırdırma Siyaseti başlıklı yazısı: Bence bu görüşler çok önemlidir. Altı Ok'u Sosyal
Devamını Oku...

Fahrettin Kerim İmzalı Atatürk'e Yazılmış Mektup

Atatürk'e, Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay tarafından yazılmış bir mektup… (Fahrettin Kerim İmzalı Atatürk'e Yazılmış Mektup) Koleksiyonumdan... Bu mektubu yayınlayıp
Devamını Oku...

Küreselleşme ve İletişimin Gücü

Günümüzün sorunu olan küreselleşmenin gerçek sahiplerinin, uluslararası şirketler olduğu artık herkesin bildiği bir gerçektir. Büyük devlet politikası konumuna gelen ve şirket
Devamını Oku...

İstanbul'da semt isimleri nereden gelir?

İstanbul Semtlerinin
Devamını Oku...

Girit’in Yolundaki Kıbrıs

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’le 17 aydır sürdürdüğü görüşmeler maratonunda son noktaya geldi. Temsil ettiği
Devamını Oku...

Nâzım Hikmet'in Kadıköy'de başına gelenler

Nâzım Hikmet'in 1931 yılının bir Ağustos gününde Kadıköy'de başına
Devamını Oku...

Gafil Avladılar Bizi

Hava bugünde güneşli Ama şu karayel var ya. Esmiyor da ısırıyor. Tıpkı başvurduğumuz kapılardaki iktidarın adamları gibi. Daha çok sırıtan bir gülümseme. “Çok üzgünüz...
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3723570

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı