Bir millet nasıl var olur: Mitoloji ve Atatürk

Yazan: Dr. Hakan Kilit

Tarih konusuna ilgisi olanların dikkatini çeken ilginç bir husus mevcuttur; bir millete mensup olan insanların üç aşağı beş yukarı aynı karakteristik özelliklere sahip olma durumu.

Birçok sosyal bilimcinin aklını kurcalayan bu sorunun cevabını, en akla değer biçimde mitsel düşünme teorisinde bulabilmekteyiz. Mitoloji veya mit dendiğinde genelde aklımıza gökyüzünde birbirleriyle didişen veya hiç olmadı yeryüzündeki insanlara musallat olan tanrı ve tanrıçalar gelir. Hepsi eski uygarlıkların düşsel anlatılarıdır. Fakat gerçek hiçte öyle değil. Gerçekte mitoloji insan toplumlarına karakter katıp onları milletleştiren en büyük unsurdur. Birçoğunuz hadi oradan sen ne saçmalıyorsun diyebilirsiniz fakat yazının tamamını okuma sabrını gösterirseniz ikna olacaksınız.

Bir toplumun mitleri yalnızca tanrı ve tanrıçalar üzerine kurulmak zorunda değildir ve buna en güzel örnek Türk milletidir. Türk milletinin mitleri vatanperverlik ve vatan sevgisi üzerine kuruludur. Türklerde vatan için uğraş vermiş şahsiyetler kutsal sayılır, hatırlanır ve onlar her daim yüceltilirler. Örneğin kurtuluş savaşı destanı, Çanakkale destanı gibi savaşlar yalnızca savaş olarak anılmaz destanlaştırılır, onlar için türküler yakılır ve doğaüstü kıssalar anlatılır. Fatih sultan Mehmet, kanuni sultan Süleyman veya Ulubatlı Hasan gibi şahsiyetler ise yalnızca tarihi bir karakter olarak görülmez kutsal kişilikler olarak kabul edilir. Örneğin bayrağımızın kırmızı renginin gene bizlerin vatan için şehit olan atalarımızın kan rengini temsil etmesi, onu kutsal bir emanet olarak görmemizi sağlar. Türklere ait bu kutsal mitler sayesinde bizler bir millet vasfına erişmiş vaziyetteyiz. İslamiyet öncesinde ata kültü denilen bir inanca sahiptik. Ata kültü inanışına göre ölen ataların ruhları bizlere bu dünyada yalnız bırakmaz biz onları unutmadığımız sürece bizlere yardım ederler. Bu yüzden bizler her bayram arifesi mezarlıkları yatırları ziyaret ederiz. Bu inanıştan dolayı her 10 Kasım günü Anıtkabir’i hınca hınç doldururuz. Sanki bunu yapmazsak Mustafa Kemal Paşa onu unuttuğumuzu düşünecekmiş gibi hissederiz. Bu duygu bizlere binlerce yıllık bir geleneğin emanetidir.

Şimdi dünyanın diğer ucunda ki Amerika birleşik devletlerine bakalım, onlarda durum nasıl. Amerika’da yaşayan topluluğa millet demek yanlış olur farklı milletlerin bir arada yaşadığı bir topluluk demek daha doğru. Ortak mitleri olmayan bu Amerikan halkının Türk milleti gibi birbirine kenetlenme şansı maalesef mümkün değildir. Ancak Amerikan yönetimi şişirme mitsel kahramanlarla bu güruhu millet haline getirmeye çabalamaktadırlar. Örümcek adamlar, Süpermenler veya uzaylı işgaline karşı abd halkının ortak mücadelesi gibi gerçeklikten uzak bu mitler, millet olma çabalarının en basit ve işe yaramaz örneğidir. Bir de hemen yanı başımız da ki Suriye devletine bakalım. Suriye iç savaşında şehirlerini işgal eden işgalci güçlere karşı kurşun atmayı bırakın tek taş atmadan ülkelerini terk eden 14 milyon Suriyeli için ne demeli. Araplar kadim bir millet değil mi? Hadi ABD’nin mitleri yok peki Arapların mitleri yok mu? Elbette var fakat onların mitleri Türklerin mitleri gibi özgürlük ve vatanperverlik üzerine değil. İnançları ve mezhepleri üzerine kurulu ve onlar için birinci tercih vatanları değil inançlarını var eden kendi hayatlarıdır. Onlara göre yaşayarak hayatta kalarak her şeyden önce inançlarını yaşatabilirler. Fakat Türklere göre vatanın özgürlüğü sayesinde inanç tüm hakikatiyle var olabilir. Bu fikirden yola çıkarak vatan ile inanç bütünleşmiş ve şehitlik mertebesi vatan için ölenlere verilmiştir.

Aramızda ki mitsel farktan dolayı ülkeleri yerle bir olurken, bizim şehirlerimiz hayatlarına devam eden Suriyelileri anlamıyoruz ve o toprakların sahibi olarak kendilerini göremediklerini kavrayamıyoruz, onların mitlerinde vatanları veya halkı için savaşan kahramanları, komutanları olmadığını bilmiyoruz.

Her milletin kendine has mitleri vardır fakat genelde bunlar hayali kahramanlardır. Türk toplumunda durum farklıdır, bizlerde mitsel önderler tarihte yaşamış şahsiyetlerdir. Bilim, sanat ve uygar medeniyetler seviyesine ulaştıran en büyük mitsel şahsiyet ise gene tarihte gerçekten var olmuş Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmanın dışında Anadolu topraklarında yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun hepimizi bilim, çağdaşlık, sanat ve kültür yolunda birleştiren, bu coğrafyada yaşayan herkesi Türk milletini bir ferdi olarak görüp ruhumuza işleyen ve zamanla bizler için varoluş temeli olan kutsal bir şahsiyete dönüşmüştür. Hepimizin ruhuna işleyip karakterimiz haline gelmiş olan Atatürk’ün ölüm yıldönümü özlemle karışık bir hüzünle anıyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk sen her zaman Türk mitolojisinde ve tarihinde Türk milletinin karakterini şekillendiren en büyük kahraman olarak var olacaksın.

Yazıyı beğendiyseniz lütfen paylaşmayı ihmal etmeyiniz.

Saygılar

·       Ömer Faruk Gündüz

·       8 Nisan 2020

·       Tarih Arkeoloji ve Sanat Platformu

Yorumlar

·       Cuma Maral Ömer Faruk - Hakan Kilit... Süper... Emeğine sağlık...

·       Sevsen Aslantepe Bir hayal ama keşke sınırlar olmasaydı, demişti Lennon. Bunu hayal ettiği için öldürüldü.

Keşke insanlar kendilerini birbirinden farklılaştırmasalardı!

5 milyon yıl öncesine gidilip bütün yanlışlar temize çekilebilseydi.

Her ırk ve her millet kendini üstün görüp ötekini aşağılıyor. Benlikler tavan yaptı.

Bu yarış içinde bir virüs geldi ve ırk millet tanımadan dünya insanına eşit oranda ölüm getirdi.

Bazen diyorum ki bitse dünyanın bu dönemi de, yine sıfırdan başlansa; yine bu noktaya mı gelinir acaba?

Korkarım bu salgın bitince insan yanlışlarına kaldığı yerden devam edecek! Böylesine yapay bir körlük bu...

M. K. Atatürk’e minnettarım ve hayranım. En çok da onun insanlık idealine; Yurtta Sulh Cihanda Sulh, önerisine.

Ulus Devletler kültür paylaşımı yapacakları yerde, aralarındaki farklılıkları sonuna kadar törpüleyerek evrende çok küçük bir gezegen olan dünyayı çok kutuplu bir virüs haline getirdiler. Kendi üstünlüklerini ispatlamak için birbirlerini aynı silahla yok etmek aşamasına geldiler. Ata bugünleri görseydi, bu gidişi durdurmaz mıydı?

Yakınlarda, İkinci dünya savaşı sonunda olduğu gibi bir pişmanlık dönemi de yaşanacaktır, bu acılı sürecin sonunda da. Belki bugün yaşanan da üçüncü dünya savaşı!

Gün gelip İnsan uzaydan kendine bakıp yanlışlarına hem gülecek hem de esef edecek mi?

Bizim var olmadığımız bir dönemde dünya makul düzeyde bir barış ortamı görebilecek mi?

Felsefeciler özgür irade ve benlik var oldukça bunun da mümkün olmayacağını öngörüyor ne yazık ki!

Hayaller başka bir dünyada gerçek olur, umarım. Saygılar.

·       Cemil Seçkin Bizde bir tek Türkler mi yaşıyor. Bizde de birçok kimlik var. Bütün uluslarda şişirme üstün görme kompleksi mevcuttur kimi kendini bulunmaz erişilmez sanır sosyal sanır. Geçimini de bu şişirmelerle yapar kimi de mütevazı bir şekilde kendini ve tarihini çocuklarına yazar. Bu Avrupa’ya isçi olarak satılmadan önce 1 Türkün dünyaya bedel biliyordum. Ne zamanki maden ocağına alman mühendis köpeğine kıymayıp Türkleri ocağa indirdiğini yaşadıktan sonra Kendimde ve o kelimelerin ne kadar zavallı olduğunu analdim. Merak edenle bu olayın kitabi ve kâsede var Almanya’da ve Türkiye’de yasaktır ismi en altakilerdir. Şişirme tarih yazanlara duyurulur.

İlginizi Çekebilir

Atatürk diyor ki

Amerikan Güdümü İçin Propagandalar... ''Bundan sonra, 8 Eylül toplantısında, demin söylediğim andırı üzerinde konuşuldu. Bu andırıda (muhtıra) başlıca Amerikan güdümü söz
Devamını Oku...

Atatürk ve İslam Âlimleri

Gazi Mustafa Kemal, yaşadığı müddetçe gerçek İslâm âlimleri ile bu işi istismar edenlerin ayrıştırılmasını istemiştir. Bir konuşmasmda hakikî âlimlerle hoca kılıklı cahillerin
Devamını Oku...

Mustafa Kemal’in Lenin’e Mektubu (4 Ocak 1922)

Sayın Başkan, bildiğiniz gibi Türk ve Rus halkları yüzyıllarca sürdürülen boyunduruk zincirlerini bir hamlede silkip attıktan sonra, kendi halklarının da bu yolu izleyeceğinden büyük
Devamını Oku...

Atatürk'ün İktisadi Mucizesi

Cumhuriyet Dönemi Enkaz mı bıraktı? Yoksa O Fakir Türkiye, Kısa Zamanda Bir İktisadi Mucize mi Gerçekleştirdi? Gelin Hep Beraber Kısaca Bir Göz Atalım 1923'te 3700 ton olan pamuk
Devamını Oku...

12 Kasım 1915

Türk ordusunun genel durumu şu. Romanya'nın kuzeyinde Galiçya'da savaşıyoruz. Ruslarla doğu cephesinde savaşıyoruz. İngiliz ve Fransızlarla Çanakkale de savaşıyoruz. Filistin cephesinde
Devamını Oku...

2 Nisan 1915

Düşman güçleri Kirtede durduruldu. Savunmaya geçtiler. Yarbay Mustafa Kemal beyde Arıburnunda savunmaya geçti. Türk ordusu 1. ve 5. ordularını yeniden tanzim etti. Kuzey ordu grubunu (
Devamını Oku...

İngiliz Dış Politikası, General Harrıngton ve Mustafa Kemal

İngilizlerin Ankara’ya karşı uyguladıkları çifte standart, ancak görünürde kendilerince adlandırılan “tarafsızlık politikası” hedefler doğru saptanmadığı için bir türlü
Devamını Oku...

(1919-2019) “Bir Asırlık Dava…”

2018, yılını geride bırakıyoruz. Yepyeni umutlarla ve daha büyük bir mücadele azmiyle 2019, yılına merhaba diyoruz. 2019, yılının tüm insanlığa huzur, sağlık, barış ve mutluluk
Devamını Oku...

Promete

Promete Kalbinde her dakîka şu ulvî tahassürün Minkâr-ı âteşini duy, dâimâ düşün: Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım? Gülsün neden cihan bana, ben yalnız
Devamını Oku...

11 Nisan 1915

Görüntünün olası içeriği: okyanus, gökyüzü, açık hava, su ve doğa 11 Nisan 1915'te, Akdeniz Sefer Gücü'ne bir Fransız tümeninin eklenebileceği olasılığını öğrenen General
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3720330

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı