Pîrim Otman Baba

Gönül mahzun iken şâdân eyleyin Pîrim Otman Baba ganidir gani Kudret eli ile düşmüşün alan Pîrim Otman Baba ganidir
Devamını Oku...

Pazuzu

Pazuzu, Sümer ve Akad mitolojilerinde, rüzgâr cinlerinin kralı ve tanrı Hanbi'nin oğludur. Ayrıca, Sümerliler için güneybatı rüzgârını, fırtınaları taşımayı, temsil ederdi. Pazuzu genellikle bir erkeğin vücudu ve bir köpek veya aslan'ın kafasıyla tasvir edilmiştir. Ayak yerine pençeleri, bir çift kanadı ve bir akrebin kuyruğuna sahiptir. Ayrıca, sağ eli yukarı, sol eli ise aşağı doğru sarkar; ellerinin bu durumunun hayat ve ölüm veya yaratmak, yok etmek anlamlarına geldiği düşünülmüştür. Pazuzu, kuru dönemlerde kıtlık ve kuraklık, yağmurlu dönemlerde ise çekirge getiren Güney-batı rüzgârının ciniydi. Doğum sırasında anne ve bebeğe zarar verdiğine inanılan kötü niyetli tanrıça Lamaştu'dan korunmak için Pazuzu
Devamını Oku...

Sultan Ahmet Camii

İstanbul’da Ayasofya yakınında, aynı adla anılan semttedir. «Selâtin câmileri»nin (sultanlar tarafından yaptırılmış camilerin) en büyüklerinden, en güzellerinden biridir. I. Ahmet tarafından 1609-1616 yılları arasında. Mimar Mehmet Ağa’ya yaptırılmış, 7 yılda bitmiştir. Sultan Ahmet Camisi, eski bir Bizans sarayının arsası üzerine kurulmuştur. Orta kubbe, dört filayağına oturtulmuş, dört yarım kubbeyle çevrelenmiştir. Pencereleri çok olduğu için, içerisi son derece aydınlık, ferahtır. Mavi çinilerle kaplı olduğundan, Batı’da İngilizce’de «Blue Mosque», Fransızca’da «Mosquee Bleue» (Mavi Camî) diye tanınmıştır. 20.000’i aşkın olan çiniler caminin nakışhanesinde çizilip hazırlanmış, İznik’te
Devamını Oku...

1 Nisan 1923 - Mecliste seçimlerin yenilenme kararı alındı

Atatürk'ün, yeniden seçim kararı hakkındaki önergenin kabulü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşması: "...Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu Devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır; o da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır; o da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır!" Seçimin Yenilenmesi Hakkındaki Karar Münasebetiyle 1 Nisan 1923 Muhterem ve Aziz Arkadaşlarım! Yeni Türkiye devletinin ruh-u bünyanı hâkimiyet-i millîyedir. Milletin bilâkaydü şart hâkimiyetidir. Bir milletin hâkimiyetini müdrik olabilmesi ve onu emniyetle mahfuz tutabilmesi birtakım evsaf-i mahsusaya ve terbiye-i mümtazeye malikiyetiyle kaimdir. Bir milletin ki terbiye-i siyasiyesinde,
Devamını Oku...

Gençlik yerli malı kullanmaya çağrıldı

4 Nisan 1929 - İstanbul'da Darülfünun öğrencilerinin yaptığı toplantıda gençlik yerli malı kullanmaya çağrıldı. 29 Aralık 1932 - I. Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyayı etkisi altına alan 1929 Buhranı, dış ticaretteki daralma nedeniyle Türkiye’yi de olumsuz etkiledi. Çözüm olarak pek çok ülke korumacı önlemler alırken, Türk hükümeti de devletçiliği öne çıkaran iktisat politikalarını yürürlüğe koydu. Bu doğrultuda ithal mallara kısıtlamalar getirirken, gümrük vergileri yükseltildi ve halk yerli malı kullanmaya özendirildi. Bu zor dönemin kilit kelimesi “tasarruf”tu. Devlet bir yandan yeni gelir kaynakları yaratıp masrafları kısmanın çarelerini düşünürken, bir yandan da tüm yurtta yerli malı kullanma
Devamını Oku...

Atatürk'ün Hazar Gölü Hayranlığı

Atatürk Doğu Anadolu Gezisinde, Malatya'dan Diyarbakır'a giderken mola verilen Hazar Gölü kıyısında incelemelerde bulunuyor. 14 Kasım 1937 Atatürk'ün Hazar Gölü Hayranlığı Atatürk 14 Kasım 1937'de Diyarbakır'a giderken, Sivrice ilçesindeki "Gölcük" gölünü görünce çok duygulanır. Trenden inip, bir süre yürür. Sonra durup, göl üzerindeki dalgaları seyrederken etrafındakilere sorar: - "Gördüğünüz memleketler içinde en güzeli hangisidir?" Çoğunluk "İsviçre" der. Atatürk bunlara karşı çıkarak, Türkiye'nin en güzel memleket olduğunu söyler. Gökyüzüne doğru yükselen dağa bakar. Adının Hazar Baba olduğunu öğrenince Gölcük Gölü'nün "Hazar" olarak değiştirildiğini söyler. Köylüler etrafını sarınca Atatürk, -
Devamını Oku...

Süreyya Ağaoğlu

Atatürk’ü yakından tanıma şerefine erişmiş, onun hakkında pek çok hatırası olan Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu: “Ben Atatürk’ü çok genç bir yaşta tanıdım. Bir üniversite talebesi idim. Ailemle Ankara’ya gitmiştim. Fakat o zamanki tanımam sadece, güzel bir insanı seyretmekten ibaretti. İkinci defa tahsilimi bitirdikten sonra Ankara’ya gittim ki o zaman Latife Hanım’la evliydi. O zamanlar aile münasebetimiz çok ileriydi. Bu vesile ile çok sık görme imkânım oldu. Atatürk’e meftun olan insan sıfatıyla her hareketinden bin mana çıkartan bir halimiz vardı. Yalnız benim değil. Herkesin, genç–yaşlı… Herkesin hali oydu. Biz iki kardeş Tezer ve ben… Atatürk’ü yakından tanımak şerefine nail
Devamını Oku...

Bozkurt - Lotus Davası

Atatürk ve Mahmut Esat Bozkurt, Genç Cumhuriyetin İlk Hukuk Zaferi: Bu yazıda; uluslararası topluma eşit bir üye olarak katılmak isteyen genç Türkiye Cumhuriyeti ile Osmanlı dönemindeki kapitülasyonların avantajlarından yararlanmak isteyen Fransa arasındaki uyuşmazlık ve akabinde Genç Cumhuriyetin elde edeceği ilk uluslararası hukuk zaferi ele
Devamını Oku...

Yitirdiklerimiz: 5 Nisan 1900 = Gazi Osman Paşa öldü

(1 Ocak 1832, Tokat - 5 Nisan 1900, İstanbul) Asıl adı Osman Nuri'dir. Önce Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi’ne, 1844’te dayısının ders nazırı bulunduğu askeri idadiye yazıldı. Buradaki 5 yıllık tahsisinin ardından Mekteb-i Harbiye’ye girdi ve 1853 yılında mülazım-ı sani rütbesiyle (Teğmen) okuldan mezun oldu. 24 Nisan 1872 tarihinde Ruslar Osmanlı Devletine savaş ilan ettikleri sırada Osman Paşa Vidin’deki Garp Ordusu kuvvetleri kumandanlığında bulunuyordu. Kendisine verilen emir üzerine Vidin’den 25.000 kişilik kolordusu ile 7 Temmuz 1877 tarihinde Plevne’ye ulaştı. Osman Paşa hiçbir savunma tesisi bulunmayan Plevne’yi çepeçevre kazdırdığı siperler ve toprak tabyalarla kuvvetli bir savunma merkezi haline getirdi. Bu döneme kadar
Devamını Oku...

İskeçe Türk Gençler Yurdu--- 1927

İskeçe Türk Birliği'nin Tarihi Batı Trakya Türk Azınlığı'nın ilk Derneği olan "İskeçe Türk Gençler Yurdu" kentin ekonomik yapısıyla bağlantılı bir toplumsal ihtiyacı karşılamak üzere kurulmuştur. "Dünyanın en kaliteli tütünü"nün üretilmesiyle anılan İskeçe ve civarı köylerde tütüncülük onyedinci yüzyıldan itibaren halkın başlıca geçim kaynağını teşkil ediyordu. Ayrıca İskeçe'de bulunan tütün fabrikaları yani "tütün mağazaları" da bölge halkı için iş imkânı sunuyor ve kente civar illerden sezonluk işçiler geliyordu. 1926 yılına gelindiğinde İskeçe'deki tütün mağazalarında haftalıkları her Cuma günü ödenen yaklaşık 7.500 tütün işçisinin çalıştığı tahmin edilmektedir. Yaşanan ekonomik
Devamını Oku...

Pano


Popüler

Anadolu'da Türk Siyasi Birliğinin Sağlanması

Osmanlı Devleti Balkanlarda üstünlük kazandığı dönemde, Anadolu’da siyasi birlik henüz sağlanamamıştı. Anadolu’daki Türk
Devamını Oku...


Yunus Emre Hangi dönemde yaşamıştır?

Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre 1240 yılında Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış ve 1320 yılında
Devamını Oku...


İstanbul'un Dağları Hangileridir?

İstanbul'da ki Dağların Adları Nelerdir? İstanbul il sınırları içinde yüksek dağlar yoktur. Dağlar 1000 metre nin altındadır. En
Devamını Oku...


Gelin Koçu Getirme Âdeti

Nişanlı Kıza Gelin Koçu Getirme Âdeti diğer bir adıyla “gelin koçu” âdetini paylaşacağız bugün. Kurban bayramı yaklaşırken pek
Devamını Oku...


Çimpe Kalesi'nin Alınmasının Önemi

Çimpe kalesi, Balkan topraklarının Güneydoğu kıyısında Gelibolu’da bulunmaktadır. Bu kale 14. yüzyılın ortalarında yani 1352 yılında
Devamını Oku...



Toplam Makale: 7675 Toplam Görüntülenme: 3996591

Pano

Balkanlar

Edirne

Haftanın Kitabı