Babalar ve Oğulları

Sevgili Efe Bük,

Destan-ı Kırkpınar Dergisi Şubat Sayısında araştırmacı-yazar sayın Ahmet Acar hocayla yaptığınız “Babalar ve Oğulları” başlıklı yazı dizisindeki röportajınızı okudum. Bu yazıyı da teni ve teri birbirine karışmış iki başpehlivandan birinin oğlu olarak yazıyorum ve değinmek istediğim konu ise; hocayla yaptığınız söyleşide rahmetli koca usta Altın Kemerli Başpehlivan Ordu’lu Mustafa Bük’ün camia’da bilinen ve sadece ona ait olan namıyla Ordu’lunun özel yaşamından bahsetmişsiniz…

Yazınızı okuyunca hem üzüldüm hem de biraz hüzünlendim doğrusu…

Rahmetli babanızın özel yaşamıyla ilgili açıklamalar yapmışsınız, camiayı az-çok tanıyan biri olarak bu açıklamayı yapma gerekçenizi tahmin edebiliyorum ve bu konuda size hak ta vermiyor değilim. Ancak; ustanın özel yaşamı sadece kendisine ve ailesine aittir…kızgınlıklar da, kırgınlıklar da, sevinci de, sevgisi de “Bük” ailesinin özelidir. Bu dünyada anlı şanlı görünen yöneticilerin de, cebi para dolu ağaların da, sizin, bizim gibi sıradan insanların da sonuçta hepimizin azımsanmayacak kadar sevabı da günahı da vardır. Hiç kimse atmosferden süzülen kar tanesi kadar ak ve pak değildir, sadece bazıları yaşamı boyunca çok güzel tiyatro oynayarak hatalarını ve günahlarını toplumdan gizlemeyi başarırlar…tüm marifetleri de budur…

Yağlı güreş camiası olarak bizim ilgimiz, alakamız rahmetli koca ustanın özel yaşamı değildir vede olmamalıdır…Bizim ilgimiz, ustanın yaşamında tarihi mirasımıza yaptığı dokunuşlar, yağlı güreşe verdikleri, elde ettiği başarılar, 700 yılı aşkın bir süredir devam ede gelen geleneksel milli bir mirasta tarihe bıraktığı iz, altın harflerle Kırkpınar tarihine ismini yazdırması, yetiştirdiği pehlivanlar, güreş disiplini, sporcu ahlakı ve terbiyesi ile sınırlıdır.

Bazılarına göre 655.’si, bize göre 752.’si yapılacak olan Tarihi Kırkpınar Güreşleri 1264 – 1265 yıllarında Alp-Eren Sarı Saltuk’la birlikte başlamıştır. “Dünya’da yapılan tüm spor dallarında uygulanan ahlaki sistemlerin ve fair play manifestosunun temel kaynağı; 700 yılı aşkın bir süredir aralıksız süren, dünyanın en eski güreş organizasyonu ünvanına sahip olmasından dolayı da Guinness rekorlar kitabına girme başarısını göstermiş olan “Tarihi Kırkpınar Güreşleri”’dir.”

Fair-Play ya da dürüst oyun diye adlandırılan bu ahlaki yapı; sporda kurallara uymaktan da öte belli bir davranış tarzını sergileyen bir terimdir. Rakibe saygı ve ona fizyolojik ve psikolojik açıdan zarar vermeme. Rakibi, bir düşman olarak değil, oyunun bir parçası olarak görmek ve çetin mücadelede bile rakibin onuruna saygı duymak ve oyunda hileye ve şiddete başvurmamak olarak tanımlanmaktadır.

Er meydanı Tarihi kırkpınar’da başpehlivanlığı 26 yıl ard arda kazanmış ve 27. başpehlivanlığını ( 1890 ) kazanmak için Er Meydanı Kırkpınar çayırında güreş tutan büyük usta Kel Aliço - Koca Yusuf’la yaptığı güreşin gece karanlığına sarkması sonucu kendisini uyaran hakem heyetine şöyle diyordu: “A be ağalar, burası Kırkpınar’dır… Er meydanıdır… Burada yenişene kadar güreş tutulur. Bu kızancağıza yenilmek kaderimde varsa bırakın yensin beni… Hem ben artık bu er meydanlarından çekileceğim. Aliço’yu yenmek talihini bir daha bu Yusufcağız nerede bulacak ?...” diyordu Tarihi Kırkpınar’ın gelmiş geçmiş en büyük ustası.

Aliço’nun bu sözleri Yusuf’u öylesine duygulandırmıştı ki, gözyaşlarını tutamadı ve büyük ustanın eline sarılıp öptükten sonra: “ustaların ustası, pehlivanların pehlivanı, Koçyiğit ağam benim ! Gel bırakalım şu güreşi. Sözlerinle sen yendin beni. Elimde ayağımda derman komadın. Bu söylediklerinden sonra ben seni tutmam gayrı. İstersen sen tut beni, vur sırtımı yere…” dedi.

Yusuf’un bu sözlerine Aliço da çok duygulanmıştı. Neredeyse ağlayacaktı. Deliormanlı Yusuf’un alnına bir buse kondurdu: “Bu meydan bundan sonra senindir artık. Senin gibi bir pehlivan ortaya çıktıktan sonra gözüm arkada kalmadan ayrılacağım meydanlardan. Ödül de Başpehlivanlık ta senindir. İkisine de güle güle sahip ol. İkisi de sana helal olsun oğul” dedi.

Dünya spor tarihinin en centilmence yapılan ve en ahlaklı sporu şüphesiz Yağlı Güreş’tir. 1890 yılı Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nde Kel Aliço ile Koca Yusuf arasında yapılan güreş müsabakasında yaşanan ve dünyaya gerçek bir fair play örneği olarak gösterilebilecek bu davranış sonrası, geçen uzun bir aradan sonra Tarihi Kırkpınar’ın iki önemli başpehlivanı, tam 79 yıl sonra 1969 yılı Tarihi Kırkpınar Güreşleri finalinde karşılaşıyor ve yine aynı sahne yaşanıyordu. Tarihi Kırkpınar Er Meydanı’nda tarih son kez tekerrür ediyordu. İki güçlü başpehlivan Ordu’lu Mustafa Bük ile Babaeski’li Nazmi Uzun’un final güreşinde 4 saat 40 dakika dolduğunda bir kez daha yağ ve su aldılar.

Ordu’lu, son kez aldığı yağdan ve sudan sonra hakem heyetine doğru yürüyerek “ Ben Nazmi’yi yenemedim. Nazmi gençtir, başpehlivanlığa o layıktır. Meydanı ona bırakıyorum.” dedi. Sonra da “ Nazmi öp elimi sana kemeri ben takacağım. İnşallah iki sene sonra kemer senin olur” dedi.

Kel Aliço ve Ordu’lu, bu sözleri uygulamalarının ötesinde sadece söylemeleri bile bu dünyadaki mevcut yerel, ulusal ve uluslararası arenada yaşayan, yaşatılan yüzlerce spor dalına bağlı olarak yapılan binlerce spor müsabakasında görülemeyecek bir spor terbiyesi, edep ve ahlakın ölçüsüdür. Bu fair play duygusu sadece ve sadece Türk- İslam kültürünün en önemli simgelerinden olan yağlı güreşte yaşanabilecek insani, vicdani ve ahlaki bir değerdir… Dünyada başka hiçbir spor dalında böyle bir ahlaki davranışı görebilmek mümkün değildir. Yeryüzünde var olan hiç bir spor dalında kendi şampiyonluğunu ve ödülünü rakibine emanet edebilecek, verebilecek düzeyde bir fair play uygulması ve davranışı mevcut değildir.

Yağlı güreşin genleri ve kimliği üzerinde yapılan yanlış operasyon, uygulama, teşhis ve tedavilerin sonucu, ülkemizin “kırkpınar’larından” dünyaya fışkıran fair play duygu ve davranışlarının kaynağı kurutularak, Türk-İslam kültürüyle yoğrulmuş milli spor ahlakımız ve terbiyemizi ihraç eder durumdan ne yazık ki muhtaç duruma düşürüldük.

Yağlı güreşi geleneksel yapısından koparır, batıdan kopya kurallarla yönetmeye çalışırsanız, süre ve puanlama gibi minder kurallarını yağlı güreşe dayatırsanız dünya “fair play” duygu ve davranışlarının kaynağı olan Tarihi Kırkpınar ile Türk-İslam kültürüyle yoğrulmuş Türk Güreşine has Fair Play’i ve Spor Ahlakımızı yok edersiniz. Yok ettiğiniz bu kulvarda 46 senede değil, 746 sene de geçse bir Kel Aliço, bir Ordu’lu gibi milli spor ahlakımıza sahip bir güreşçi yetiştiremezsiniz.

Modern dünya adı altında oynanan modernizm tiyatrosunun mimarı batı dünyası, yavaş yavaş bu toprakların da kanına girerek kültürümüzü, geleneklerimizi, inancımızı ve en önemlisi de bu topraklarda yetişen bizi biz yapan değerlerimizi ve erdemlerimizi de zehirledi. Biz de maalesef zehirlendik. Zehirlendiğimizi, bozulduğumuzu kabullenemedik. Bozuldukça medernleştiğimizi ve batılılaştığımızı düşündük hatta düşünmek zorunda bırakıldık.

Türk - İslam kültürüyle harmanlanıp yoğrulmuş milli Ahlakımız bugün; Fransa’nın, İngiltere’nin, velhasıl batı dünyasının Afrika’da elmas için yaptığı sömürü ve katliamlardan bin kat daha değerlidir.

Biz baktığımız doğrultuda ve düzlemde ne varsa sadece onu görürüz. Umudumuzu ve ufkumuzu, sadece görebildiğimiz bu düzlem ve düzlükten ibaret sanmak en büyük hatamızdır. Aslında yüksek rakımlı bir tepeye tırmanmaya başladıktan sonra yavaş yavaş o düzlüğe, düzleme daha geniş bir açıdan bakmaya başlarız ve her birimizin seviyesi, bakış açısı tırmandıkça artar. Ve tırmanışımız arttıkça daha geniş ufuklarla tanışabiliriz. Bunu başarabilmek için önce aslımıza dönmeli ve milli-manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız.

Su taşmakla yol bulamaz, akmakla yolunu bulur. Bizde bu yolda taşmadan, zarar vermeden, felç etmeden inandığımız yolda sabırla ve inançla akmaya gerçeği bulmaya kararlıyız bu uğurda.

"Gerçekten âşıksan, vazgeçmezsin."diyor bir Kızılderili. Ve biz de ekip olarak yolumuza devam diyoruz…

1969 yılı Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nde sergilediği bu insan üstü örnek davranışından dolayı Ordu’lu, 700 yıllık geleneğin son temsilcisidir.

Yağlı Güreş camiası olarak bizi ilgilendiren Rahmetli Koca Usta Ordu’lu Mustafa BÜK’ün özel yaşamı değil, yağlı güreşte bıraktığı izler, spor ahlakı ve Başarısıdır… Ordu’lu 700 yıllık Tarihi Kırkpınar’da cumhuriyetin kuruluşundan bu yana gelmiş geçmiş en yetenekli, kabiliyetli ve en değerli birkaç başpehlivandan biridir bizim için.

Erdemli, huzurlu, güçlü ve mutlu insan olamamanın temel sebebi Edepten yoksun olmaktır. Edebin yansıması da Ahlaktır insanoğlunda.

Edep ve erdem ile yoğrulmuş insan; cihana bedeldir.

Seni rahmet ve minnetle anıyor, manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz Koca Usta…

Sevgili Efe Bük yazımı eleştiri olarak değil olumlu bir yorum olarak kabul etmenizi bekler, Bük ailesine de saygılarımı ve hürmetlerimi sunarım.

·     Zekeriya Uzun Zir. Yük. Müh.

·     Destan-ı Kırkpınar Dergisi, Mayıs 2016 , Sayı: 35

·     Batı Dünyasının Bize Pazarladığı “Fair Play” Yutturmacasının Asıl Kaynağı Ata Sporumuz “ Yağlı Güreş’tir ”… Ve 752 Yıllık Bu Geleneğin Son Temsilcisi de… Ordu’ludur…

İlginizi Çekebilir

DEB Partisi’nden Trakya Üniversitesi’ne ziyaret

02-03-2017 Ozan Ahmetoğlu Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş, DEB Partisi Onursal Başkanı Işık Sadık Ahmet ve Uluslararası Köprü Derneği
Devamını Oku...

5 ve 6 Ocak’ta okullar tatil olacak

04 Ocak 2017 Eğitim ve Bilim Bakanı Miglena Kuneva’nın emriyle tüm okullar 5 ve 6 Ocak tarihlerinde Perşembe ve Cuma günleri tatil edildi. Okulların tatil edilmesinin nedeni
Devamını Oku...

Sınırlardan geçmek isteyen göçmen sayısında hafif bir büyüme var

03 Mart 2017 İçişleri Bakanlığı’ndan (MVR) verilen bilgiye göre sınırdan ülkemize geçmek isteyen göçmenlerin sayısında hafif bir büyüme yaşanıyor. 2017 yılının başından bu
Devamını Oku...

T.C. Filibe Başkonsolos Vekili Birey Yılmazsoy Haskovo Bölge Müftülüğünü Ziyaret Etti

14 Ekim 2016 Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolos Vekili Birey Yılmazsoy beraberinde DOST Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kırcaali Milletvekili Şabanali Ahmed, Filibe
Devamını Oku...

Başkent Üsküp Güne -5 Dereceyle Başladı

05 Aralık 2016 Soğuk havalar Makedonya genelinde etkili olurken, Üsküplüler güne -5 dereceyle başladı. Üsküp’ü, -4’le Kriva Palanka ve Kumanova, -3’le Kalkandelen, -2’yle
Devamını Oku...

Köpeklerin ve koyunların boyunlarını süsleyen mavi boncuklar

Hay Allahım nasıl güzel Köpeklerin ve koyunların boyunlarını süsleyen bu mavi boncukların asıl söyleniş biçimi, “Moncuk” tur. Moncuk Attila’nın babasının da adıdır. Tuğların
Devamını Oku...

İstanbullu iki restorancı, Kırcaali merkezindeki Moskova Restoran’ını hizmete açtılar

19 Eylül 2016 İstanbul’dan iki restorancı Kırcaali merkezindeki Moskova Restoran’ını muhteşem bir kokteyl ile hizmete açtılar. Böylece restoran uzun bir aradan sonra tekrar hizmete
Devamını Oku...

Seçim günü Pleven’de cami duvarında Müslüman karşıtı yazı

07 Kasım 2016 Cumhurbaşkanlığı ve ulusal referandumun gerçekleştirildiği dün Pleven şehrinde bulunan camin duvarına hakaret içeren ifade yazıldığı açıklandı. Kimliği belirsiz
Devamını Oku...

Turistler, Sırnitsa köyü çevresinde sık sık ceylanlara rastlıyor

23 Eylül 2016 Haskovo'ya (Hasköy) bağlı kaplıcalarıyla ünlü Mineralni Bani (Meriçler) İlçesi’ni ziyaret eden turistler, Sırnitsa (Sarnıç) köyü çevresinde bulunan turistik
Devamını Oku...

Türk bilim adamı çok özel bir ceviz türü elde etti

05 Kasım 2016 Türkiye'nin Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde 17 yıllık ıslah çalışmalarının ardından üretilen dünyanın "en iri" ceviz türlerinden "Sütyemez1" ve
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3540066

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı