Bulgaristan dan gelen bir yazı Şairliğe Nasıl Veda Ettim?

Bulgaristan Peştere'den gelen yazı 

Mehmet Şakir

Ortaokulun ilk sınıflarındaydım.

Aramızda bir kız vardı ki, nasıl anlatayım, doğrudan doğruya afet! Henüz filizlenmeye, uç vermeye başlayan ergenliğimizi deneme tahtasına koymuştu... Onda o sarı saçlar, mavi gözler, o incecik bel. Hele beden eğitimi derslerinde onun her hareketi aklımızı başımızdan alıp bir yerlere götürüyordu. Bu yüzdendir ki, öğretmenimiz:”Sağa dön!” komutu verdiğinde kimimiz sola dönüyordu.

Bu sınıf güzelimizin gözüne girmek için de bir sürü boynumuzu, aklımızı aşan işler yapıyorduk. Bir defasında karşımıza çıkan hendeği atlamak için bir yarış tutturduk. Ha sen atlarsın karşı kıyıya, ha ben atlarım derken hıza geçmeden gözlerimin kıyısıyla sınıfı çarçabuk kolaçan ettim. Afet kızımızın gözleri de pür dikkat üzerimdeydi.

Bir hamle, iki hamle derken sıktım dişleri ve ileri. Ötesini pekiyi hatırlamıyorum. Çünkü derenin içine düşmüştüm. Ancak kulaklarıma bir takım: “Ah, oh!” yakınmaları geliyordu. Kimileri: “Yazık oldu Mehmede! İnşallah, yara bere almamıştır!” şeklinde hayıflanmalar da kulaklarıma geliyordu...

Bir sonraki haftalarda, aylarda sınıfımızdaki güzellik kraliçesinin gözüne hendek veya dere atlamaklarla giremeyeceğimi anlamıştım.

Düşündüm, taşındım. Onu, sınıftan bir başkası kazanmadan olağanüstü bir marifet sahibi olmalıydım. Ne yapmalı, ne etmeliydim? Okuduğum kitaplardan söz açıyor, törenlerde şiirler inşaat ediyor, sahnelerde aktörlük de yapıyordum.

Derken bir gün aklıma doğdu: “Güzelimizin gönlüğünü şiir okumakla da alamayacağımı anladım. Neden şiir okuyacağıma, kendi elimle yazamam?! Onun güzelliği adama şiir değil, roman, destan bile yazdırırdı...

Bir haftalık bir uğraşıdan sonra yazdığım aşk şiirimi duvar gazetesinin başköşesine oturttuk.

Şiirde konu ilkbahardı. Dizelerinde baharı, kuşları, ırmakları çoşturuyordum. Öğrencilerin kimi gaztedeki yazılar üzerinde derinleşiyor, kimi de bir göz atıp ayrılıyordu.

Bir defasında gazetenin başında bizim dünya güzelimizi görünce sevinçten adeta çıldıracaktım. Hemen yaklaşmadım. Ve neden sonra başını bana çevirdi ve:

“Bu şiir olmamış!” dedi. Bir defa güvercinler şarkı söylemez! Kadınların saçları da yeşil olmaz!”

Aniden dünyam kararıverdi. Duvar gazetesinde başköşeyi alan şiiri bir çırpıda söküp aldım. Önümde tek bir çıkış yolu vardı:

“Daha ilk başlarda şairliğe veda etmek!”

Alıntı-Yayın Tarihi: Mehmet Alev 26.02.2018 Peştere

İlginizi Çekebilir

Kısa Devre Tiyatrosu Bir Başarılı Oyuna Daha İmza Attı

26 Kasım 2016 Kısa Devre Tiyatro Topluluğu dün akşam (25.11.2016) Prizren Kültür Evi’nde Türkiyeli yazarı Erkan Gündüz'ün 'Darısı Başımıza' oyununu Deniz Dadale’nin
Devamını Oku...

Ayva çekirdeğinin bu faydalarını biliyor muydunuz?

25 Ekim 2016 İçerdiği potasyum, kalsiyum, bakır, demir ve vitamin nedeniyle ayva çekirdeğinin birçok faydası var. Ayva çekirdeği kullanarak evinizde doğal karışımlar
Devamını Oku...

Pazırık Kurganı

5 Ekim 2016 Pazırık Kurganı, Türk el sanatlarının ilk örneklerini vermesi açısından önemlidir. Pazırık Kurganları, Büyük Ulagan vadisinde yer alan Çulışman Irmağı ile
Devamını Oku...

Rahmetli Kalemdaşlarımızı Saygıyla Analım!

Dünkü Gün Kutladığımız Bayramımızda Aramızda Bulunmayan Rahmetli Kalemdaşlarımızı Saygıyla Analım! Şairler Ölmez! Not: Resimlerde aramızdan ayrılan Ali Baram’ı, Mustafa
Devamını Oku...

Siz yine de evdekalın, çıkmayın bir yere

Vazgeç, şimdiye kadar uğraştın olmadı, bırak çek başka yere git Memduh Şevket
Devamını Oku...

Benim Kara Sevdam dağlardır dağlar

Niçin bulutludur Rodoplar başın Sizden ayrı düştüm dinmez gözyaşım Hayalde sizsiniz sizsiniz düşüm Benim kara sevdam Rodop dağları Yine bahar geldi çiçekler açtı
Devamını Oku...

Ute Kabilesi "Kızılderili Atasözü"

Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Sana uymayabilirim. Yanımda yürü ki böylece seni görebileyim, böylece ikimiz eşit oluruz...
Devamını Oku...

Ahşap oyma ustası Adil Mustafa’dan Ardino Emekliler Kulübü’ne tablo bağışı

09 Aralık 2016 Ardino’dan (Eğridere) 71 yaşındaki ahşap oyma ustası Adil Mustafa, yerli Emekliler Kulübü’ne malzeme olarak çam dalları kullandığı Belediye’nin sembolü olan
Devamını Oku...

Osmanlı döneminde denize girmek resmen yasaktı

Alıntı: Ihsan Hanson   Osmanlı döneminde denize girmek resmen yasaktı. 1800’lü yıllarda ortaya çıkan deniz hamamları bu yasağa karşı atılan ilk adımlardır. Deniz içinde
Devamını Oku...

Goralı (sandviç)

Goralı, 1950 yılı sonrasında yapılmaya başlanan fast food türü. Sandviç ekmeğinin arasına koyulan sosis ve Amerikan salatasını andıran küp haldeki havuç, püre halindeki patates ve az
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3972625

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı