Altı İlkenin Anayasaya Eklenmesinin 82. Yıldönümü Kutlu Olsun

5 Şubat 1937’de Anayasa’ya laiklik ilkesi eklenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti laik bir Devlet olarak tanımlanmıştır. Laikliğin kabul edilmesiyle birlikte, Devlet yönetiminde şeriye (dini / mezhebi) kuralların kullanılması engellenmiştir. Laiklik ilkesi Türk Devriminin vazgeçilmez bir unsurudur.

5 Şubat 1937’de Laiklik ilkesinin 3115 sayılı kanunla Anayasa metnine girmesi, Laiklik ilkesinin “Altı Ok’un içinde” Anayasa’nın 2. maddesinde yer alışı, Anayasa’da yapılan değişiklikle 2. Madde yeniden düzenlenerek, Altı İlke (Altı Ok) Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkeleri haline getirildi. 1928’de yapılan değişiklikte yer alan “Türkiye devletinin resmi dili Türkçedir, başkenti Ankara’dır.” ibaresinin başına “Türkiye Devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır.” cümlesi eklendi. Anayasa’nın 2. Maddesi’nde yapılan değişiklikle, 6 ilke Anayasa metnine girdi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Laiklik ile ilgili bazı sözleri şöyledir: “Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz.” (1926)

“Laik hükümet kavramından dinsizlik manası çıkarmaya çalışan fesatçılara fırsat vermeyiniz. Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.” (1930)

“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir.” (1930)”

Laiklik, devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan dini / mezhebi inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği diğer mezhebi inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Diğer bir tanımlamayla da devlet yönetiminde herhangi bir dinin / mezhebin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir ki devlet düzeninin, eğitim kurumlarının ve hukuk kurallarının dini mezheplere göre değil, akla ve bilime dayandırılmasını amaçlar. Ayrıca, din ve mezhep işlerini kişinin vicdanına bırakarak bireyin inanç özgürlüğünü koruyabilmesini sağlar.

Laikliğe göre, insan yaşamında ibadetin dışında her türlü iş ve işlem, dine / mezhebi inanca göre değil, anayasaya, yasalara ve kurallara göre yapılır. Din / mezhep, kişinin özel yaşamının bir parçasıdır. Laiklik ise din ve dünya işlerinin ayrılmasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk 1924 yılında yaptığı bir konuşmada "Dünya yüzündeki her şey için, maddi ve manevi her şey için, yaşam için ve başarı için en doğru yol gösterici bilimdir, tekniktir. Bilimin ve tekniğin dışında yol gösterici aramak, düşüncesizliktir, bilgisizliktir, yanlıştır." demiştir.

Laiklik, devletçilik dışındaki diğer ilkelerin hepsinin de ön koşulları içinde yer alır. Demokrasinin ön koşuludur; çünkü laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğü de olamaz. Devrimciliğin ön koşuludur; çünkü laikliği kabul etmemiş bir toplumda, bilimin ve çağın gereklerinin gerisinde kalmış kurumları değiştirmenin tartışması bile genellikle yapılamaz. Halkçılığın ön koşuludur; çünkü bir din devletinde halkın istekleri değil, dinsel "seçkin"lerin düşünceleri önemlidir.

Atatürk, laiklik anlayışını, kendi el yazısı ile kaleme aldığı "Medeni Bilgiler" kitabında, sadece din ve devlet işlerinin değil, dinin de siyasetten ayrılması ve yasaların inançlara göre değil, toplumun gereksinmelerine göre yapılması ilkelerine bağlamaktadır.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Anayasa’ya laiklik ilkesi eklenmesinin ve Türkiye Cumhuriyetinin laik bir devlet olarak tanımlanmasının 82. Yıl dönümünün Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz.

·     Celil Özcan ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu

·     Yayın Tarihi 5 Şubat 2019 

İlginizi Çekebilir

Batı Anadolu'da Kurulan Kısa Ömürlü Bir Devlet: İonya

''30 Temmuz 1922 günü İzmir’de törenle Batı Anadolu’da 'İonya Devleti' kurulduğu ilan edilmişti. Başkenti İzmir olan bu devlet yaklaşık on sekiz bin kilometre karelik bir alanı
Devamını Oku...

Geleneksel Dostluk

Alıntı: Levent Karaşin‎ - Atatürk ve Kuvayı Milliye 28 Haziran 1933, Ankara Erkek Lisesi’nde, sınava giren çocuklardan biri sorulan soruya şöyle karşılık vermişti: -“Fransa ile
Devamını Oku...

Atatürk Devrinde Dış Politika

İşte Gurur Duyacağınız Satırlar! Meslekten yetişmiş bir yüksek değerli diplomatın, Ankara’da vazife görmüş eski İtalyan elçilerinden Baron Pompeo Aloisi’nin bir kısım
Devamını Oku...

Tapuna Sahip Çık

İtiraf edeyim ki orada olanlardan hiçbirimiz bu marşı bilmiyorduk. Bunun üzerine kendi gür ve dinç sesiyle, notasını da tekrarlayarak başladı: "Dağ başını duman almış, Gümüş
Devamını Oku...

Doğu Cephesi

Atatürk diyor ki ''Yıllarca yurdun çeşitli savaş alanlarında komuta ettiğim ordularımızın üstsubay ve subayları ile ilgili olan ve öteden beri bildiğim bir gerçeği, yüz sekseninci
Devamını Oku...

Avusturya’nın Karlsbad kenti

Mustafa Kemal Paşa'nın, Avusturya’nın Karlsbad kentinde geçirdiği günlerde çekilmiş bir fotoğrafı (Temmuz,
Devamını Oku...

Gerçekleri hatırlatmakta fayda var...

Padişahlar Kostantiniye diyordu, Atatürk'ün emriyle İstanbul oldu… Fatih'in İstanbul'u fethinden, son padişah Vahdettin dönemine kadar; İstanbul'da basılan tüm madeni paraların
Devamını Oku...

16 Mart 1920: İstanbul’un İşgali ve ‘Meclisi Mebusan’

Başta İngiltere olmak üzere Fransa, İtalya ve Yunanistan’a ait deniz piyadeleri, 16 Mart 1920’de sabaha karşı, gemilerinden çıkarak İstanbul’u işgale başladılar. Harbiye ve Bahriye
Devamını Oku...

Beklenilmeyen Bir Yanıt

''Atatürk sofrada her akşam ya önemli bir konuyu ele alarak konukları ile tartışır, ya da savaş anılarından söz açar, gözlemlerini anlatır, çeşitli yönlerden eleştirmeler
Devamını Oku...

Faruk Nafiz Çamlıbel şiirsel bir dille tasvir etmişti

Gazi'nin sofrası, Harbiye Mektebinden muvakkat kabrine kadar, bütün mesleki ve siyasi hayatı boyunca sayısız davetlilere, sayısız mevzulara imaret gibi
Devamını Oku...

Edirne Sabun Sanayi ve Tic. Ltd. ?ti. A: Yeni Sanayi Sitesi 11/B Blok No.4

– Edirne T: 0(284) 236 31 37


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3729953

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı