Ahalteke Atı

Akhal-Teke - Türkmenistan Dünyanın en soylu ve safkan atlarından biri olarak nitelendirilen Ahalteke atı için Türkmenistan'da her yıl düzenli olarak yapılan etkinliklerle gündemde tutuluyor. Başkent Aşkaabat'ta yapılan etkinlikler devlet tarafından destekleniyor. Yarışlarda ülkenin en güzel Ahalteke atı seçililiyor. Ahalteke yarışları sayesinde ülkenin farklı kültür değerleri de bu etkinliklerde tanıtılıyor. Türkmenlerin en soylu atlarından biri olan Ahalteke atı, 3 bin yıl önce evcilleştirilen ilk at olarak biliniyor. Ahalteke'ye devlet armasında yer veren Türkmenler, bu at sayesinde çölleri aştı, hiç durmadan akın yaptı. Ahalteke atı, Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat'it Türk'ünde "Türkler'in kanadı" olarak tasvir
Devamını Oku...

Pontus

Pontus antik Yunanca "deniz" anlamına gelir ve Yunan mitolojisinde Gaia'nın oğlunun adı adıdır. Amasyalı Strabon'dan itibaren antik yazarlarca Karadeniz'in güney kıyısında Halys ırmağının (Kızılırmak) doğusunda yer alan Kuzey Anadolu sahillerini hinterlandıyla birlikte tanımlamak için kullanılmıştır. Görsel: Pontus'ta (Türkiye) yapılan kalkan. Yunan Sanatı. MÖ.189. Bronz. Yıldız, güneş ve krallığı sembolize ediyor. Pontus'u yaklaşık 185-160 yılları arasında yöneten Kral I. Pharnakes için yapılmış. Muhafazanın ahşaptan veya deri malzemeden yapılmış olma ihtimali yüksek. ArkeoTarihDünya Seher Bilhan
Devamını Oku...

Dünyanın Yükü: Beyaz Adam!

Hümeyra Şahin 1853’lerde bir Kızılderili kabile reisi Başkan Franklin’e şu mektubu yazmıştı; ‘Gökyüzünün parlaklığının, toprağın sıcaklığının, doğanın cömertliğinin nasıl satılıp alınacağını anlamıyorum. Bize ait olmayan suların berraklığını, rüzgârın tazeliğini, size nasıl satabiliriz? Biz bu toprağın bir parçasıyız, toprak da bizim parçamız… Beyaz adam toprağımızı isterken çok şey istiyor. Beyaz adamın bizim yaşam tarzımızı anlamadığını biliyoruz. Onun için bütün topraklar birbirine benzer… Beyaz adam toprakla kardeş değil, düşman! O kendisinin de tabiata ait olduğunu bilmiyor. Bilakis tabiatı kendi malı
Devamını Oku...

Ulus için elbirliği ile çalışınız

"Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur. Bu itibarla, kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur." Kaynak: Mustafa Kemal Atatürk Alıntı: Selim
Devamını Oku...

Toprak, Su, Ekmek /Oktay Sinanoğlu

Barışta veya savaşta bir ülkenin en stratejik maddeleri yiyecek ve su. 1980'e kadar Türkiye bu hayatî maddelerde kendine yeter durumda olduğu, gibi, biliyorsunuz, başka ülkeleri de besleyebiliyordu. İki cihan harbinde bile Türkiye ayakta kalabildi. Her köyde, kasabada kişilerin hiç olmazsa birkaç koyunu, birkaç meyve ağacı, iyi kötü gıdasını sağlayabilecek ekili bir karış toprağı vardı. II. Dünya Harbi'nden Avrupa perişan, aç bilâç çıktı. Harp sırasında Türkiye iki tarafı da besleyip harbin sonunda hazinesini altın dolu buldu. Derken 1947, geldi Amerika: Her konuda ikili (aslında tek taraflı) anlaşmalar, sonra da illâ borç alacaksınız dayatmaları, askeri fabrikaların âtıllaştınlması, yeni stratejik sanayilerin engellenmesi,
Devamını Oku...

Atatürk'ün Seçim Dolayısıyla Millete Beyannamesi

20 Nisan 1931 Aziz vatandaşlarım, Senelerden beri şahsıma ve reisi bulunduğum Cumhuriyet Halk Fırkasına itimat ederek tevdi eylediğiniz devlet ve millet işlerini, hakiki icaplara uyarak ifaya çalışmaktayız. Yapılmış işler yüksek nazarlarınızın önündedir. Onları takdir ve tenkit etmek sizin hakkınızdır. Ancak biz memleket ve millet işlerini içinde yaşanılan umumi şartlar ve hadiselere göre en isabetli yaptığımıza vicdanen kani bulunuyoruz. Bu kanaatladır ki bu defaki intihapta dahi başlamış bulunduğumuz inkılâp ve itilâ mesaimize devam edebilmek için itimadınızı talep etmek üzere yüksek huzurunuza
Devamını Oku...

20 Nisan 1915

Düşman çıkarma gecesi için sürekli prova yapıyor. Köprübaşlarını ve iskeleleri koruyacak birlikler oluşturuldu. Asker yüklü gemiler Ege denizinin ortasına gelip gece karanlığında filikalara doluşma ve çekkampanalarla bir kafile olarak kıyıya çekilme provaları yapıyorlar. tabi tatbikatlar eğlenceli ve şamatalı oluyor. Her şey şakacıktan Ama içlerinde gülüp eğlenenlerden kaç tanesi 25 Nisan sabahını atlatacak şimdi gelecekten bakarak biz görüyoruz. Ve asıl biz gülüyoruz. Çok kan dökülecek. Sert bir poyraz başladı. Deniz kaba dalgalı ve yağmur yağıyor. Düşman çıkarma günü hareketini gerekirse daha ileri bir tarihe almayı ve ertelemeyi kararlaştırdı. 23 Nisan sabahı kıyıya çıkmak istiyorlardı. Yorumlar Yakup Kamer
Devamını Oku...

Atatürk Başkan Adayı

''1933 yılının 29 Ekim gecesini yaşıyoruz. Cumhuriyet’in onuncu yıl dönümü şenlikleriyle Türkiye yerinden oynuyor. Hele Ankara Atatürk’ün yeni baştan kurduğu şehir- taşıyla toprağıyla ayakta. Bu büyük günü kutlamak için dost ülkelerden heyetler gelmiş. Oteller, büyükelçilikler bu konuklarla dolup taşıyor. Ankara Palas’ın koca salonları konuklar için yetmemiş de Ziraat Bankası’nın giriş holünde de ayrı bir balo düzenlenmiş… Atatürk Baloya Girmenin Çaresini Buluyor Koruma görevlileri, hemen davranıp aşağıya iniyorlar, salonu dolduranlara Atatürk’ün gelmekte olduğunu söyleyerek yol açmaya çalışıyorlar; oradakiler de Atatürk’ün adını duyunca, yol açmak şöyle dursun, kapı önünü doldurarak, yarılmaz bir insan
Devamını Oku...

Atatürk'ün Nöbet Tutması

Muzaffer Kılıç anlatıyor: ''Erzurum Kongresi bitmiş ve Sivas’ta ikinci bir kongrenin yapılması kararı alınmıştı. Bu karar bütün yurda bir beyanname ile duyuruldu. 29 Ağustos 1919 günü sabah erkenden, üç otomobil ve bir de yiyecek yüklü kamyonetle Sivas’a doğru yola çıkıldı. Kafile, Atatürk, Rauf Bey, Hoca Feyzullah Efendi ve biz yaverlerle 14 kişiydi. Sabahın erken saatleri olduğu hâlde, halk bizi pek coşkulu şekilde uğurladı. Aynı akşam Erzincan’a geldik. Orada da halk bizi alkışlar ve “Yaşa, var ol!” sesleri ile pek içten karşıladı. Ordudan ayrıldığı hâlde halkın böyle içten gelen güven ve sevgisi Ata’yı çok memnun ediyordu. Bir gece Erzincan’da kalıp ertesi gün Suşehri’ne doğru yola çıkıldı. Fakat
Devamını Oku...

Gurbet Acısı

(Dobruca’dan Bir Türkü Öyküsü) “Gurbet” kelimesi aile ocağından uzak kalmayı, yâd ellere düşmeyi ifade eder. İnsanoğlunun oturak hayata geçişinin yaşıtıdır bu söz. Hem yakıcı hem acıdır; yorucu ve de yıpratıcıdır. Yıllar yılı garipleri inletmiş, sıladakilerin canlarına yetmiş, sevgilileri birbirilerine muhtaç etmiş… Ne yanık türkülere konu olmuş, koku gibi dizelere sinmiş, kalplere dolmuş… Çoluk çocuğun nafakasını kazanmak için beldeler aşmış evin erkeği, adına gurbet denmiş. Savaşlar olmuş, uzak illere, kurak çöllere gönderilmiş gençlerimiz; adına gurbet denmiş. Hasret ateşleri sarmış gönülleri alabildiğine. Sılada kalanlar ağıtlar yakmış giden sevgililerine. Her şeyiyle sılası tütüyormuş
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3400787

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı