Birinci El Belgelerde Mustafa Sagir Olayı Ve İngiliz İstihbarat Servisi

Temmuz 1920 başlarında İstanbul’a yuvarlak yüzlü, ince bıyıklı redingot gömlekli, alışılagelmiş çizgili İngiliz kravatlı 40 yaşlarında bir kişi gelir. Adı Mustafa Sagir’dir. Görevi Hindistan Hilafet Heyeti İstanbul Murahhası’dır. 15 Kasım 1920’de İstanbul hükümetine müracaat eder, sekiz gün sonra istihbarat zabiti Şevket imzalı, ayyıldız mühürlü, fotoğraflı;

“fevkalade şayan-ı itibar edileceğine dair” bir kimlik kartı alır.

Kimlik kartı ATASE arşivindedir.

Sagir, Şehzadebaşı’nda bir ev tutar, buradaki gençleri evine davet ederek Kuva-yı Milliyeci rolüne bürünerek gençleri etrafına toplar. Bir süre sonra kendi evinde yapılan bir toplantıda bilinçli olarak İngiliz polisler evine gelir, toplantıda herkes ile birlikte o da tutuklanır. Sonra serbest kalır...

Birkaç gün sonra Varna yoluyla denizden Anadolu’ya geçmek ister, Bulgaristan treninde Çatalca civarında Yunanlılar tarafından sözde tutuklanır. Atina’ya götürülür. Atina’ya gitmesinin nedeni ise açıktır. Yunan istihbaratının esas bilgi unsurları ile bilgilendirilecek karşı casusluk teşkilatının eylem bilgileri ile donatılacaktır.

Ancak İngilizler Mustafa Sagir’e çok emek vermişlerdir...

Henüz beş yaşında iken, on Hintli çocuktan biri olarak Londra’ya getirilmiş, İngiliz çıkarlarına göre yetiştirilmiş, kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere tamamen bu amaç için eğitim görmüş, 25 yaşından itibaren de İngiltere namına casusluğa başlamıştır.

Yukarıda da belirtildiği gibi İngilizler’in stratejisi, gelişen olayları kaynağında görme, boyutları irdeleme, karşı harekette mümkün olduğu kadar ön alma biçimindeydi. Geleneksel anlayış, anenevi strateji bu idi, ama yine de İngilizler’in bütün endişesi, Türk ulusal hareketinin Hindistan Müslümanlarının üzerindeki etkisi ve Sevr Antlaşması’ndan bu yana gelişen olayların kendilerince nasıl değerlendirildiği, konusuydu.

Yeni Türk Devleti’nin Hint Müslümanları üzerindeki etkisi özellikle Baku ve Diyarbakır’daki danışmanlarının faaliyetleri ne boyutlarda idi?

Genişleme gösterirse hangi yol ve hangi araçları kullanabilirdi?

Bu tehlikeli durum kaynağında öğrenilmeliydi. Bu da, İngiliz İstihbarat Servisi’nin işiydi.

Hindistan’ın Hilafet temsilcisi rolüne bürünerek 28 Kasım’da İnebolu’ya, 11 Aralık 1920’de Ankara’ya gelen, ama İngiliz istihbaratının ajanı olarak çalışan ve Mustafa Kemal’e suikast düzenlemeye yeltenen Mustafa Sagir çok geçmeden Yeni Türk Devleti’nin istihbarat servisince tutuklanıyordu.

Teknik açıdan bakıldığında casusluğu apaçık ortada olan Mustafa Sagir kimdi?

İstiklâl Mahkemesi tutanaklarından elde edilen bilgilere göre Hakimiyet-i Milliye Gazetesi 9 Mayıs 1921’de Sagir’in özgeçmişini ortaya koyarak, İngilizlerin “Sömürge siyasetinin temel taşlarını dünya kamuoyuna veciz bir biçimde açıklıyordu.

İngiliz çıkarlarını önde tutmayı kendine şiar edinmiş Sagir’in her şeyin bittiğini anladığı anda, idamından 25 gün önce Albay Wood’a kendi el yazısı ile yazdığı mektup gerçekten ilginç ve irdelemeğe değer.

19 Haziran 1921 tarihli Hâkimiyet-İ Milliye Gazetesinin haberi irdelendiğinde günün koşulları içerisinde kamuoyu oluşturulmasına matuf mektubun vurgulayıcı bölümleri ön planda tutulmuştur.

İngilizce mektubun ilgili bölümleri incelendiğinde, Mustafa Sagir öylesine üst düzey bir hiyerarşik yapı içerisindedir ki, Lord Kurzon (Dışişleri Bakanı) Kraliyet Genelkurmay Başkanı Malta Askeri Valisi, arkadaşı Hindistan Genel Valisi ilk ağızdan akla gelen isimler… Aslında böyle bir kişinin Ankara’ya gönderilmesi, diğer açıdan Ankara’ya verilen önemi de kanıtlamaktadır.

Hindistan’ın Hilafet Temsilcisi olarak gelen bir Hintli Müslüman, İngilizden daha iyi İngiliz olduğunu kendi ağzından şöyle belirtiyordu:

“Her şeyden evvel bir İngiliz teb’asıyım ve çocukluğumdan itibaren onlar tarafından yetiştirildim. Şayet Türkler de bana İngilizler kadar iyi davranmış olsalardı, o takdirde bütün kalbim ve ruhumla onlar için çalışırdım”.

Mektubun başı Yeni Türk Devleti’ne verilen gözdağı, ikinci kısmı kendi teşkilâtına karşı günah çıkarma, son kısmı da her bilinçli bir casus gibi, üstlerine “ağzımı kapalı tutmayı yeğlerim” şeklindedir.

Mustafa Kemal, Yeni Türk Devleti’nin kararlılığını, egemenlik ve bağımsızlığın elde bulundurulmasının ilk koşulu olarak öngörüyordu.

İngilizler, kararlı olunca hele bu kararlılık halk direnişine dönüşürse, kararlarından hemen cayıyorlardı.

Mondros Mütarekesi’nin hemen sonrasında 13 Ocak 1919’da Kars’a Askeri Vali olarak atanan İngiliz albayının gönderdiği Ermeni Vali’yi Kars halkı istemeyince, “olursa Kars’ı kana boyarız” direnişi ile Ermeni Valiyi Erivan’a geri göndermişlerdi.

Mustafa Kemal şunu da iyice biliyordu. İngiliz politikası kim olursa olsun, kişileri, toplumları, milletleri kullanıyor, kendi çıkarlarına hizmet ettiriyor, en kötü durumda kaderine terk ediyordu. Bu durumda İngilizlerin politikası, Mustafa Sagir’in kurtulması değil, idamından sonra Hindistan’da bir propaganda malzemesi olarak kullanılmasıydı.

Görünürde Sagir’in serbest bırakılması için İngiliz Yüksek Komiseri Sir. H. Rumbold’un yaptığı başvurulara karşın Mustafa Sagir 23 Mayıs 1921’de Ankara İstiklal Mahkemesi’nce yargılanarak ölüm cezasına çarptırılıyor; bir gün sonra ivedilikle idam ediliyordu.

İdam haberini 25 Mayıs 1921 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesi;

“Dünkü İdam Casus Mustafa Sagir Asıldı” başlığı ile veriyordu.

.Bu icraata karşı hazırlıklı olunmalı ve öncelikli olarak “Halkla ilişkiler” disiplini açıklıkla kullanılmalıydı.

Bu espriden yola çıkan Mustafa Kemal 27 Haziran 1921’de Hint Müslümanlarına hitaben bir beyannamede, Mustafa Sagir’in gerçek kimliğini ortaya koyduktan sonra, İngiliz Hükümeti’nin Ankara’ya atfettiği önemi ustaca ortaya koyuyordu. Halkla ilişkiler disiplininin açıklık ve en yetkili otoriteden bildirilme ilkesi ve kararlılık gösterisi şu şekilde vurgulanıyordu:

“Büyük Millet Meclisi Hükümeti tabiatıyla her medenî hükümetin veçhile bu casusu derhal idam ettirmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Mustafa Sagir hakkında işa’a (yayılmış) edilmiş şeyleri tekziben (yalanhyarak) Hindistan ahali-i müslümesine hakikî hali arz eder ve ahali-i müslümenin her veçhile basiretkâr (sağduyulu) bulunmasını tevhid ederim” .

İngilizce Morning Post gazetesi, bu idam kararının yerine getirilmesini;

“İngiliz uyruklu bir Müslümanın katli biçiminde yansıtıyor; ama Mustafa Sagir İstanbul’dan ayrılmadan önce onun ilişkilerini iyi bilen İngiliz Yüksek Komiser Vekili Frank Rattigen idam kararını “canavarlık” olarak nitelemediğini; bunun, ancak “Ankara’nın İngiliz yönetimine karşı beslediği aşırı düşmanlık duygusunun belirtisi olduğunu” 29 Mayıs’ta Lord Curzon’a bildiriyordu.

Mustafa Sagir ile ilgili Ankara Hükümeti’nin beyannamesi Anadolu Ajansı kanalıyla Hindistan ve tüm dünyaya duyurulurken asıl önemli olan bu beyannamenin İstanbul’da yayınlanmasıydı. Ayrıca İstanbul Hükümeti’ne hitaben bir başka beyanname ile Padişahın konumu dikte edilmeliydi. Bu iki beyanname el altından halka dağıtılıyordu.

İkinci beyannamede;

“Mustafa Sagir’in itiraflarıyla İngiliz Hükümeti’nin yeryüzünde ne müthiş bir casus şebekesi meydana getirmiş olduğu belirtiliyor. Bütün bu devletler hukukuna uymayan Cemiyet-i Akvam (Birleşmiş Milletler) temsilcisine arz edileceğini ve dünyada hiç bir hükümetin böyle bir namussuzca işlere tenezzül etmeyeceğini beyan ile İngilizlerin Cemiyeti Akvam’ca sorgulanması isteniyordu...

Bundan sonra Padişah, Büyük Millet Meclisi’nin hukukunu tasdik etmeyip, İngilizlerle birlikte hareket eder ve Anadolu’nun teslimini kabul ederse kendisinin halife ve padişah hukuku yok sayılacaktır” deniliyordu.

Kaynak:

Dr. Esat Arslan

  • Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
  • 1 ATASE Arşivi, Arş. No. 5/70, Dol No: 12, Göz No: 2, KIs No: 701, Dos. No: 20, F.No: 159.
  • 2 ATASE Arşivi, Arş. No: 5/701, Dol. No: 1, Dos. No: 20, Göz No: 2 F.No: 145.
  • 3 FO/6468/E 3765-DBFB I/XVII, s. 87-91 (R. Selâhi Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, C. II, TTK Basımevi, Ankara 1986, s. 147.)
  • 4 Garibaldi, İtalya’nın birleşmesi için savaşan ihtilalci önderlerden biridir.
  • 5 R. Selâhi Sonyel, a.g.e., Belge No: 7 ve 7A.
  • 6 ATASE Arşivi, Dol.No: 59, Göz.No: 23, KIs. No: 1041, Dos.No: 448, F.No: 10.
  • 7 ATASE Arşivi, Dol.No: 12, Göz.No: 1, KIs. No: 692, Dos.No: 155 F.No: 7.

 

Alıntı: Levent Karaşin‎ - Atatürk ve Kuvayı Milliye https://www.facebook.com/

İlginizi Çekebilir

İkinci Konya Ayaklanması

Atatürk diyor ki ''Saygıdeğer baylar, Anadolu ortasında çıkartılan iç ayaklanmaların Yunan ordusu karşısında bulunan kuvvetlerimiz ve yaptığımız düzenleme üzerinde kötü etkileri,
Devamını Oku...

Neyzen Tevfik'e ait Atatürk'le ilgili bir anı

Kurtuluş Harbi sonrası yıllarında, Ankara’nın en renkli kişilerinden birisi de şüphesiz Neyzen Tevfik’tir. Neyzen Tevfik, isminden de anlaşılacağı gibi, ney çalan, hicivler yazan,
Devamını Oku...

Mustafa Kemal ve Devrim

Zaferden hemen sonra başlattığı Yurt gezilerinde söylediği sözler, gelecek devrimlerin köktenliğini gösteren ön iletilerdi. Kurmakta olduğu yeni devletin yöneldiği bağımsızlıkçı
Devamını Oku...

Düşman Nasıl Yok Edilir?

Mustafa Kemal Paşa, 1919 yılında Sivas’ta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Hey’eti Temsiliye Reisi iken, Aydın ve çevresi Kuva-yı Milliye komutanlarının birinden kapalı
Devamını Oku...

Atatürk’ün İsmet İnönü’ye yazdığı mektup

Atatürk'ün, 6 Ağustos 1933 tarihinde İsmet İnönüye yazdığı ve yatak odasına çekildikten sonra hıçkırıklarla ağladığını el yazısıyla açıkladığı mektubu: ''İsmet; büyük
Devamını Oku...

Atatürk diyor ki

''Millî amaç için ortaya atılacakların, bugün ortadan kaldırılmasını düşünen yalnız saray, hükümet ve yabancılardır. Fakat, bütün memleketin aldatılmasını ve aleyhe
Devamını Oku...

Sine-i Millete İltica Eden Meclis-i Mebusan-ı Osman-ı Reisi Celaleddin Arif'in Ankara Yolculuğu

''Mustafa Kemal, olayların seyrini yakından takip ettiği için İstanbul’a gitmedi ve sağlık durumunun elverişli olmadığı şeklinde bir raporu Meclis-i Meb’ûsân-ı Osmaniye’ye
Devamını Oku...

Memlekete hizmet etmek isteyenlerin kalbi açık olmalıdır

Atatürk diyor ki ''Gerçekten memlekete hizmet etmek isteyenlerin kalbi açık olmalıdır; açık söylemelidirler. Millet ile milleti yönetenler çok açık görüşmelidirler. Olan şeyler ve
Devamını Oku...

Hukuk Devrimi ve Medeni Kanun

17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun, Hukuk Devrimini yeni bir aşamaya ulaştırdı. Aileyi güçlendirme, çocuk ve yetimleri koruma ya da kadın haklarını gözetme gibi; Türklerin
Devamını Oku...

Tarih...29 Ekim 1933, Çok İlginç Bir Hatıra

Çıktık Kalın Kabloyla: Cumhuriyet'in 10. Yıl kutlamaları için dosta düşmana görkemli bir tören hazırlığına girişilir. Dünyanın pek çok ülkesinden konuk, tabii ki Sovyetler
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3380018

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı