Tekke Ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine Ve Türbedarlıklar İle Bir Takım Unvanların Men Ve İlgasına Dair Kanun - 30 Kasım1925

Alıntı: Levent Karaşin Madde 1 – Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük ve tasarrufları baki kalmak üzere kâmilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir. Alelümum tarikatlerle şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur. Türkiye
Devamını Oku...

Camilerde okutulan ''Ezan'' ya da ''Sela'' Değil, ''Salat-ı Şerif''tir.

Alıntı: Mahir Akarsular‎ - Cumhuriyet Halk Partisi 15 Temmuz Gecesi Camilerde okutulan ''Ezan'' ya da ''Sela'' Değil, ''Salat-ı Şerif''tir... Bu, Osmanlı devletinden, Vaka-i Hayriye'den kalma bir adettir. Padişah 2. Mahmut yeniçerilerin halka zulüm etmeye ve devlete hainlik yapmaya başladığını görmüş ve yeniçeri ocağını ortadan kaldırmaya karar vermişti. Bunu duyan isyancı yeniçeriler halka ve saraya saldırmaya başladı. Bunun üzerine sadrazam ve şeyhülislam 1826 yılında, halkı padişahın etrafında toplanmaya davet ettiler. Padişah 2. Mahmut hilafet sancağını (sancak-ı şerif) çekip camilerde salat-ı şerif okunmasını emretti. Bunun üzerine ''cihad çağrısı''nı duyan ve hain yeniçerilerden bıkmış olan halk yeniçeri kışlasına
Devamını Oku...

Atatürk diyor ki:

Atatürk diyor ki: Alıntı: Levent Karaşin‎ - Atatürk ve Kuvayı Milliye ''Komutanlık, pek önemlidir. Bir ordu, gerçek bir komutanın emri altında, kendinden büyük kuvvetleri mağlup edebilir. Aynı ordu herhangi bir komutanın emri altında, sebepsiz mağlup olabilir. Mağlup bir ordu, güçlü bir komutanın emri altında muzaffer ve galip olabilir. Büyük komutanlar pek çok defa, başkasının egemenliği altına geçmiş ve dağılmaya yüz tutmuş milletlerin savaş kuvvetlerine yeniden bir canlılık vermeyi başarmışlardır. Çoğu kez bir büyük komutanın ölmesiyle veya ordu üzerinden çekilmesiyle, milletlerin askerî şerefinin de yavaş yavaş ortadan kalktığı görülmüştür.'' 1930 (Afetinan, M.B. ve M.K. Atatürk’ün El Yazıları, s.
Devamını Oku...

Haraklia- Bafa golu...

Alıntı: Gülgün Gürel Hisarlı 14 Temmuz 2016 Kapıkırı, Muğla Herakleia'nın yerleşim tarihinin M.Ö. 8.yy'a kadar gittiği, burada elde edilen bulgulara dayanılarak saptanmış durumdadır. Yunan mitolojisinin ünlü kahramanlarından biri olan Herakles'in adı Anadolu'da birkaç kente verilmiştir. Bunlardan biri de Bafa Gölü kıyısındaki Herakleia'dır. İlk çağ coğrafyacısı Strabon, kentin ilk adının Latmos olduğunu belirtmektedir. ugün, Beş Parmak dağları olarak adlandırılan kentin kuzeyindeki Latmos Dağları, o dönemde kente ve kıyısında bulunduğu körfeze de adını vermiştir. M.Ö. 5.yy'da önemli bir İonya kenti olan Latmos'un, eski Yunanlılar arasında bir savunma paktı olan Delos Birliği'ne Latmos Kenti adı ile katıldığını ve her
Devamını Oku...

Bu Toprağın Demokrasi Günü 15 Temmuz 2016

Alıntı: Tugrul Kihtir Sevgili dostlarım arkadaşlarım, bu yazıyı, şu anda yazmakta olduğum “Bizans Tarihyazımında Bizans-Selçuklu İlişkileri” kitabımdan yazıyorum. Çünkü dün gece olanlarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Roma MÖ 100 yıllarında batı dünyasının en büyük ve güçlü şehriydi. Bu egemenlik MS 400 yıllarına kadar sürdü. Roma’dan sonra batının en büyük şehri İstanbul oldu. İkisi de o dönem birer Roma İmparatorluğu şehriydi, başkentiydi. Roma halkı, MÖ 509 yılında egemen Tarquinis ailesini bir ayaklanmayla şehirden kovarak monarşiye sona vermiş ve bir cumhuriyet şehri olarak var olmuştu, önde gelen yurttaşların oluşturduğu senatus adı verilen meclis ve onun seçtiği kişiler tarafından güçlenerek
Devamını Oku...

''Ayın altında kağnılar gidiyordu. Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.''

Alıntı: Levent Karaşin‎ - Atatürk ve Kuvayı Milliye ''Ayın altında kağnılar gidiyordu. Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru.'' Mustafa Kemal'in askeri Gazi Osman Küçük.. İstiklal savaşı Gazisinin hatıraları, torunu anlatıyor: ''Dedem hiç konuşmazdı, bazen günde bir kaç cümle hepsi o kadar, Ulaşlı'daki evinin penceresinden saatlerce denize doğru bakar dalar giderdi, yüzünün güldüğünü hiç hatırlamıyorum, bazen tebessüm ettiği olmuştur, Ailemize ve bize İstiklal savaşından anlatığı çok az şey oldu kendi ifadeleriyle: ''25 Ağustos'u 26 sına bağlayan gece Afyon Kocatepe'ye vardık. Hava çok soğuktu, kuru bir ayaz vardı… Atatürk yanıbaşımızda askerin içindeydi, Kocatepe'de cephenin en önünde bizimle
Devamını Oku...

Kazım Dirik

Alıntı: Levent Karaşin Kazım Dirik: (1880, Manastır - 3 Temmuz 1941), Babası Selanikli Mülazım Hasan Tahsin Bey'dir. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. 1897 yılında Manastır Askeri İdadisi'ne girdi. 1899 yılında Harp Okulu'nu bitirerek Piyade Teğmen oldu. 1900 yılında Debre Mutasarrıflığı ve Redif Kıt'aları Komutanlığında Mühimme Kâtibi olarak göreve başladı. 1904 yılında İşkodra Vali ve Komutanı Filibeli Salih Paşa'nın Yaver ve Mühimme Kâtipliğine atandı. 1906 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun batı sınırındaki son ilçesi olan İşkodra vilayetinin Tuz kazasına kaymakam olarak atandı. 1912'de Erkân-ı Harbiye'yi bitirerek kurmay yüzbaşı oldu. I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale ve Suriye cephelerinde savaştı. 15 Eylül
Devamını Oku...

“Atatürk’ün İzinde Vali Paşa Kâzım Dirik, Bandırma Vapuru’ndan Halkın Kalbine”

Alıntı: Levent Karaşin‎ - Atatürk ve Kuvayı Milliye “Atatürk'ün İzinde Vali Paşa Kâzım Dirik, Bandırma Vapuru'ndan Halkın Kalbine”. (Torunu Sayın Doğan Dirik grubumuzun onur konuğudur) Kâzım Dirik’in İzmir valiliği dönemini ele alan üçüncü bölüm içerisinde en önemli olay, Mustafa Kemal’e yönelik gerçekleşen “İzmir Suikastı”dır. Bulunduğu görevin zorluğu dışında, anlaşıldığına göre bu olay Dirik’i çok üzmüştür. Çünkü suikastı düzenleyen kadrodan birçoğu kendisinin eski dostlarıdır. Onların infazında görev alacağı sırada oğluna nasihati anlamlıdır; “Oğlum; birazdan, görevim gereği büyük Atatürk’e suikast girişiminden dolayı hüküm giymiş bazı çok eski dostlarımın idamının infaz
Devamını Oku...

15 Mayıs 1919 İzmir’de Yunan Mezalimi

13 Temmuz 2016 Levent Karaşin ''…Paris Konferansı’nda, Dörtler Kurulunca, 12 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal kararı verilmiştir. Amiral Calthorpe’un, işgal kararını Türklere takriben 10 saat kadar önce haber vermesi de, bu kurulca alınan karar dolayısıyladır. Kararın Türklere geç tebliğinin sebebi de, Türklere az zaman bırakmak ve muhtemel bir karşı koymanın önlenmesidir. İşgalden önce, İzmir’deki Türk yönetimi İtilâf Devletleri kuvvetlerine başvurarak, işgalin diğer büyük devletlerce yapılmasını istediyse de, karışılmayacağı cevabını almışlardır. İşgal notasının İstanbul’a bildirilmesi de bir sonuç vermeyince, Vali İzzet işgali protesto etmekten başka çare bulamamıştır. Sabah saat 5’den itibaren İzmir ile
Devamını Oku...

30 Ağustos 1924’de Dumlupınar’da yapılan ilk anma töreninde Türk Ocağı adına konuşan Hamdullah Suphi Tanrıöver

Alıntı: Levent Karaşin 30 Ağustos 1924’de Dumlupınar’da yapılan ilk anma töreninde Türk Ocağı adına konuşan Hamdullah Suphi Tanrıöver, (Torunu Sayın Aykut Tanrıöver grubumuzun onur konuğudur) Atatürk ve eşi Latife Hanım, Afyonlular, köylü hanımlar, çiftçiler, erlerimiz ve subaylarımıza hitaben şöyle diyordu: "Burada, hâdise sözden çok kuvvetli bir mevkidedir. Ben size ne söyleyebilirim ki, bu ovaların üstünde geçen vak’alar kadar derin, manalı, beliğ ve şümullü olsun Söz burada fiil karşısında acizdir. Bakıyorum, aramızda Anadolu kadınları var, hiçbir felâketin üstüne gözyaşı akıtmamış, yüzleri kayalar gibi katı, yüzleri dağ başlarındaki kayalar gibi yanık, sayısız muharebelere sayısız şehitler vermiş
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7662 Toplam Görüntülenme: 3553953

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı