27 yıl önce bugün

Savaş tarihinin en uzun kuşatması: Saraybosna

5 Nisan 1992'de üniversite öğrencisi Suada Dilberovic'in barış mitinginde öldürülmesinden sonra başlayan Saraybosna Kuşatması 3,5 yıl sürdü, 10 binden fazla insan hayatını kaybetti

Sırpların Müslüman Boşnakları yok etmek amacıyla başlattıkları savaş, 27 yıl önce bugün başlamıştı. Sırpların silahlanmasına ve ülkede terör estirmesine rağmen Alia İzzetbegoviç liderliğindeki Müslüman Boşnaklar barış için tüm şartları zorladılar. 5 Nisan 1992'de düzenledikleri Barış mitinginde 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Suada Dilberovic'in katledilmesi sonrasında Sırpların Saraybosna kuşatması başladı. Saraybosna kuşatması modern savaş tarihinin en uzun süren kuşatması oldu ve tam 3,5 yıl devam etti.

Kuşatma Öncesi Bosna Hersek

Yugoslavya'da 1990 ve 1991 yılları arasındaki çözülme sonrasında Cumhuriyetlerdeki Komünist Birlikler, isimlerini değiştirerek yeni bağımsız partiler haline geldi.

Slovenya ve Hırvatistan, aynı yılın Nisan ayında seçimlere gitti. Seçimler neticesinde oluşan parlamentolar, yeni anayasalar hazırlayarak, bağımsızlık sürecini idare etmeye başladılar.

Yugoslavya'yı oluşturan cumhuriyetler, bir tanesi hariç, "ulus devlet" ilkesinden ilham alıyordu. Fakat Bosna-Hersek, diğerlerinden farklı olarak, ulusal bir devlet çizisini benimsemedi. Bosna'nın etnik yapısı da buna müsait değildi. 1991 sayımlarına göre ülke nüfusunun yüzde 45,3'ü Müslüman, yüzde 31,3'ü Sırp, yüzde 17,3'ü Hırvat, yüzde 6'sı Yugoslav ve yüzde 3'ü Çingene, Macar, Karadağlı ve Yahudi kimliğini benimsiyordu.

Çoklu etnik yapı, Yugoslavya'nın diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi, Bosna-Hersek politikasında da milliyetçi söylemlerin karşılık bulmasını sağladı. Esasında bu ülkedeki Sırp ve Hırvat milliyetçilikleri, hem örgütsel hem de ideolojik anlamda anavatanlarından beslenmekteydi. Sırp milliyetçileri, Müslüman Boşnakları "Müslümanlaştırılmış Sırplar" olarak kabul ederek, "Büyük Sırbistan'ın bir parçası" kabul ediyorlardı. Aynı şekilde Hırvat milliyetçileri de, Müslüman Boşnakları "Müslümanlaştırılmış Hırvatlar" olarak kabul ederek, "asıllarına dönmeleri" çağrısı yapıyorlardı.

Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşları, partilerini kurduktan tam bir yıl sonra, 18 Kasım 1990'da yapılan seçimlerden zaferle çıktı. Alia'nın partisi SDA, oyların yüzde 38'ini alarak, 240 sandalyeli mecliste 86 sandalye elde ettiler. Aynı zamanda yedi başkanlık üyesinin de üçü SDA'nın oldu. Seçimlere katılan diğer partilerden Sosyal Demokrat Parti-SDP, oyların yüzde 30'unu alarak 72 sandalye kazandı. Hırvat Demokratik Birliği- HDZ oyların yüzde 16'sını alarak 44 sandalyenin sahibi oldu. Bunun dışında Bosna-Hersek Komünistler Birliği, Demokratik Değişim Partisi ismiyle yüzde 10 alarak 14 sandalye, Federal Başbakan Ante Markoviç liderliğindeki Liberal Yugoslavya Reformcu Güçler Birliği yüzde 6 alarak 7 sandalye ve Boşnak Müslümanları Teşkilatı 2 sandalye ile temsil hakkı elde ettiler. Seçimlerden sonra Alia İzzetbegoviç cumhurbaşkanı seçildi.

Boşnaklar Yok Edilmek İsteniyor

Seçimlerden sonra kurulan hükümet Hırvat ve Sırp partilerinin Sırbistan ve Hırvatistan'daki ana partilerinin birer uzantısı gibi hareket etmesi sebebiyle, sık sık sorun yaşamaya başladı. Yugoslavya'nın parçalanmaması Boşnakların lehine olduğundan, mevcut durumu muhafaza etmek için ellerinden geleni yaptılar. Aliya İzzetbegoviç, Makedonya'nın komünist kökenli Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov'la birlikte, bütünlükçü ve çoğulcu bir seçeneği var etmek için büyük bir çaba gösterdiyse de, gerek Bosna-Hersek'teki diğer etnik gruplardan ve gerekse diğer cumhuriyetlerden aynı karşılığı göremedi.

1991 yılı sona gelindiğinde, Sırplar; altı özerk Sırp bölgesinin oluşumunu tamamlamışlardı.

Avrupa Birliği, 15 Ocak 1992'de, Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını kabul etti. Bosna ve Makedonya'nın bağımsızlığını ise referandum şartına bağladı. Bu karar üzerine Bosna-Hersek, Şubat 1992'de yapılmak üzere referandum kararı aldı. Sırplar, referandumu boykot edeceklerini açıkladılar. Bu kararla, halkın referanduma katılımını düşürmek ve referandumu geçersiz kılmak istiyorlardı. Bu doğrultuda kararın açıklandığı akşam tüm Boşnak şehirlerinde barikatlar yükseltildi. Sırplar, kimlik kontrolüne başladılar. Böylesine zorlu şartlar altında 28 Şubat – 1 Mart tarihleri arasında yapılan referandumdan Bosna-Hersek'in bağımsızlığı kararı çıktı. Halkın yüzde 64'ünün katıldığı oylamadan, yüzde 99,4 nispetinde bağımsızlığa "Evet" oyu çıktı.

Bu arada Sırplar süratle silahlanıyorlardı. Sırp çentikler Bosna'da terör estiriyordu. Sırplar, son sürat çıkarmayı planladıkları savaşa hazırlık yaparken, Boşnaklar, her şeye rağmen, Saraybosna sokaklarında barış yanlısı gösteriler yapıyordu. 5 Nisan'da yapılan bir gösteri esnasında, civardaki tepelerden ve yüksek binalardan kalabalığın üstüne ateş açıldı. Bu kurşunlara hedef olan Suada Dilberoviç isimli Dubrovnik li tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti.

6 Nisan 1992'de ise Sırplar, Müslümanların çoğunlukta olduğu kentlere saldırmaya başladılar. İlk olarak Kuzeydoğu Bosna'daki Biyelyina'yı hedef seçtiler.

Saldırıların artması üzerine son ana kadar barış ümitlerini koruyan Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı, hiçbir çıkar yol kalmadığını anlayınca, 20 Haziran 1992'de resmen savaş ilan etti. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, aynı gün Bosna-Hersek Meclisi'nin feshettiğini ilan etti. Başkomutan sıfatıyla, meclisin bütün yetkilerini üstlendi. 26 Haziran 1992'de düzenli birliklerden oluşan Bosna Ordusu kurulduğuna dair bir bildiri yayınlandı.

Böylece 1995'e kadar sürecek savaş fiilen başladı. 3,5 yıl süren ve yüzbinlerce masum insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının evlerini terk etmesine yol açtı.

Bosna Savaşı'nın ilk kurbanı Suada Dilberovic'in hayatını kaybettiği köprü. Savaştan sonra köprüye Suada ismi verildi.

İşte Savaşın Bilançosu

Modern savaş tarihinin en uzun kuşatması (5 Nisan 1992-29 Şubat 1996) olarak tarih sayfalarındaki yerini alan Saraybosna (Sarajevo) Kuşatması'na ait istatistikler:

·     10 bin insan öldürüldü,

·     56 bin kişi yaralandı,

·     Her gün ortalama 329 bomba şehri vurdu,

·     22 Temmuz 1993 tarihinde sadece bir günde 3777 bomba patladı,

·     Kaba hesapla 10 bin bina parçalandı,

·     100 bin bina ve 500 bin insan savaştan zarar gördü Saraybosna'da,

·     Binaların yüzde 23'ü ciddi hasar alırken, yüzde 64'ü hafif hasar gördü.

·     Saraybosna'da bu dönemden hasarsız olarak kurtulan bina oranı sadece %13.

·     Bosna'da yaşayan (Boşnak, Sırp, Hırvat) çocuk nüfusunun yarısı (ortalama 700 bin) ölmüş, yaralanmış, evinden sürülmüş ya da başka sebeplerle direk savaştan etkilenmiştir.

·     Otoriteler tarafından savaş sebebiyle hayatını kaybeden sivil ve askerlerin (Boşnak, Hırvat, Sırp) sayısı tahmini olarak 150 bin ile 260 bin olarak belirlenmiştir.

·     Sadece Srebrenica'da 11 Temmuz 1995 tarihinde Sırplar tarafından yapılan kıyımda 8372 silahsız Boşnak erkeği katledilmiştir. 2000 yılına kadar toplu mezarlarından cesetlerin 4700'ü çıkartılmıştır.

·     Savaşta hayatını kaybedenlerin genel ortalaması; yüzde 66 Boşnak, yüzde 25 Sırp ve yüzde 8 Hırvat olarak belirlenmiştir.

·     Savaşta hayatını kaybeden sivillerin genel ortalaması ise; yüzde 83 Boşnak (Bunun yüzde 30'u çocuk ve kadın), yüzde 10 Sırp, yüzde 5 Hırvat olarak belirlenmiştir. Hemen hemen öldürülen sivillerin oranının tamamını Boşnakların oluşturduğu düşünülürse Boşnaklara uygulanan vahşetin büyüklüğünü anlamak kolaylaşacaktır.

·     28 bin Boşnak, 14 bin Sırp ve 6 bin Hırvat askeri savaşta hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin geriye kalan kısmını siviller oluşturmaktadır.

·     17,689 kişinin kayıp olduğu bildirilmiş, sadece 999 tanesine ulaşılmıştır.

·     Savaşta öldürülen çocuk (Boşnak, Sırp, Hırvat) sayısı 17 bin olarak kayıtlara geçerken, savaş boyunca yaralanan çocukların sayısı 35 bini bulmuş, 1800 çocuk da ömür boyu sakat kalmıştır.

·     1991'den bu yana 4 milyon kişi mecburen yer değiştirmek zorunda kalmış, evini terk etmiştir.

·     Sistematik olarak savaş boyunca 44 bin Boşnak kadınına ve kızına Sırp güçleri tarafından tecavüz edilmiştir.

·     Ülkenin savaştan gördüğü maddi zarar 29 milyar dolar.

·     1991'de savaş öncesi dönemde ülkenin gayri safi milli hâsılası 1500 dolarken, savaş sonrası 1995'de 350 dolara düşmüştür.

ü Dünya Bülteni

ü 5 Nisan 2019

ü Gökhan Karataş‎ Balkanlarda Osmanlı-Türk Medeniyeti-Osmanska-Turska Civilizacija Na Balkanu

İlginizi Çekebilir

Başbakan, Boşnak Topluluğuna Destek Vaadinde Bulundu

28 Eylül 2016 Kosova Hükümeti bugün ülkemizin Boşnak Topluluğu Günü’nü kaydetti. Bu gün vesilesiyle örgütlenen toplantıya Başbakan İsa Mustafa da katıldı. Mustafa, Boşnak
Devamını Oku...

Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası: 2017'de ülkenin ihracatı 52 milyar levayı aştı

Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası (BTPP) verilerine göre 2017'de ülkenin ihracatı 52 milyar levayı aşıyor. Bu demektir ki, 10 yıl öncesine (2007) kıyasla ihracat iki kat artış
Devamını Oku...

Thaçi: Sırbistan ile Müzakerelerin Son Faslı Başlıyor

Kosova ve Sırbistan devletlerarası ilişkilerin normalleştirilmesine ait diyalogun son faslını başlatmaktadır. Bu açıklamayı Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi yaptı. Hür Avrupa Radyosuna
Devamını Oku...

Bizans'ı Roma'dan Ayıran Güç

Doğu Roma İmparatorluğu nasıl aslından Batı Roma imparatorluğundan ayrılıp Bizans imparatorluğu olabildi? Bilindiği üzere Bizans'ın yani Yunanlıların kendine has net bir ordusu yoktu.
Devamını Oku...

Kilise Konusu Mecliste Çözülmeli

30 Eylül 2016 Priştine Belediye Başkanı Shpend Ahmeti, Priştine Üniversitesi avlusunda bulunan Ortodoks Kilisesi konusunun hassas bir siyasi konu olduğunu ve Kosova Meclisinde çözülmesi
Devamını Oku...

Cemal Paşa

Ahmed Cemal (d. 6 Mayıs 1872, Midilli - ö. 21 Temmuz 1922, Tiflis), Osmanlı siyaset adamı ve asker, İkinci Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin üç liderinden
Devamını Oku...

Muhalefetteki Sağ Partiler Tek Çatı Altında Toplanamıyor

31 Ekim 2016 Muhalefet kanadındaki sağ görüşlü siyasi partiler seçim öncesinde kurdukları Değişim ve Adalet Koalisyonu adı altında bir yapılanmaya gitmeye
Devamını Oku...

Thaçi, AB’nin Kosova’ya Yaklaşımını Eleştirdi

18 Kasım 2016 Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi, Kosova’da hukuk üstünlüğü için  Ceza Kanunu’nun getirilmesinin önemli bir adım olduğunu belirtti. Yolsuzlukla Mücadele Ulusal
Devamını Oku...

Denizciliği en ileri götüren Beylik ise hiç şüphesiz Aydınoğulları Beyliği'dir

14. Yüzyılda Anadolu Türk Beylikleri arasında denizciliği en ileri götüren Beylik ise hiç şüphesiz Aydınoğulları Beyliği'dir. Bu beylik; Selçuk ve İzmir Limanlarında birer kuvvetli
Devamını Oku...

Osmanlı Devleti Tanzimat Fermanı

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve açık hava Osmanlı Devleti Tanzimat Fermanı ile beş yüz yıllık tarihi kalıplarını bir yana atarak batılılaşma
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7667 Toplam Görüntülenme: 3723424

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı