Atatürk'ün doğduğu evin anahtarları

13 Şubat 1937 - Atatürk'ün doğduğu evin anahtarlarının, Selanik Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğu'na teslimi.

(Selanik T.C. Konsolosluğu Arşivi).

I- Atatürk’ün Doğduğu Ev

Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum tarihi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında araştırmacılar için uzun süre çözülmesi gereken bir problem olmuştur. Konu ile ilgilenen araştırmacılar, yeterli belge bulunamayışı sebebi ile meseleyi ilmi suretle ortaya koyamamışlardır. 1881 yılı üzerinde ittifak olmakla beraber, gün ve ayın tespitinde zorlukla karşılaşmışlardır. Neticede, Atatürk, doğum dönemine dair anlatılan bilgileri de dikkate alarak; hayatında önemli bir yer tutan “19 Mayısı” doğum günü olarak kabul etmiştir. Böylece, Atatürk’ün doğumu 19 Mayıs 1881 olarak tescil edilmiş ve dünyaya duyurulmuştur.

Atatürk’ün doğum dönemine dair tartışılan bir başka husus da, doğduğu ev meselesidir. Bu da günümüze kadar muhtelif tartışmalara yol açmış bulunmaktadır. Yapılan incelemeler neticesinde Atatürk’ün doğumu ve çocukluk yılları hayatı ile ilgili üç ev tespit edilmektedir. Bunlardan ilki, Ahmet Subaşı Mahallesi’nde bulunan ve Atatürk’ün dedesi Kırmızı Hafız lakaplı Ahmet Efendi’den babasına miras kalan evdir .

İkincisi, bu gün müze olarak kullanılan Aya Dimitri Mahallesi Apostolu Pavlu caddesi üzerinde 75 numaralı evdir. Eski kayıtlara göre bu bina, Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Semti’nde bulunmaktadır. Ev, bodrumu ile beraber üç katlı olup, bir avlu içerisindedir. Bu bina, 1870’ten önce Rodoslu Müderris Hacı Mehmet Vakfı’ndan yaptırılmış ve İbrahim Zühtü adlı bir şahsa satılmıştır. Daha sonra da Selanik ahalisinden Abdullah Ağa ve eşi Ümmü Gülsüm’e satılmış ve Alirıza Efendi tarafından kiralanmıştır .

Üçüncü ev ise, bugün müze olan evin yanında günümüze intikal etmemiş olup, babasının ölümünden sonra Atatürk’ün ailesi ile beraber oturdukları evdir. 1933 yılında ayakta olan iki katlı, üç oda bir mutfaktan ibaret olan bu binada Atatürk, çocukluğunun önemli günlerini geçirmiştir4. Atatürk, buradan okula gitmiş, annesi üvey babası Ragıp Efendi ile bu evde evlenmiş, genç subaylık yıllarına kadar burası ailenin ikametgâhı olmuştur.

Atatürk’ün doğduğu ev konusundaki farklı görüşler şu şekilde sıralanabilir.

1-Falih Rıfkı Atay’a göre; Mustafa Kemal Atatürk, Ahmet Subaşı Mahallesi’nde Sanayi Okulu karşısında vasat ahşap bir evde doğdu(1881). Babası Alirıza Efendi, işlerini ilerletince Islahhane semtinde üç katlı bir ev satın aldı ve aile buraya taşındı .

2-Çoğunluk tarafından kabul edilen bir görüşe göre; Mustafa Kemal Atatürk, Alirıza Efendi’nin 1878’de Selanik’te Islahhane semtinde kiraladığı üç katlı pembe bir evde doğdu (1881).

3-Çocukluk arkadaşı Hacı Mehmet Somer (Kütahya Mebusu)’e göre; Mustafa Kemal Atatürk, babasının kereste tüccarlığı döneminde kazandığı paralarla yaptırdığı Islahhane Semti, Ahmet Subaşı Mahallesi’ndeki üç katlı ve üst iki katı ev olarak kullanılan pembe boyalı binada dünyaya geldi (1881).

4-Nazif Tepedelenlioğlu’na göre; Mustafa Kemal Atatürk, babasının memuriyeti yıllarında Manastır Vilayeti Tırhala Sancağı Tırnova kasabasında doğdu. Bilâhare üç buçuk yaşlarında iken buradan Selanik’e ailesi ile beraber göç etti.

Bu konuda bilgi veren görüşlerin hepsi Atatürk’e yakın şahıslardır. Ancak bu bilgiler, hatıralara dayanmaktadır. Hatıraların uzun zaman sonra kaleme alınmış olmaları ve başka bilgilerle karıştırılmış olma ihtimalleri, bu mesele hakkındaki görüşlerin farklılığına yol açmaktadır.

Bununla beraber, farklılıklara rağmen bu görüşler arasında ortak noktalar bulmak mümkündür. Bu ortak noktalar, Mustafa Kemal Atatürk’ün biyografisi ile de uyuşmaktadır. Buna göre, Atatürk’ün babası Alirıza Efendi, evlenmeden evvel Selanik yakınlarında Olimpos Dağı’nın eteklerinde Katarin Kasabası’nda Papasköprü mevkiinde gümrük memuru olarak görev yapmaktadır. Alirıza Efendi, Zübeyde hanımla evlendiğinde Selanik’te babasının Ahmet Subaşı Mahallesindeki evinde oturmaktadır.

Memuriyetten az. para kazanan Alirıza Efendi, Selanikli kereste tüccarı Cafer Efendi ile ortak olmuş ve iyi para kazanmaya başlayınca da, memuriyetten ayrılarak Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahâne Semti’nde (Aya Dimitri Mahallesi Apostolu Pavlu Caddesi)’ki üç katlı binaya yerleşmiştir. Bu dönemde Zübeyde-Alirıza çiftinin, Mustafa isimli bir çocukları dünyaya gelmiştir.

Ayrılan noktalara gelince: İlki, Mustafa Kemal Paşa’nın Selanik’te iki ayrı mahellede bulunan evlerden hangisinde doğduğu meselesidir. Diğeri de, Mustafa Kemal Paşa’nın Selanik’te doğmadığı iddiasıdır.

Burada en inandırıcı görüşün, uzun süre Atatürk’ün yanında bulunmuş Falih Rıfkı Atay’a ait olması kuvvetle muhtemeldir. Buna göre; Atatürk’ün doğduğu ev, Ahmet Subaşı Mahallesi’nde olmalıdır. Bu gün müze olarak kullanılan bina ise, Alirıza Efendi tarafından doğumdan sonra satın alındığı veya inşa ettirildiği yahut da kiralandığı konusunda muhtelif görüş ayrılıkları bulunan ve ailenin bir müddet oturduğu evdir. İncelemelere göre, evin kiralanma ihtimali daha kuvvetli olup, sonradan genç subaylık yıllarında Atatürk tarafından satın alındığına dair bilgiler bulunmaktadır.

Nitekim Alirıza Efendi’nin 1888’de vefatından sonra aile, geçim masraflarını hafifletmek üzere, bu pembe evden ayrılarak, hemen bitişikteki daha küçük bir eve taşınmışlardır.’. Dayısı Hüseyin Ağa’nın yanında kaldıkları kısa süre haricinde Mustafa Kemal ve ailesi uzun zaman burada oturmuştur.

Atatürk, bu evde iken önce Selanik mülkiye Rüştiyesine kaydolmuş, 1893’te buradan ayrılarak Selanik Askerî Rüştiyesine geçmiştir. Annesi, burada Ragıp Efendi ile evlenmiştir. Genç Mustafa Kemal, üvey babasının çok iyi bir insan olmasına rağmen, bu evliliği bir gurur meselesi yaparak, bir müddet halasının yanında kalmıştır. Daha sonra okul hayatı için Selanik’ten ayrılarak Manastır’a gitmiştir. Askerî Lise’yi burada bitiren Mustafa Kemal, 1896’da İstanbul’a gelerek Harb Okulu’na başlamıştır. Öğrencilik yıllarında yaz tatilini geçirmek üzere annesinin yanına geldiği ve bu küçük evde kaldıkları bilinmektedir. İkinci Meşrutiyet’in ilanından evvel (1907) Selanik’te görev alan Mustafa Kemal Atatürk, daha önce oturdukları pembe boyalı geniş evi satın alarak, ailesi ile birlikte burada oturmuşlar ve birçok siyasî toplantı burada yapılmıştır.

Annesi Zübeyde Hanım, Balkan Harbi bitimine kadar bu evde yaşamış ve Selanik’in Yunanlılar tarafından işgali ile İstanbul’a gelerek, Beşiktaş Akaretler ’de bir eve yerleşmiştir.

Selanik’in işgali ile Atatürk ve ailesinin oturdukları her iki ev, Yunanistan sınırlarında kalmıştır. Bundan sonraki dönemde evlerin akıbeti 1923’e kadar bilinmemektedir. Nihayet evler, Lozan Sulh Antlaşması (24 Temmuz 1923)’nın Türk ve Rum Nüfus Mübadelesi ’ne İlişkin Sözleşme ve Protokol’ü gereği Yunanistan’a terk edilecektir. İlgili Protokolün 7. Maddesine göre, Mustafa Kemal Paşa’nın annesi ve kardeşi, Selanik’i daha önceden terk etmiş olmalarına rağmen mübadil sayılmakta ve Yunanistan’daki mülklerine karşılık, Türkiye’de mübadeleden kalan evlerden eşit değerde alabileceklerdi. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın ailesine İstanbul’da bu evlere karşılık olarak Bebek’te bir yalı verilmiş bulunmaktadır. Bu yalı, 1930’lı yıllarda Atatürk tarafından Selanik evlerinden hak iddia etmemek kaydı ile kız kardeşi Makbule Atadan’a verilmiş bulunmaktadır.

II- Selanik Evinin Müze Haline Getirilmesi

A- Selanik Belediyesi’nin Kararı

Mübadelenin ilk yıllarında, evde kiracı olarak Apostolos Afamopulos isminde bir Rum oturmaktadır. Afamopulos, evi kimden kiralamıştır? Bu konuda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Muhtemelen ev, bu dönemde Mübadele Protokolü hükümlerine göre; Yunanistan Milli Bankası’na intikal etmiş ve buraca kiraya verilmiştir.

1930’lu yıllarda ise ev, Şarabini isimli Türkiye’den mübadil bir Rum kadın tarafından Milli Banka’dan 200.000 drahmiye satın alınmış ve Trabzon’dan mübadil dört aile tarafından kullanılmaktadır.

Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan Andlaşması (24 Temmuz 1923) sonrası, önemli bir anlaşmazlık olarak “mübadele meselesi” yaşanıyordu. Sorunun kaynağını “etabli/yerleşmiş” tabirinin taşıyacağı hukukî anlam teşkil ediyordu. Türkiye, etabli meselesinin Türk kanunlarına göre çözülmesini istiyordu. Yunanistan ise, 30 Ekim 1918 öncesi İstanbul’da bulunan herkesin yerleşik sayılmasında ısrar ediyordu. Mesele, Milletler Cemiyeti, Milletlerarası Adalet Divanı’na götürüldü. Ancak buranın yorumu ile de çözülemedi. Nihayet taraflar, 1 Aralık 1926’da konu ile ilgili bir anlaşma imzaladılar. Bu defa da, uygulamalardan çıkan aksaklıklardan dolayı Türkiye-Yunanistan gerginliği arttı ve iki devlet arasında savaş rüzgârları esmeye başladı.

Bu gerginliği yumuşatma işi Yunan Başbakanı Elefterios Venizelos’a düştü. Böylece, 10 Haziran 1930’da imzalanan yeni bir anlaşma ile yedi yıldır devam etmekte olan önemli bir Türk-Yunan sorunu sona erdiği gibi, Türk- Yunan münasebetlerinde yeni bir dönem başladı19. Türk Hükümeti’nin daveti üzerine Venizelos, 27-31 Ekim 1930 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etti. Bu gezi sırasında 30 Ekim 1930’da askerî, ticarî ve dostluk üzerine üç anlaşma imzalandı. Bir yıl sonra da, Türkiye Başbakanı İsmet İnönü ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş, Yunanistan’ı ziyaret ettiler.Bu şekilde ilerleyen Türk-Yunan dostluğu, Dünya ve bilhassa da Av-rupa’daki diğer gelişmelere bağlı olarak, Balkan Antantı’nın temelinin atılmasına vesile oldu. Atina’da 1929’da gerçekleştirilen Dünya Barış Kongresi Derneği’nin toplantısında Balkanlarda kalıcı bir barışın gerektiği fikri ortaya atıldı. Bu fikir öncelikle Türkiye ile Yunanistan arasında geliştirilerek diğer Balkan devletlerince de kabul gördü. Bilahare yapılan görüşmeler neticesinde 9 Şubat 1934’te Balkan Antantı imzalandı.

Bu dostluğun merkezinde Atatürk’ün “Yurtta Sulh , Cihanda Sulh” ilkesi yatmaktadır. Onun bu barışçı politikası, devletler hukuku açısından ilk meyvelerini 193O’lı yılların başında vermiş ve Balkan Devletlerini bir araya getirmiş bulunuyordu. Aynı yıllarda Atatürk’ün şahsını ilgilendiren bir gelişme de yaşanacaktı. Bu gelişme, Cumhuriyet’in Kuruluşunun 10. Yılı’nda çocukluk anılarını yaşadığı Selanik’teki evlerinin kendisine hibe edilmek istenmesidir.

Selanik Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü olan 29 Ekim 1933’te yaptığı özel bir toplantıda, Cumhuriyetin 10. Yılı münasebetiyle, Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin duvarına bir hatıra plakası takılması ve evin hali hazırdaki sahiplerinden satın alınarak, Mustafa Kemal Paşa’ya hediye edilmesini kararlaştırdı.

Nitekim aynı gün plaka duvara çakılmışsa da; ilgili tören, Balkan Antantı delegelerinin Selanik’e gelmesine bırakıldı. Tabelada, “Türk milletinin büyük müceddidi ve Balkan ittihadının müzahiri Gazi Mustafa Kemal burada dünyaya gelmiştir. İş bu levha, Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yıl dönümü münasebeti ile konulmuştur. Selanik, 29 Birinci Teşrin 1933” ibaresi vardı.

Daha sonra bu ibare Türkçe, Rumca ve Fransızca olarak mermer üzerine işlenmiştir. IV. Balkan Konferansı 5 Kasım 1933’te Selanik’te açılacaktı. Selanik Belediye Meclisi’nin evi satın alma kararı Türkiye’nin Selanik Başkonsolosluğuma şu şekilde bildirildi:

“Yunan Cumhuriyeti Selanik 30 İkinci Teşrin 1933

Selanik Belediyesi Kayıt No: 50684

Türkiye Cumhuriyeti Konsolosu

Muhterem Selim Feyzi Beyefendiye Şehirde

Konsolos Beyefendi,

Türkiye Cumhuriyeti’nin onuncu yıl dönümü münasebetiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin Reisi ve Banisi olan şanlı Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin doğdukları evin satın alınması ve duvarına bir hatıra levhasının vatı hakkındaki kararını muhtevi Belediyemiz Meclisi’nin 488 numaralı ve 29 Birinci Teşrin 1933 tarihli kararnamesini zât-ı âlinize irsal ile kesb-i şeref ve mesruriyet eylerim.

Bu kararname, Selanik, Gazi Hazretleri’nin doğdukları şehir olması itibarı ile iktisab-ı şeref ve mağruriyet eden Selanik ahalisinin Gazi Hazretlerine olan takdirkâr ve samimi hissiyatının pek küçük bir kısmını teşkil ettiğini beyan ile beraber kararnameyi Reisicumhur Hazretleri’ne takdime delâlet ve tavassut buyurmanızı rica ederim.

Benim ve Selanik Ahalisinin Müşarünilelyh Hazretleri’ne sıhhat ve afiyet ve dost Türk milletine daimî saadetler için pek samimi temenniyatımızı Reisicumhur hazretlerine bu vesile ile arz ve iblağ buyurmanızı rica eder ve zât-ı âlilerine takdim-i ihtirama t eylerim.

(Mühür)

Selanik Belediye Reisi Mösyö Apostol Kozmopıdos

(İmza)”

B- Tören (4 Kasım 1933)Atatürk’ün Selanik Evi’ne plaka çakılması töreni, Balkan Antantı Delegasyonunun gelmesi ile 4 Kasım 1933’te gerçekleşti.

Törene, Yunanistan Meclis Başkanvekili, Makedonya Genel Valisi, Selanik Belediye Başkanı ve Meclis Üyeleri, Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Enis Akeygen, Balkan Konferansı Reisi Papa Anastasya ve Balkan Konferansı Türk Murahhas Üyeleri ile bazı üst düzeyde zevat katıldı. Törende Balkan Konferansı Reisi Anastasya bir konuşma yaparak, Mustafa Kemal Paşa’nın Balkan milletlerinin dayanışmasında oynadığı rolü anlattı.

Anastasya’nın konuşması şöyle idi:

“…Mustafa Kemal, yalnız dost bir milletin reisi değil, aynı zamanda vatanını kurtarmış ve Türk milletini tekemmül ettirerek bütün diğer Balkan milletleriyle takarrûbunu mümkün kılmaya muvaffak olmak suretiyle Balkan milletleri ittihadı mefkuresinin en harr müdafii olduğunu ve tarihi, içtimai, ıslahat ve hürriyet için mücadelelerle dolu olan bu Selanik şehri, kendi evlatları meyânında Mustafa Kemal’i görmekle mağrur ve müftehir bulunduğunu, Selanik’te Mustafa Kemal’in doğması keyfiyeti kendisinin bizzat Ankara’da Bütün Balkan milletleri aynı menşee malikiz- Biz, o kadar bir birimizle karışmışız ki; millî bir aile teşkil ederiz, kayıtlarını muhtevi olarak söylediği sözlerin ne kadar muhik olduğunu ispat ettiğini; bu suretle tarih-i insaniyete ebediyen hakkedilmiş olan Mustafa Kemal’in şan ve şöhretinden her balkan milleti, kendisine ait olan bir hisse tefrik edebileceğini söyleyerek, Yaşasın Mustafa Kemal, Yaşasın Türk Milleti” demiştir.

C- Evin Satın Alınması

Selanik Belediyesi, aynı yıl (1933) evi sahiplerinden satın almayı kararlaştırarak, o yılın bütçesinden bu iş için 300.000 drahmi ödenek ayırdı. Belediye yetkilileri, evin sahibi Şarabini adındaki mübadil Rum ile görüştü. Ancak ev sahibi, evi 200.000 drahmiye satın aldığını ve 200.000 drahmi de içine masraf ettiğini söyleyerek, teklif edilen parayı az buldu. Bunun üzerine pazarlık sürüncemede kaldı ve 1933-35 yılları arasında konu ile ilgili bir gelişme sağlanamadı. Bu gecikme, Atatürk’ün dikkatini çekti.

Atatürk Dışişleri Bakanlığı’nı uyararak sürecin hızlandırılmasını istedi. Bu direktif ile harekete geçen yetkililer, 25 Eylül 1935’te Selanik Baş-konsolosluğu’na bir yazı gönderdi. “Evin Selanik Belediye’since istimlakine imkan bulunmadığı taktirde, Vekâletçe mübaya’a edilmek üzere, belediye ve mal sahipleri ile temasa geçilmesini” istedi. Bu husus, Belediye Reisi’ne tebliğ edilmişse de, Belediye Reisi’nin daha evvelden meclisin verdiği kararın tatbik edilmesini ve hediye etmek şerefinden hemşehrilerinin mahrum edilmemesini istirham etmesi ile bu fikirden vazgeçildi.

Türkiye’nin bu tutumu üzerine Selanik Belediye Meclisi, 19 Ekim 1935’te evi istimlak kararı verdi. Ancak ilgili istimlak kararının yürürlüğe girmesi için Yunan Parlamentosu’ndan muvakkat bir kanun çıkarılması gerekiyordu. Yunan Kültür Bakanlığı, ilgili kanun için “Monument His-torique (Tarihî Anıt)” formülünü buldu. Bu gaye ile “4108 Sayılı Kanun” un 12 maddesine 7. Fıkra eklendi.

Bu fıkra; “Şehir planı veya köy içinde bulunan ve millî tarihî ehemmiyeti olan, memleketin tarihi için mühim bir eser, hatıra teşkil eden her türlü gayr-ı menkul ve mülk dahi, belediye ve köy için mecburî surette istimlak olunabilir” hükmünü ihtiva ediyordu. Böylece hukukî prosedür tamamlanmış, sıra kararın uygulanmasına gelmişti. Belediye, evin istimlaki için mecburi istimlak kanununa göre, gerekli ödeneği ayırarak, 8 Nisan 1936’da işlemi gerçekleştirdi. Ancak eve verilen miktar ev sahiplerince az bulundu. Ev sahibi, kendilerini gazetelere bildireceğini, Mübadiller Cemiyeti’ne şikayet edeceğini ve olmazsa Mustafa Kemal Paşa ile görüşeceğini söyledi. Mahalli seçimler yaklaştığı için Belediye Reisi, tepkileri göze alamadı ve ev sahibine 400.000 drahmi teklif etti. Ev sahipleri, meseleyi inada bindirdiler ve bu miktarı da kabul etmediler. Nihayet Türk Başkonsolosluğunun devreye girmesiyle 19 Eylül 1936’da uzlaşma sağlanarak, 650.000 drahmi karşılığında ev satın alınabildi.

Bu sefer de, Makedonya Genel Valisi ödenen miktarı fazla bularak, satın alınmanın iptalini ve eski istimlak bedelinin ödenmesini emretti. Bu ise meseleyi yeniden başa çevirmek ve sürüncemeye sokmak demekti. Nitekim Vali, 14 Kasım 1936’da bu kararından vazgeçti ve 2 Aralık 1936’da 150.000 drahmi avans verilerek satın alınma sözleşmesi imzalanabildi.

Sözleşmeye göre; bina iki ay içerisinde tahliye edilerek teslim edilecekti. Ancak ilgili süre dolmasına rağmen içinde oturanlar, binayı boşaltmadılar. Nitekim yeniden Türk konsolosluğu devreye girerek ilgililere 10.000 drahmi daha verildi ve bu husustaki sorun çözüldü. 12 Şubat 1937’de Selanik Belediye Reisi Merkuriyu Atatürk’e şu telgrafı çekerek işlemlerin tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti bildirdi. İlgili telgraf metni şöyle idi:

“Doğdukları şehrin meclisi, memleketimizin samimi dostu Yeni Türkiye’nin büyük yaratıcısının hatırasını doğduğu evde ebediyen muhafaza etmek bahtiyarlığı ile tarihî evi fevkalâde tazîm nişanesi olarak bu günden itibaren emirlerine âmâde kılmakla şereflenir”Ayrıca Merkuriyu, tapu senedini kendi eliyle bizatihi Ankara’ya gelerek takdim etmek istediğini bildirdi. Onun bu arzusu, Mustafa Kemal Paşa’nın sürekli yurt gezilerinde olduğu bildirilerek uygun görülmedi ve ilgili belgeleri Atina Büyükelçiliği vasıtasıyla göndermesi rica edildi.

Mustafa Kemal Paşa da, Belediye Reisi ve Makedonya Genel Valisi’ne teşekkür olarak altın monogram ve gümüş çerçeve içerisinde birer fotoğrafını hediye etti (29 Nisan 1937)32.Nihayet bina, 19 Şubat 1937’de tahliye edilerek anahtarları Selanik Başkonsolosluğuma teslim olundu. Bu hadiseye, dönemin Türk gazeteleri de yer verdi

Selanik Belediyesi’nin evin anahtarını teslim yazısı şöyledir:

“Bay Konsolos, Selanik 13/2/1937

Belediye’ye ait olup Türkiye Reisicumhuru Kemal Atatürk Hazretleri’nin doğdukları Apostolu Pavlu Sokağında kâin 71 numaralı evin berâyı tazim kendilerine takdimi Selanik Belediye Meclisi’nin 1936 tarihli ve 814 sayılı kararı ile tensip ettiğini size bildirmekle şerefyâb olurum. Makedonya Umum Valiliği’nin 149341-36 sayılı yazısı ile tasvip edilen bu karar, arada iş bu evde oturanların evi tahliye etmiş olmaları ile kuvveden file gelebildiğinden, Yeni Türkiye’yi yaratan büyük adamın doğumunu daima yâd için tarihî bir abide kalmak üzere, bu evi kendilerinin emirlerine amade kıldığını Belediye dünkü telgrafı ile Türkiye Reisicumhuru Hazretleri’ne bildirmiştir.

Vakfı münasibinde resmî ferağı size takdim etmek üzere mevzu ‘-ı bahis evin anahtarını gönderir ve derin saygılarımı sunarım.

Selanik Belediye Reisi

(imza) Merkuriyu “

İlginizi Çekebilir

Atatürk’ün, Deniz Politikası

Atatürk’ün direktifleriyle Bahriye Vekâleti (Deniz Bakanlığı) 30 Aralık 1924’te teşkil edilmiştir. Daha sonra Bahriyenin gelişimi için sistematik bir politika izlemiştir. Atatürk,
Devamını Oku...

Mustafa Kemal

Yıl 1929… Mustafa Kemal sabah erkenden paltosunu ve şapkasını giydi, kimseye haber vermeden Dolmabahçe'den çıktı, yürüye yürüye tramvaya kadar
Devamını Oku...

Atatürk'ün Hastalığı ve Prof. Dr. Nihat Reşat Belger

Cumhuriyetimizin kuruluşunu milletçe, coşkuyla kutladığımız ekim ayının son haftasında, ulu önderimiz Atatürk’ün varlığına gereksinimimiz giderek artmakta, O’nu kaybedişimizin
Devamını Oku...

Londra Konferansına Katılmamız

Atatürk diyor ki ''Baylar, Dışişleri Bakanı bulunan Bekir Sami Bey'in başkanlığı altında ayrıca ve bağımsız bir delegeler kurulu kuruldu. Bu kurul, Londra Konferansına özel olarak
Devamını Oku...

Gazi Bigalı Mehmet Çavuş

Çanakkale Muharebeleri'nde bir destanın yazıldığı gün... 4 Mart 1915... Aslen Filibe doğumlu olup 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı çıkıp yörede Türklere karşı katliamlar başlayınca daha
Devamını Oku...

Başöğretmen

İstiklâl Savaşı zaferle sona ermiş; vatan ve millet kurtulmuştu. Bazıları sanıyordu ki Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderlik rolü artık bitmiştir. Hâlbuki onun kalbinde Türk
Devamını Oku...

Bursa Belediyesi'nce Atatürk'ün Onuruna verilen "Son Balo".

2 Şubat 1938 Atatürk, belkide bu baloya katılamayacak kadar hasta olmasına rağmen, Belediye'ye gidecek, yaşamla ölüm arasındaki o çizgide çok mutlu bir gece geçirecektir. Yorum Ayşe
Devamını Oku...

Almanya Üniversitelerdeki Yahudi kökenli hocalar

1933 yılında, Almanya'da Hitler iktidara geliyor ve başlıyor üniversitelerdeki Yahudi kökenli hocaları kürsülerinden atmaya. Hocalar şaşırıyor. Ne yapacaklar? İsviçre'de bir
Devamını Oku...

Bir Dehanın Erdemi...

Dumlupınar savaşı zaferle sonuçlanmış. Düşman kaçıyor. Atatürk Uşak'a gelmiş, Niziboğlu'nun konağında "düşmanı denize dökmenin planlarını" yapıyor. Ve bu sırada Ahmet
Devamını Oku...

O Geleceği Planlamıştı…

''Mustafa Kemal’in Harp Akademisinde öğrenimini tamamladığı günler... Dostlar halkası yavaş yavaş genişlerken Lütfi Müfit (Özdeş), Cafer Tayyar (Kanatlı), Ali Fuat (Cebesoy), babası
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3689792

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı