Bekçi

Bekçi, eski İstanbul mahallelerinin en sevimli, en yardımsever, en önemli kişisiydi. Mahalle güvenliğini sağlamaktan öteye sorumluluklar taşırdı. Düğün evinin kapısında büyük bir ciddiyetle oturur, gelenleri karşılardı. Ölü evinde de her işe koşup cenaze gömülünceye kadar yararlı olurdu. 20. yüzyıl başlarında karanlık İstanbul sokaklarında gün doğuncaya kadar dolaşır, ucu demirli sopasını arnavutkaldırımı taşlara güm güm vurarak yurttaşa güvende oldukları hissini veren sevimli kişilerdi. Kentin herhangi bir semtinde yangın çıkınca gür sesle, "Yangın var!" diye bağırıp, semt ve mahallenin adını duyuran da mahalle bekçisiydi. Çeşmeden evlere su taşıyan ve bekçi yardımcısı diyebileceğimiz sakalar da o düzenin olumlu kişileriydi…

Küçük çıkarlara değil, insancıl yaklaşımlara dayanan dünkü İstanbul mahalle düzeni, bekçisiyle bütünleşmiş bir yaşam düzeniydi. Mahalle insanları arasında insancıl yaklaşımlar vardı. Özellikle dar gelirli, yoksul, yaşlı ve hasta komşulara yardımı herkes baş görev bilirdi. Yazılı bir kural gereği değil, insani bir görev olarak. Yoksul ve yaşlı bir hastaya hiç düşünmeden yardım edilirdi..

Çocukluğumda oturduğum Süleymaniye, Hoca Gıyasettin Mahallesi'nin bekçisi Muharrem'i hiç unutmadım. 1930'lu yılların başıydı. Muharrem'in bekçilik yaptığı mahalleden taşınmıştık. Bir gün iş yerime gelip beni buldu. Askere çağrılan 1910'lular cetvelinde adımın yazılı olduğunu söyledi. Şubede bir tanıdığı vardı, bana yardımcı olabilirdi. Birlikte şubeye gittik. Muharrem tanıdığına başvurup gereken işlemi yaptırdı. Ben de cezalı asker durumuna düşmedim. Bekçi Muharrem, bu yardımı için hiçbir çıkar gözetmedi, ben de böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmedim. Çünkü mahalle bekçisi, mahallede yaşayanların her işine candan koşan kişi demekti. Mahalle insanları da, bekçiler de bunu böyle bilirdi..

İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar mahalle bekçisi az buçuk yine aramızdaydı. Apartmanlaşmış mahallelerin insanları bekçiyi gerçi daha az görmeye başlamıştı; ekmek karnesi dağıtımı ya da karakola çağırmak gibi önemsiz işler nedeniyle. Bir de aydan aya uğrayıp 30 kuruşçuk aylığını almaya geldiğinde. (Burhan Arpad, "Bir İstanbul Var İdi")

·       Alıntı Not Defterimden

·       Facebook Yayın Tarihi 6 Mart 2019

İlginizi Çekebilir

Türk'ün Lozan zaferi kutlu olsun! Lozan niye zaferdir?

Türklerin ve devletin iktisadi, hukuki, idari ve bölgesel egemenliği, diğer devletlere Lozan'da imzalatılmıştır. Devletimizin ve milletimizin kâbusu olan kapitülasyonlar, Lozan'da sert
Devamını Oku...

Bizans yani Doğu Roma belki de kurulduğundan beri Grek devleti değildi.

...isim neden Roma o halde? Almanlar ona Grek Roma İmparatorluğu derler bu bile onun en azından yarı Grek olduğunu gösterir ama buradaki gerçek nüfus olan Rum dediğimiz Romalılar mıdır?
Devamını Oku...

Antoine-Helbert'ten İstanbul Hipodromu

Antoine-Helbert'ten İstanbul Hipodromunun bir canlandırma denemesi: Hipodroma Marmara Üni. Sultanahmet rektörlük binası önünden Ayasofya yönüne doğru bakış; Yak. 100.000 kişi aldığı
Devamını Oku...

Battal-Nâme

destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gâzi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşçısıdır. Asıl destan, VIII. yüzyılda, Emevî ‘lerin Hristiyanlarla yaptıkları savaşlarda büyük
Devamını Oku...

Antalyalı Yörükler

Gelenekler, Görenekler, Eski İnanç ve Ritüeller, Uygulamalar, Eski Tedavi Yöntemleri ve Halk Hekimliği, Halk Bilgisi ve Halk Bilimi yani Folklore, Kolektif Bellek’te yaşamaya devam etsin ve
Devamını Oku...

Tarihte bilinen en eski alfabeler nelerdir?

Çivi yazısı ve hiyeroglif aşağı yukarı MÖ. 1. yüzyılda yerlerini tümüyle daha gelişken ve fonetik alfabelere bıraktılar. Bunlardan biri hiyeroglif ve çivi yazısına göre harfleri
Devamını Oku...

1672’de Sultan IV. Mehmed’in Lehistan Seferi

Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk defa 1672’de Sultan IV. Mehmed’in Lehistan Seferi sırasında hanedan kadınları da sefere katılmışlardı. Orduyu belli bir menzile kadar takip eden
Devamını Oku...

Tarihte Bugün 25 Aralık 2016

336 - İlk Noel kutlaması Roma'da yapıldı. 1522 - Rodos, Osmanlı egemenliğine girdi. 1638 - Osmanlı orduları Bağdat'a girdi. 1921 - Gaziantep işgalden kurtuldu. 1922 - TBMM’nin gizli
Devamını Oku...

Lüleburgaz Kongresi İdare Heyeti, 31 Mart 1920.

Oturanlar soldan sağa: Şakir Kesebir, Cafer Tayyar Paşa, Şevket Bey, Hilmi Ergene Ayaktakiler soldan Salih Cevdet, Cemal Bey, Nazmi beyzade İsmail, Salih Cemal, Şevket
Devamını Oku...

Abazalar/Abhazlar/Abasklar

Bölücü ifadeler taşıyan "Kafkasya Yazıları" dergisi, Kafkasya'yı "Avrupa sınırları içinde" sayıyor!.. (Sayı 1, sf. 19) Bunu Klas Göran Karlson adındaki kişi de yazsa, hiç bir
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3712714

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı